Dram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2023 Pazar

(BCP Temmuz) Doctor Cha (Dizi Tanıtım ve Yorum)

BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında iki yılı arkamızda bıraktık. Bu yıl da etkinliğimize devam ediyoruz. Etkinlik için her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayın. Etkinliğe katılmak isterseniz yorumlarda belirtin. :) (Etkinliğe katıldıysanız diğer üyelerin yazılarına yorum bırakmayı unutmayın.)  Temmuz ayının teması ise; Komedi, Mizah ve Alman Edebiyatıydı. Diziyi komedi teması için ayın başında izledim. Videolarına sıkça rastlasam da asıl izleme sebebim Bez Cadıları nın dizinin tanıtımını yapmasıydı. Dizimizin konusuna gelecek olursak;

Ablamız tıp mezunu olmasına rağmen yirmi yıl önce kendini ailesine ve çocuklarına adama kararı almış. Eşi de doktor ama uzun süredir aralarında bir soğukluk var.  Beklenmedik bir anda gelen hastalık ve bu duruma karşı eşinin ve kayınvalidesinin tutumu ablamızı üzüyor. Ameliyat sonrası daha önce verdiği tüm kararları gözden geçirmeye karar veriyor. Çalışıyor, sınava tekrar giriyor, oğlu ve eşinin çalıştığı hastanede staja başlıyor. Ama akraba olduklarını kimseye söylemiyorlar. 

1 Mayıs 2023 Pazartesi

Call It Love (Dizi Tanıtım ve Yorum)

Kızımız, bankada çalışan ablası ve polis memuru olmak için uğraşan erkek kardeşiyle birlikte yaşıyor. Sivri dili ve küstahlığıyla çevresinde kimseyi barındırmayan kızımızın tek yakın arkadaşı liseden beri tanıdığı Jun. Babası, 13 yıl önce evdeki tüm takı ve parayı alıp annesinin en yakın arkadaşıyla kaçmış. Kızımızın öfkesi öyle büyük ki, bunu gözlerindeki ateşten ve yüzündeki durağanlıktan anlamak mümkün. Babasının ihanetinden sonra annesi kanser olmuş ve kızımız liseden sonra kendini çalışıp ailenin ihtiyaçlarını karşılamaya adamış. Bunca yıldan sonra babasının ölüm haberini alıyor ve büyük bir öfkeyle cenaze törenine gidip içinde yanan ateşi olduğu gibi babasının kaçtığı kadına püskürtüyor. Henüz bitmedi...

2 Şubat 2023 Perşembe

(BCP Ocak) Sol Ayağım - Christy Brown (Kitap Tanıtım ve Yorum)

BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında iki yılı arkamızda bıraktık. Bu yıl da etkinliğimize devam ediyoruz. Etkinlik için her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayın. Etkinliğe katılmak isterseniz yorumlarda belirtin. :) (Etkinliğe katıldıysanız diğer üyelerin yazılarına yorum bırakmayı unutmayın.) Ocak ayının teması Gerçeğe Dayanan Olaylar, Biyografiydi. Anı ve Hatıraların da kabul göreceğini söylemiştik. Ne okuyayım diye düşünürken ilk aklıma gelen Bir Bedenin Gerçeği kitabı oldu. Üç sene olmuş okuyalı ama hala etkisi devam ediyor üzerimde. Çok akıcı bir kir kitap değildi ama kafamı karıştırıp pek çok şeyi sorgulatmayı başarmıştı. (Bir Bedenin Gerçeği kitabının yorumu için tıklayın.) Ben bu tema kapsamında Christy Brown un Sol Ayağım kitabını okudum ve bayıldım.

(Doğuştan beyin felçli olan Christy Brown, konuşmasını ve hareketlerini kontrol edemiyordu. Ama zekâsı ve cesareti onun okuma ve yazmayı, resim yapmayı ve daktilo kullanmayı öğrenebilmesini, hatta bu kitabı yazabilmesini sağladı.
Christy Brown, kendi yaşam öyküsünü kaleme aldığı bu kitabında bütün bunları öğrenebilmek için sol ayağını kullanarak nasıl büyük bir mücadele verdiğini ve hayata nasıl tutunduğunu anlatıyor. Sol Ayağım, Christy Brown’ı Daniel Day-Lewis’in canlandırdığı aynı adlı, çok başarılı bir filmle beyaz perdeye de uyarlanmıştır.)

