Korku - Gerilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Korku - Gerilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2024 Salı

(BCP Mart) Kabuk Adam - Aslı Erdoğan (Kitap Tanıtım ve Yorum)

BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında üç yılı tamamladık. (2021 - 2022 - 2023)  Dördüncü yılımızda da etkinliğimize devam ediyoruz. Etkinlik için her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi ve etkinlik kuralları için tıklayın. Katılmak isterseniz de yorumlarda belirtin. :) Mart ayının teması Kadınlar ve Kadın Yazarlardı. Ben de bu tema kapsamında Aslı Erdoğan dan Kabuk Adamı okudum.

''Bazen insana hiçbir şey hatırlamak kadar acı veremez, özellikle  de mutluluğu hatırlamak kadar. Unutamamak. Belleğin kaçınılmaz intikamı. Herhangi bir iz taşıyorsa eğer, bu bir zamanlar bir yara açıldığındandır.''

İki yıldır yurtdışında bir fizik laboratuvarında çalışan baş karakter kızımız yaşama dair hiçbir beklentisi kalmamış şekilde hayatını devam ettiriyor. Çalıştığı ortamdaki zeki ama duygusuz ve rekabeti seven insanlardan da yorulmuş durumda. Genç yaşı ve kadın oluşu sebebiyle karşılaştığı zorluklar da hayatına eğlence katmayı(!) bırakalı çok oluyor. İş yerinde arkadaşım diyebileceği tek kişi bir başka kadın olan Maya. İş arkadaşlarının aksine ikili sadece fizik ile ilgilenmiyor, edebiyat, dans gibi pek çok farklı konuya da meraklılar. 

''Yaşadığımız anları dondurup cümlelere dökme çabası, çiçekleri kurutup kitap yaprakları arasında ölümsüzleştirmeye benzer.''

Karayipler de yapılacak olan fizik temalı eğitime katılma kararı baş karakterimiz için dönüm noktası olacak. Tropik adanın güzelliği kadar tehlikesi de göz önünde bulundurulmalı. İçinde bulunduğu bunalım kızımızı tehlikeli durumlardan uzak tutmak konusunda başarısız olacak ve tanıştığı bir yerli ile ettiği uzun sohbetler onu korkuları ile yüzleştirip tüm gizlediklerini ortaya dökmek zorunda bırakacak.

''Bugün artık biliyorum, hayatın bizlere verip verebileceği tek ödül, tek armağan, sevgi dolu bir insandır ve biz böyle bir insanı ilk fırsatta katlederiz.''

Aslında kitaba başlama sebebim yeğenime kitap okuma saatinde eşlik etmek istememdi. Yeğenim 15dk sonra uyuya kaldı ve ben bir baktım ki 100 sayfa okumuşum bile. Yazarın, karanlık düşünceler ve korkular hakkındaki anlatımı öyle akıcıydı ki su gibi akıp gitti. Kitap karakterinin hayatı yazarımızın  hayatındakilerle uyumlu ama kitaptaki olayların gerçekten yaşanıp yaşanmadığını bilmiyorum. Sonrasında yaptığım araştırma sonucu, yazarın bir röportajında bu kitabın bir otobiyografi olmadığını açıkça belirttiğini öğrendim. Belki de bir fizikçi olarak Karayiplere yapılan bir gezi, yerel halk ve adanın barındırdığı tehlikeli ortam yazarın böyle bir hikaye yazmasına ön ayak olmuş olabilir. Ama şunu da belirtmem gerek arka kapak yazısında belirtildiği gibi 'aşk romanı' değil bu kitap. Baş karakterimizin aşık olduğunu da sanmıyorum. Bana kalırsa o vazgeçtiği yaşama tutunabilmek için bir şeyler arıyordu ve tanıştığı değil zihninde kurduğu kişiye bağlandı. Hikayede yaşanan olaylar hoşuma gitmese de yazarın korku ve cesareti anlatım şekli ve kalemi hoşuma gitti.