4 Eylül 2022 Pazar

Nobody Knows (Dizi Tanıtım ve Yorum)

Her şey 19 yıl önce, kızımız henüz lisedeyken en yakın arkadaşının bir seri katil tarafından öldürülmesi ile başlıyor. Arkadaşının ölmeden önceki son aramasını açmadığı için sürekli kendini suçlayan kızımız, kısa süre sonra katilden bir telefon alıyor. Katil bu konuşma sırasında kızımızı psikolojik olarak yerle bir ederken son cinayetinin arkadaşı olduğunu söylüyor. Kızımız ise polis katilin peşini bırakmasın diye katilin telefonda tekrar öldüreceğini söylediğinden bahsediyor.

Geliyoruz günümüze. Kızımız sağlam bir polis olmuş ve hala bu seri katilin peşinde.  19 yıl önceki davayı tekrar incelemek ve o zamanlarda bulunmayan imkanlarla delilleri tekrar gözden geçirmek niyetinde. Bir ipucu buluyor da. Peşine düştüğünde ise hayatının amacı haline gelmiş olan katil ile karşılaşıyor. Ama hiç de beklediği gibi değil.

Bir yandan da polis kızımız yeni bir binaya taşındığında alt katında oturan minik çocukla zaman içinde gelişen ilişkilerini görüyoruz. O minik çocuk artık sekizinci sınıfta. Bir süre sonra abla kardeş gibi olan ikilimizi büyük bir trajedi bekliyor.

24 Mart 2022 Perşembe

(BCP - Mart) Doctor Prisoner (Dizi Tanıtım ve Yorum)


BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında bu yıl da etkinliğimize devam ediyoruz. Etkinlik için her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayın. Etkinliğe katılmak isterseniz yorumlarda belirtin. :) (Etkinliğe katıldıysanız diğer üyelerin yazılarına yorum bırakmayı unutmayın.)

Mart ayının teması 14 Mart Tıp Bayramı sebebiyle Tıptı. Bu sebeple listemdeki dizilerden birini izlemeye karar verdim. Bir de Tess Gerritson dan bir kitap okurum diye düşündüm. Yetişirse onu da ekleyeceğim.

16 Bölüm

Daha ilk bölümüyle beni etkilemeyi başardı. Dizi; tutuklu olarak hapishanede bulunan, kendisi gibi güçlü tanıdıkları olan bir kadının hastalık bahanesiyle hapisten çıkıp hastaneye yatmaya çalışmasıyla başlıyor. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın bunu başaramıyor. Ta ki zeki ve kurnaz doktorumuz ona sağlam bir neden ve ihtiyacı olan semptomları sağlayacak maddeleri söyleyene kadar. Suçlu kadından istediği tek şey ise, yakında hapse girecek olan biriyle görüşebilmek için belirli bir hapishanenin sağlık bölümünde görevlendirilmesini sağlaması. Nedenini ise kısa zaman sonra öğreniyoruz. 

Aslında üç yıl öncesine kadar güçlü ve başarılı olan doktorumuz çalıştığı hastanede imkanı olmayanları tedavi edip gerekirse parasını kendi cebinden verecek kadar naif ve güzel bir kişiliğe sahipmiş. Lakin hastane yönetiminin istediği ve baskı yaptığı bir imzayı atmayı istemeyerek kabul etmek zorunda olmasıyla başlayan olaylar silsilesi doktorumuzu karanlığa doğru çekmeye başlar. Hastanenin hatırı sayılır destekçilerinden olan zengin birinin şımarık oğlu, trafikte bir canavara dönüşüp zincirleme kazaya sebep olur ve kendisinin burnu bile kanamaz. Kaza sırasında doktorumuzun eski hastalarından olan engelli hamile bir kadın ve eşi çok kötü yaralanır. Doktorumuz hamile kazazedeyi ameliyat ederken odaya dalıp ortalığı karıştıran kişi trafik kazasına sebep olan şımarık veletten başkası değildir. Ameliyattaki hastasını kaybetmesi yetmezmiş gibi bir de hastane ve şımarık veledin birlik olup doktorumuzu işinden etmesi bardağı taşıran son nokta olur.

18 Mart 2022 Cuma

Deniz Duası - Khaled Hosseini (Kitap Tanıtım ve Yorum)

 Arka Kapak;

Uçurtma Avcısı, Bin Muhteşem Güneş, Ve Dağlar Yankılandı romanları ile tüm dünyada milyonlar tarafından okunmayı sürdüren Khaled Hosseini’den olağanüstü bir ağıt! Hosseini’nin, 2015 yılının Eylül ayında, Avrupa’da güvenli bir yere ulaşmaya çalışırken Akdeniz’de boğulan ve cansız cesedi kıyıya vuran üç yaşındaki Suriyeli mülteci Aylan Kurdi’nin hikayesinden esinlenerek kaleme aldığı Deniz Duası, mülteci sorununa son derece çarpıcı bir bakış getiriyor. Suriyeli bir babanın, sonu belirsiz bir yolculuğa çıkmadan önce, oğluna yazdığı bir mektup şeklinde tasarlanmış olan metin, savaştan ve zulümden kaçarken denizlerde kaybolan binlerce mülteciye adanmış. Deniz Duası’nın tüm gelirini, iyi niyet elçisi olarak görev aldığı Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Khaled Hosseini Foundation’a aktaran Hosseini, (UNHCR) mülteci kamplarını ziyaret etmeye, çeşitli platformlarda bu sorunu dile getirmeye ve bağış toplamaya devam ediyor.

"Ama o hayat, o dönem şimdi bana bile sahte geliyor, unutulup gitmiş bir söylenti gibi."

Deniz duası, Eylül 2015'te Avrupa'da güvenli bir yere ulaşmaya çalışırken Akdeniz'de boğulan üç yaşındaki Suriyeli mülteci Aylan Kurdi'nin hikâyesinden esinlenilerek yazıldı. Aylan'ın ölümünden bir sonraki yıl, benzer yolculuklara çıkan 4176 mülteci öldü veya kayboldu. Bu kitap, savaştan ve zulümden kaçarken denizlerde kaybolan binlerce mülteciye adanmıştır.

Yazarın Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş kitaplarını 2014 te okumuştum. Özellikle Uçurtma Avcısı beni derinden yaralamıştı. Geçen sene kitap alışverişi yaparken bu kitabını gördüm ve aldım. Kitap, mülteci bir babanın yolculuk sırasında kucağındaki evladına yazdığı kısacık bir mektup. Bol resimli ve güzeldi ama çok kısaydı. Toplasak yarım sayfa ancak eder. Şöyle dört beş sayfalık uzunca bir mektup olsa çok daha güzel olabilirdi. Savaş öncesinde Humus, bir babanın çaresizliği ve çocukluk anıları hakkında daha çok şey anlatılabilirdi. Yine de güzel.


8 Ocak 2022 Cumartesi

Turner and Hooch ve Maid (Dizi Tanıtım ve Yorum)

 
Acemi bir polis olan Turner, vefat eden babasının vasiyetiyle; büyük ve bol salyalı bir köpek olan Hooch un yanında kalmasına izin verir. Lakin çocukluğundan beri hayvanların içinde büyümesine rağmen bu salya yumağını nasıl zapt edeceğini bilemez. Bu konuda polis köpeklerinin eğitimine yardımcı olan birinden yardım almaya başlayacak ve her bölüm Hooch hakkında bilmediği şeylerin farkına varacak. Her bölüm Hooch, Turner a çalıştığı davalarda  yardımcı olacak. En önemlisi ise kız kardeşi ile birlikte babasının ölmeden önceki son davası hakkında araştırmalar yapıp, büyük bir davanın peşinden koşacaklar. Birbirinden tuhaf iş arkadaşlarıyla bezeli olan dizimiz daha çok komedi üzerine yoğunlaşıyor. Eğlenceliydi.

Maid

30 Kasım 2021 Salı

(BCP - Kasım) Kırmızı Pazartesi - Gabriel García Márquez


BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayın. Etkinliğe katılmak isterseniz yorumlarda belirtin. :) (Etkinliğe katıldıysanız diğer üyelerin yazılarına yorum bırakmayı unutmayın. Yazı yayınlamasanız dahi vakit bulduğunuzda grup üyelerinin yazılarına uğramayı ihmal etmeyin.)

Kasım ayının teması; Nobel Ödülü Almış Bir Yazar/ Oscar Ödülü Almış Film - Yönetmen. Bilgisayarım bozulduğu için bloğu boşladığım bir ay oldu benim için. Ara ara girip diğer blogları ziyaret etmeye çalışsam da, başarılı olamadım pek.  Etkinliğimiz sayesinde ayı boş geçirmemek için Kırmızı Pazartesi kitabını okumaya karar kıldım.