Ayrıca son olarak, az önce  Bez Cadılarının Şubat yazısına yazdığım yorumun bu kitap için de uygun düşeceğini düşündüğümden buraya da ekliyorum;

Geride bırakılamayan hayaletlerin bir süre sonra orijinalliğini kaybettiğini ama biz insanoğlunun o anıya, o hayale-hayalete bağlı ya da bağımlı olmayı sevdiğimiz için kendimize prangalar vurmaya devam ettiğimizi düşünüyorum. :)  


31 Aralık 2023 Pazar

(BCP Aralık) Destined With You (Dizi Tanıtım ve Yorum)

BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında üç yılı tamamladık. Etkinlik için her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayın. Etkinliğe katılmak isterseniz yorumlarda belirtin. :) (Etkinliğe katıldıysanız diğer üyelerin yazılarına yorum bırakmayı unutmayın.)  Aralık ayının teması ise taze eserlerdi. Yani 2023 yılı içinde çıkan kitap, film, dizi, belgesel, anime gibi herhangi bir konu hakkında yazabiliriz. Ben bu yıl içinde çıkan ve geçen aylarda izlediğim bir dizi ile geldim. Gelelim dizimizin konusuna;

Şimdi hırslı, zeki ve zengin bir avukat oğlumuz var. Ama lanetlenmiş; bunun kendi seçimi mi yoksa belası mı olduğunu bilmiyorum. Davalar konusunda ''kanlı el'' tarafından yardım alıyor gibime geldi. Bu nedenle başarı uğruna ruhunu satmış olabilir. Kısa süre içinde genetik bir hastalığı olduğu çıkıyor ortaya. (Sonrasında bu kanlı el meselesinin benim tahmin ettiğim gibi olmadığını görüyoruz.)

Kızımız ise bir devlet memuru ve belediyede görevlendiriliyor. Bu yeni çalışma ortamında sürekli dışlanıyor ve küçük görülüyor. Bütün bunlara rağmen çalışkan kızımız elinden geleni yapıyor. Son görevi ise, ormanın derinliklerinde çürümeye terk edilmiş bir şaman evinin yıkımını gerçekleştirmek.

 Arazinin sahibi ise zengin avukat oğlumuz. Kızımız peşini bırakmayınca pes ediyor ve bir zamanlar orada yaşayan şamanın iznine ihtiyacı olduğunu söylüyor kızımıza. Kızımız ise beklenmedik şekilde izni kapıyor. Oğlumuz bu duruma şaşırıp şamanı ziyarete gittiğinde ise yıkılacak olan evin altından çıkan sandığın kıza ait olduğunu ve ona vermesini söylüyor. Neyse ikilimiz sürekli çatışma halince ortalıkta dolanırken bir şekilde açıyorlar sandığı. İçinden büyü kitabı çıkıyor. Oğlumuz içinden sadece tedavi büyüsünü kendisine vermesini istiyor. Pek inanmasa da uzun süredir yalnız olan ve dışlanan kızımız bir aşk büyüsü yapıyor, oğlumuzun tedavi büyüsünü de yapıyor. Tuttu tutmadı derken hayda... ortaya çıkıyor ki büyü sebebiyle kendisine aşık olan kişi oğlumuz. Ne kadar beklenmedik bir durum değil mi? :) İlk bölümler gerilim ve dram yüklüyken sonrası komedi tufanına dönüyor ortalık. O soğuk nevale oğlumuz sevgi dolu sözler söylemeye başlıyor memnuniyetsiz bir şekilde. Soğuk bir ifade ile söylediği özlem dolu cümlelerin tezatlığı işi çok eğlenceli kılıyor. Sonrasında sevgi pıtırcığı oluyor.

 Kızımızın hoşlandığı kişi ise aynı belediyede çalışıyor. Kızımızla bir araya geldikçe yakınlaşmaya başlayan ikilimiz oğlumuzun her taşın altından çıkmasıyla pek bir ilerleme gösteremiyor. Bir kaç bölüm komedi ağırlıklı ilerliyor ve ardından dramatik olaylarla gerilim geri dönüş yapıyor. Kdrama klişesi olarak ikilinin geçmişten birbirlerini tanıdığını öğreniyoruz.