Yazarımız; Gabriel García Márquez (6 Mart 1927 – 17 Nisan 2014), tüm Latin Amerika'da Gabo lakabıyla bilinen Nobel Edebiyat Ödüllü(1982) Kolombiyalı yazar, romancı, hikâyeci ve oyun yazarıdır. 

Arka Kapak:

Kolombiyalı büyük yazar Gabriel García Márquez’in 1981’de yayımlanan yedinci romanı Kırmızı Pazartesi, işleneceğini herkesin bildiği, engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir namus cinayetinin öyküsü. Hem Kolombiya’da, hem de yayımlandığı dünyanın dört bir yanındaki pek çok ülkede sarsıcı etkileri olmuş bir roman. Usta yazar, çocukluğunu geçirdiği kasabada yıllar önce yaşanmış bir cinayet olayını aktarıyor. Romanın kahramanı Santiago Nasar’ın öldürüleceği daha ilk satırlardan belli, ancaksonun baştan belli olması, kitaba sürükleyiciliğinden bir şey kaybettirmiyor.

Kırmızı Pazartesi, yalnızca bir cinayetin arka planını değil, bir halkın ortak davranış biçimlerinin potresini de çiziyor. Böylece, sonuna dek ilgiyle okuyacağınız bu kısa ve ölümsüz roman, bir toplumsal ruhçözümü niteliği de kazanmış oluyor.

25 Temmuz 2021 Pazar

Isteri Dalam Sangkar (Malezya Dizisi Tanıtım ve Yorum)

Şimdi sizlere seveni olsa da bana göre izlediğim en kötü Malezya dizisinden bahsedeceğim. Dizi Kafesteki Kadın kitabından uyarlanmış.

Kızımız Aysah, ailesini kaybetmesinin ardından ailesinin mal varlığı olan eve yani yanına teyzesi ve iki kuzeni taşınır. Aysah bu evin sahibi olmasına rağmen artık evin hizmetçisi konumundadır. Teyzesi ve kız kuzeni kendisine sürekli zorbalık eder. Erkek kuzeninin ise  yüzüne taktığı iyilik maskesi bir süre sonra düşer. Aysah ı bütün köylü sever sevmesine ama kimsenin aklına bu durumu yetkililere bildirmek gelmez nedense. Aysah ın en yakın arkadaşı Ros ve İqram her ne kadar her türlü desteği gösterseler de evde gördüğü zulmü engelleyemezler. 

Gelgelelim günün birinde büyük bir şirketin varisi olan kibirli mi kibirli İskender ve kardeş gibi beraber büyüdükleri Haziq in yolu Aysah ın köyüne düşer. İskender ve Aysah ın yolları bir araba kazası sonucu birleşir ve bir sebeple başbaşa kaldıkları odada köy sakinleri tarafından basılırlar. Geleneklere göre evlenmeleri şarttır lakin İskender gibi egoist bir zengin veledin, hakir gördüğü aysah gibi bir köylü ile evlenmeye niyeti yoktur. Yapılan baskılar sonucu ikili evlendirilir ve İskender herkesten gizleyeceği karısını evde hizmetçi muamelesi göreceği şehirdeki evine götürür. Zamanla ona olan duyguları değişecektir. Yakınlarından sadece Haziq in haberi vardır bu evlilikten ve o Aysah a elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışacaktır. Lakin her şeyden habersiz olan İskender in annesi oğlunu evlendirme planları yapmaktadır.


(Sol üst - Haziq-Aysah-İskender
Sağ üst - Aysah 
Sol alt - Aysah ın kuzenleri ve teyzesi
Sağ alt - Aysah ve arkadaşları İqram ve Ros)

Gelelim bol spoilerlı ve bol eleştirili bölüme;

29 Mayıs 2020 Cuma

The Dressmaker ve No One Lives (Film Tanıtımı)





Düşlerin Terzisi - The Dressmaker

On yaşında gönderildiği kasabaya on beş sene sonra dönen baş karakterimiz, kasabalı tarafından pek hoş karşılanmaz. Nedeni ise, birini öldürdüğü için kasabadan gönderilmiş olmasıdır. Fakat, bahsedilen olayı kendisi hatırlamamaktadır. Küçükken yaşadıklarını hatırladıkça, kasabalıların ona küçükken de pek hoş davranmadıklarını öğreniyoruz. Pek çok ülke gezmiş ve modacıların yanında senelerce çalışmış olan kızımız, pejmürde bir halde yaşayan annesinin yanına geri dönüyor. Eve çeki düzen veriyor. Bir taraftan kasabalı tarafından katil muamelesi görmesinin ardındaki gerçekleri bulmaya çalışıyor. Bir yandan da kendisinden hoşlanmasalar bile, diktiklerini gördükçe tüm kasaba kapısında sıraya giriyor. Geçmişin ve geleceğin trajedileri birbirine karışınca, aradığı gerçekler bile toparlanmasına yardımcı olmuyor. Sakin bir dram filmi isteyenler için tadında bir filmdi. Ben sevdim ve finaline bayıldım.




Herkes Ölecek - No One Lives

Kanlı sahnelerden korkmuyorsanız, bu gerilim filmi tam size göre. Film bir çiftin taşınma yolculuğu ile başlıyor. İkili, yemek yemek için durdukları bir yerde, suç çetesi ile karşılaşıyorlar. İçlerinden biri tam bir psikopat. Bu ikiliyi kaçırıp araçlarına el koyuyor. Eve getirdiği aracın bagajından beklenmedik bir şey çıkıyor; elleri ve ağzı bağlı genç bir kız; Emma. Bu kız, hakkında kayıp ihbarı bulunan, bir seneden fazla süredir aranan bir kız. Meğer bagajından çıktığı arabanın sahibi olan adam pekte masum değilmiş. Seri katil olduğu anlaşılan bu adam, Emma nın bu suç çetesinin elinde olduğunu öğrenince yeni bir av başlıyor... Çok iyi değildi ama benim gibi gerilim seven ve kanlı sahneleri kaldırabilenler için idare eder.



Dr. Dolittle ı da izledim ama hakkında ne düşüneceğimden emin değilim. Hayvanların konuşmaları çok komikti. Yine de daha ciddi bir macera bekliyordum ben. Bazı şeyleri gözden kaçırdığımı düşünüyorum.  Tekrar izleyip ona göre bir şeyler yazmak istiyorum.

Siz neler izliyorsunuz?

(Resimler alıntıdır.)

15 Kasım 2017 Çarşamba

Antabus - Seray Şahiner (Tanıtım ve Yorum)



Antabus kitabını almam biraz maceralı oldu ama bundan daha sonra bloğumda bahsedeceğim. Antabus kitabinı, Aslı Erdoğan in Kabuk Adam kitabıyla beraber yanımda taşıyorum. Bu sıralar göçebe gibi yaşamak zorunda olduğumdan mütevellit, ince kitaplar olması hasebiyle okumak kolay olur diye düşündüm. Biraz vaktim vardı Antabus a başladim. Seray Şahiner den okuduğum ilk kitap. Dili akıcı ve esprili. Kitabın daha dramatik olduğunu düşündüğüm için erteliyordum. Lakin yaşamdan soğuduğu için, hiçbir aciyi artık ciddiye alamaz duruma gelmiş bir kadının ağzından acıtasyon yapmadan dinliyoruz hikâyesini.  Seray Şahiner in yazımını sevdim. Diğer kitaplarını da alacağım inşallah.

Konumuzdan kısaca bahsedecek olursak;

2 Şubat 2015 Pazartesi

Hiçliğin Kıyısında - J.A. Redmerski



Hımmm. Kitabın üzerine bir kaç kitap okuyunca konuyu toparlamak zor oluyor. Neyse ki hatırladım.

Yirmi yaşındaki, sıradan ve monoton bir hayat yaşamak istemeyen kızımız Cam, sevgilisi öldüğünden beri, en yakın arkadaşı Nat ve Natin sevgilisi Damon haricinde kimseyi hayatına dahil etmez.

Toplumun beklentilerini karşılamak üzerine kurulu bir hayat istemez ve bu durum Cam i huzursuz ve mutsuz eder.

Bir gün Nat in israrlarıyla gece kulübüne giderler. O gece olanlar Cam in yaşadığı hayattan kopuş noktasıdır. Sahip olduğu tek şeyi de kaybedince çantasina attiği üç beş eşyayla bir otobüse atlar ve plansız bir yolculuğa çıkar. 

Andrew ise Camın bindiği otobüse binip arka koltuğuna oturan, sert görünümlü, cüretkar ve inanılmaz komik çocuktur. 