İşin eğlencesini bir kenara bırakırsak bana kalırsa büyüyü bozmak konusunda çok gevşek davrandılar. Ortalığı ayağa kaldırıp, şaman şaman dolaşmaları gerekirken boş boş ortalıkta dolaştılar. Oğlumuzun görüştüğü -gerçekten sevdiğini düşünmüyorum ama- biri olmasına rağmen bu şekilde rahat davranmaları kabul edilemez. Bu durumun aldatmaktan farkı yok. Bu tarz çirkin olayların dizilerde masum gösterilmesi hoşuma gitmiyor. Bir şekilde sonuçlandırmayı başardılar ama kötüler, geçmiş ve lanet peşlerini bırakmıyor. Bahsettiğim hususların dışında fena değildi. Çokça güldüm, hüzünlendim ara ara gerildim ve karakterlerin iletişim yetersizliklerine kızdım. Her zamanki şeyler yani. :) 

1 Ekim 2023 Pazar

(BCP - Eylül) Korku - Stefan Zweig (Kitap Tanıtım ve Yorum)



 BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında iki yılı arkamızda bıraktık ve üçüncü yılın sonuna yaklaştık. Bu yıl da etkinliğimize devam ediyoruz. Etkinlik için her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayın. Etkinliğe katılmak isterseniz yorumlarda belirtin. :) (Etkinliğe katıldıysanız diğer üyelerin yazılarına yorum bırakmayı unutmayın.)  Eylül ayının teması ise Gotik ve Gerilimdi. Bu tema kapsamında ben de Stefan Zweig den Korku kitabını okumaya karar verdim.
Gelelim konusuna;
Aslında evli ve iki çocuk annesi olan Bayan Irene gizli aşığının evinden her ayrıldığında hissettiği o müthiş korkuyu tekrar hissediyor. Yalnız fark edilme ve biriyle karşılaşma korkusu bu kez boşuna değil. Sevgilisini elinden aldığını iddia eden bir kadınla yaşadığı karşılaşma kanını donduracak kadar korkutuyor onu. Ardından bu ilişkiyi bitirmek istediğine dair sevgilisine yazdığı mektup, sitem ve özlem dolu bir cevapla geri dönüyor. Birilerinin onu bu denli istiyor oluşu ve ona muhtaç tavrı Bayan Irene nin bu oyunu devam ettirme isteğini körüklüyor. Lakin bu durum fazla uzun sürmüyor. Çünkü daha önce karşılaştığı kadınla tekrar karşılaşıyor. Şimdiye kadar çabalamadan sahip olduğu hayatı kaybetme korkusu öyle büyüyor ki kabus dolu geceler geçirmeye başlıyor. Bu korkuyla kendini eve kapattığında şimdiye kadarki şatafatlı yaşamının aslında ne kadar yüzeysel olduğunun farkına varıyor. 
Aslında kitabın başından itibaren şantaj mevzusunda bir dalavere olduğunu düşünüyordum ama böylesini beklememiştim. Güzel ve akıcı bir kitaptı. :)

Alıntılar ise;