Herşey Cam in , Andrew in dinlediği müzikten rahatsız olmasıyla başlar. Çok ciddi ve sert bir şekilde Andrew i uyarır. Cam ın nazik ve kırılgan görüntüsüyle bunu yapması Andrew in ilgisini çeker. Andrew in yolculuk nedeni ve hayata bakışı aslında hiçte göründüğü kadar sığ olmadığını gösterir.

İkilimiz bir şekilde yol boyu sohbet eder. Cam etrafındaki tehlikenin farkında bile değildir.
Yollar ayrılır, tehlike yaklaşır ve kurtarıcımız kendini tehlikenin kucağına atıp kızımızın hem hayatını hem ruhunu kurtarır.




Kitap aslında kısaca, başkalarını memnun etmeye çalışarak yaşamanın aslında yaşamak olmadığını anlatıyor.Bu hayatı asi bir yaklaşımla karşılayın demek değil. Saygı çerçevesinde başkalarına zarar vermeden, herkes dilediği şeyi sevmekte ve yapmakta özgür olmalı.Neyi sevdiğinize başkalarının karar vermesine müsade ederek kendimiz takıyoruz kelepçeyi ayağımıza. 
Neyse ben bu konuya girersem yazarım da yazarım. Burada bırakalım :)

Kitabın son bölümü her nekadar sevimli olsada, bu şekilde değilde tam olarak zanettiğimiz şekilde bitseydi gerçekte benim için unutulmaz bir kitap olurdu. Artık hayatın amacı haline gelmiş o meşhur yolculuk yapılmadan kitap sona erseydi birazcık yarım kalmış gibi olabilirdi. Tamam ya bildiğin yarım kalmış olurdu.Ama ben o kağıt parçasında yazılanlanlarla paramparça olmuşken, herşeyin bu kadar çabuk toparlanmasına kızmış olabilirim. Belki biraz...

(Uyumsuz serisinin finalinden bir çok kişi memnun değil. Yazarın acımasız bir son yazdığını kabul ediyorum ama bu final bu seriyi benim için apayrı bir yere koydu. Final bana göre müthişti ve klasik bir final yerine böyle bir final yazdığı için Veronica yı yanaklarından öpmek istiyorum. Ayrıca Veronica Rothla aynı yaştayız. Daha ne diyeyim ki! )



Kitap Alıntıları için Tık Tık. Tanıtım yazısıyla aynı sayfada yayınlayınca sanki yazı çok uzuyormuş gibi hissediyorum. Henüz karar verebilmiş değilim. :)

Tanıtım Bülteninden;

Yirmi yaşındaki Camryn, alışılmışın dışında bir yaşam tarzı düşlemektedir. Fakat başına gelen trajediler bu yaşamı kendisinden zorla çekip alınca, ilk bulduğu otobüse atlayarak varış noktasını bilmediği bir yolculuğa çıkar. Çıktığı bu kendini yeniden keşfetme yolculuğunda, kendisi gibi nereye gideceğini bilmeyen, Andrew Parrish adında biriyle tanışır. Fakat Andrew’un da bazı karanlık sırları vardır…

Andrew yolculukları esnasında Camryn’e kimseye bağlı kalmadan, içinden geldiği gibi yaşama, en derin ve kuytu arzularına teslim olma sanatını öğretir. Ancak Andrew’un ondan gizlediği sır yolun sonunda kendisini beklemektedir. Bu sır ikiliyi bir araya getirebilecek midir, yoksa onları sonsuza dek birbirlerinden ayrılmaya mı mahkûm edecektir?

“Hiçliğin Kıyısında mı? ‘Muhteşemliğin Kıyısı’na ne dersiniz? Çünkü şu anda tam olarak bu durumdayım.”
-USA Today-

Yayın Evi: Ephesus
Çevirmen: Süreyya Çalıkoğlu
Sayfa Sayısı 472













(Kitaplardan Alıntılar) Hiçliğin Kıyısında - J.A. Redmerski







29 Ocak 2015 Perşembe

On Küçük Nefes - K. A. Tucker




Konumuz bilindik. Yaşadıklarıyla baş edemeyip geçmişinden kaçan iki insan.
Kacey; dört yıldan beri neredeyse her gece çığlıklarla uyanıyor. Her seferinde annesi, babası, en yakın arkadaşı ve erkek arkadaşıyla geçirdiği trafik kazasını tekrar ve tekrar yaşıyor. Her defasında arabanın içine sıkışmış halde yanındakilere sesleniyor. Her defasında annesinin son nefesini verişini izliyor. Ailesinden geriye kalan tek şey kardeşi Olive.



Kazanın ardından teyzesi ve eniştesiyle kalmaya başladıktan bir kaç sene sonra eniştesi Olive e sarkıntılık edince, Kacey kardeşini de alıp bambaşka bir şehre kaçar. Miami...
Bir ev bulurlar ve hemen yerleşirler. Yeni bir şehir, yeni bir hayat demek ve yepyeni imkanlar. Bir de sabahın altısında rock müzik açan komşusu olmasa... Ve hayır. Yanlış tahmin. Yan komşusu ilerde kalbini çalacak yakışıklı çocuk değil.

Trent ise bambaşka bir mevzu. Pek bahsetmek istemiyordu. Zaten kısacık bir kitap. Olaylar klasik bir şekilde başlıyor. Ama çok farklı bir şekilde ilerliyor.



Ufak miktarda spoiler içerir. Ama korkmayın. Sürprizi bozmamaya çalıştım. :)

 Konu olarak geçmişinden kurtulamamış iki kişinin  sorunlarla baş etme çabası ile ilgili klasik bir kitap. Tabii finale doğru patlattığı bomba ile farkını ortaya koyuyor. ^^


Fırtına nın saldırıya uğradiğı gecenin ardından Trent ve Kacey nin yaptığı konuşma sonrası ben final öncesi patlak verecek olayı tahmin ettim. Kitabı sıradan -yaralı iki insanın yakınlaşıp sorunları birlikte aştığı- kitaplardan farklı kılan da bu zaten. Her ne kadar patlak verecek olan olayı çok öncesinden tahmin etmiş olsam bile, Kacey nin gerçekleri öğrendiğinde yaşadığı şoku iliklerimde hissettim.


Kitap hoşlandığım şeylerden biri ise ufak meselelerle beni şaşırtması. Misal Kaceynin rock müzikle uyanması sonucunda tanışması muhtemel kişinin erkek karakter olmasını beklemiştim. Bu durum neredeyse klişeleşmiş bir hale geldi. Bunun farklı bir şekilde sonuçlanmasını sevdim.

Ayrıca o çatlak doktora bayıldııımmmm. :)



28 Ocak 2015 Çarşamba

Sınırları Zorlamak - Katie McGarry



Echo...
Zengin, zeki, çalışkan, popüler bir sevgilisi olan popüler bir kız.
Her şey neler olduğunu hatırlayamadığı bir gecede değişti. O geceden hatıra kalan tek şey, kollarında bulunan yara izleri. Kimse ne olduğunu bilmiyor. Ortalikta dolaşan dedikoduların hiçbiri gerçeğin yakınına yaklaşamaz. Echo artık eldivenlerle gezen, kazaklarinin kollarini parmak uçlarına kadar çeken, yemek aralarını kütüphanede geçiren ve kimseyle konuşmayan biri.

 - Büyümek, zor kararlar vermek demek ve doğru şeyi yapmak her zaman iyi hissettiren şeyi yapmak anlamına gelmiyor -

Noah...
İki sene öncesine kadar okulun en başarılı öğrencilerinden biridir. Anne babasının ölümünden sonra iki erkek kardeşi ve kendisi ayrı ailelere verilir. İlk gözetmen aileyle yaşadığı sorun sonrası herşey ters gider. Artık o, hovarda, ot çeken, geleceğini boş vermiş biri.

- “En sevdiğim insan hakkında yazdım, ağabeyim Noah. Birlikte yaşamıyoruz, o yüzden birlikte değilken yaptığını hayal ettiğim şeyi yazdım.”
“Peki nedir o?" diye sıkıştırdı, tıknaz adam.
“Tehlikedeki insanları kurtaran bir süper kahraman o, çünkü o beni ve kardeşimi bir kaç yıl önce bir yangında ölmekten kurtardı. Noah, Batman’den daha iyi.” Kalabalık kıkırdadı.
“Ben de seni seviyorum, kardeşim.” -


Ama herşey, okula yeni gelen danışmanının ofisinde karşılaşmaları ile değişir. Başta ikiside bu terapivari görüşmelere katılmak istemese de Echo nun baba faktörü ve Noah ın geçerli sebepleri devam etmelerini sağlar.

İki yaralı insanın birbirlerini anladıklarını fark etmeleri ve birbirlerine duygular beslemeleri fazla sürmez.


- Gözleri, benim gözlerimi buldu. “Peki, bu bizim için ne demek oluyor?”
Alnımı, onun alnına dayadım. “Benimsin demek oluyor. -

- Luke, içimde kelebeklerin çırpınmasına neden olurdu. Noah mutant pterodactyllere neden oluyor. -

- Bu sonbahar, sirenleri okuduk; erkeklerin onlar için her şeyi yaptığı, çok güzel ve sesleri büyüleyici kadınlar hakkındaki Yunan mitolojisi saçmalağı. Mitoloji saçmalığı, görünen o ki gerçekmiş, çünkü onu her gördüğümde, aklımı kaybediyorum -

Ne yazık ki, ikisininde halletmesi gereken çok önemli meseleler vardır. Echo hatırlamaktan korksa bile o gizemli gecede olanları bilmek için herşeyi yapmaya hazırdır. Ve tek istefiği normal bir hayata sahip olmak.Noahla birlikte olmak bunu ona veremez. Noah ise iki kardeşinin velayetini almak için tüm yolları denemeye hazır.


- Aklımın bir parçasını kaybettim zaten. Kalan kısmı için sana güvenemem. -

Hiçbirşey kolay olmayacak. Aslında herşey bizim olayları nasıl gördüğümüz ve görmek istediğimizle ilgili.




Spoiler içerebilir.

Başlarda Echo nun babasına ve üvey annesine bu kadar öfkeliyken, bu kadar pasif davranmasına kızmıştım aslında. İçinde biriktirdiği tüm düşünceler, dışarı yansıtılmayı hak edecek kadar yoğun ve ağırdı. Sonrasında çektikleri ve olayların onu nasıl yaraladığını görünce anlayışla karşıladım.

Noah ın kardeşlerini bu kadar isterken, böyle serseri bir hayat sürmeye devam etmesi biraz ... Nasıl desem yanlıştı.

Her ne kadar Grace e uyuz olsamda koridorda Echo yu azarlarken söylediklerinde sonuna kadar haklıydı. Yiğidi öldür hakkını yeme.

Kitabı sevmemdeki bir başka sebep,  hani olur ya genel olarak kitaplarda baş karakterin ayrılıkları veya barışmaları büyük olayların akabinde gerçekleşir. Yani böyle bir durum için patlak verecek bir olay vardır. Bu kitapta buna gerek yok. Öyle sıcak, öyle kırgın, öyle narin, öyle samimi bir hikayeki.

Ahh Echo nun olayları hatırladığımda yaşadığı hayal kırıklığı beni bile yaraladı. Spoiler vermemek adına kim veya ne olduğunu söylemiyeceğim. Ama o zatı muhteremin Echo için çabalamaması beni çok öfkelendirdi. Gerçeği öğrenmemiz ortamı bir nebze yumuşatsa da Echo nun ikinci planda kalıyor oluşunu değiştirmiyor.




Son olarak kitap kapağını pek beğenmedim. Sınırları Zorlamak güzel bir isim bu kitap için. Kapak fazlasıyla yavan kalıyor.

Arka kapaktan;

Birbirleri için çok yanlış… ve bir o kadar da doğrular.

Echo Emerson'ın, sporcu sevgilisi olan popüler bir kızdan, hakkında dedikodular dönen, kollarında 'tuhaf' yaralar olan dışlanmış bir kıza dönüştüğü akşam neler olduğuna dair kimsenin bir fikri yoktur. Echo bile o korkunç akşama dair tüm olanları hatırlayamıyordur. Tek bildiği, her şeyin tekrardan normale dönmesini istediği.

Oldukça yakışıklı ve siyah deri ceketli çapkın ama yalnız Noah Hutchins, şaşırtıcı anlayışıyla hayatına girdiğinde Echo'nun dünyası asla hayal edemeyeceği bir biçimde değişir. Oysa ortak hiçbir noktaları olmaması gerekirdi. İkisinin de tuttuğu sırları düşünürsek, beraber olmaları oldukça imkânsızdı.

Fakat aralarındaki çekim bir türlü geçmek bilmez. Echo, sınırları daha ne kadar zorlayabileceklerini ve ona sevmeyi yeniden öğretebilecek tek bir adam için neleri göze alabileceğini kendisine sormak durumunda kalır.
(Tanıtım Bülteninden)


Sınırları Zorlamak - Katie McGarry
Sayfa Sayısı: 416
Baskı Yılı: 2014
Yayınevi: Aspendos Yayıncılık

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...