  • Kendi bakışlarındaki güvensizliği görme korkusuyla aynaya bakmaya cesaret edemiyordu.
  • Bir an kapının ardında durup merdivenden inip çıkan var mı diye kulak kabartıyordu. Fakat dışarıda korku, pençesini geçirmek için sabırsızlanarak onu beklemekte oluyordu ve yüreğini öyle bir güçle sıkıştırıyordu ki, birkaç basamağı inene kadar nefesinin daraldığını, zorlukla topladığı gücünün tükendiğini hissediyordu.
  • Fakat fırtına veya bunaltıcı sıcak kadar, havanın durgunluğu da insanı rahatsız edebilir, aynı şekilde ılımlı bir mutluluk da talihsizlik kadar kışkırtıcı olabilir ve isteksizlik çeken pek çok kadın için, umutsuzluğun getirdiği sürekli bir doyumsuzluktan daha tekinsizdir. Tokluk da açlıktan daha az kışkırtıcı değildir.
  • Şimdi macerayı ilk kez gerçek bedeli olan tehlikeyle ödemek zorunda kaldığında da pintice değerini hesaplamaya başladı. Kaderin şımarttığı, ailesinin nazlı yetiştirdiği, refahtan neredeyse isteklerini yitirmiş bu dayanıksız kadına karşılaştığı ilk sıkıntı bile fazla gelmiş gibiydi. 
  • Tehlikenin doğurduğu korku, içinde tuhaf bir çekim, ürpertici bir haz karıncalanması başlatmıştı bile, bu parmaklarım bir hançerin soğuk ağzına sürmek veya bir namlunun, içinde ölümü barındıran kara ağzına bakmak gibi bir duyguydu. Maceranın ürperticiliği Irene’nin korunmuş yaşamında alışkın olmadığı bir şeydi, bu duygu onu şimdi bir oyun gibi çekiyordu; sinirlerinde harika bir gerilme, kanında elektrikli bir kıvılcımlanma hissediyordu.
  • İlk kez duyduğu bu varoluş korkusuyla ortaya çıkan fazlasıyla gecikmiş bir suçluluk duygusu içinde, kocasının sadece toplumsal varlığını yüzeysel biçimde tanıdığını kendine itiraf etmek zorunda kaldı. 
  • Şimdiye kadar hep, varlıklı çevrelerin şen insanları arasında, hareketli bir sosyal ortam içinde, aslında sadece kendisi için yaşamıştı; fakat şimdi, kendi evinde hapis kaldığı şu bir haftadan beri onlardan uzak durmakta zorlanmıyordu, aksine bu avare insanların boş eğlencelerinden tiksinmeye başlamıştı ve ilk kez hissettiği bu güçlü duyguları ister istemez daha önceki eğilimlerinin yüzeyselliğiyle karşılaştırıyordu.
  • Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir.
  • Belki de insan… en büyük utancı… kendine en yakın hissettiklerine karşı duyar.


26 Kasım 2022 Cumartesi

Büyü ve Kan - Kerri Maniscalco (Kitap Tanıtım ve Yorum)

Serinin üçüncü kitabı ile devam ediyoruz.

Audrey (1880lerin sonlarında toplumun dayattığı kadın kimliğini reddedip amcasının yanında otopsi yapan kızımız), amcası ve Thomas; Etruria adlı bir gemiyle Amerika'ya doğru yola çıkıyorlar.
Büyük yolcu gemisinde her gece farklı bir gösteri yapacak sirk ekibin başında Mephisto adında maskesini yüzünden çıkarmayan gizemli bir adam var. Daha gösterinin ilk gecesinde valinin genç kızı onlarca kişinin arasında öldürülüyor. Yine iş bizimkilere kalıyor tabi. Neyse ki bu kez yanlarında Adlı Tıp konusunda uzman ve tecrübeli olan Audrey in amcası da var.

Kötü haberler bunlarla bitmiyor. Meğer kızımızın en sevdiği kuzeni Liza ortadan kaybolmuş. Daha ölen kızın otopsisine başlamadan kızımız kuzeninin kaybolduğunu öğreniyor. Ortadan kaybolan Liza nın gemide ortaya çıkması yazarımızın her kitapta yaptığı; olayları yanlış sebeplere bağlama alışkanlığını bir kez daha gözler önüne seriyor.. Keşke gemiye Liza yı bulmak için gelselerdi ve burada gerçekleşen cinayetleri birlikte çözmeye çalışsalardı çok daha mantıklı olurdu. Ekip başka bir ülkeye gitmek için bir gemi yolculuğuna çıkıyor, Burada gizemli cinayetler işlenmeye başlıyor ve bir bakıyoruz ortadan kaybolan kızımızın kuzeni Liza aynı gemide karşımıza çıkıyor. Çok zorlama. Liza nın aşık olup peşinden geldiği kilitlerin ustası Houdini ve muhteşem gösterileri ile de tanışıyoruz. 

Büyük bir sahne oyunu oynar gibi her gece ortaya çıkan cesetler ekibimizi ve gemideki yolcuları tedirgin ederken hızlı davranmaları gerek. Audrey gizemli sirk müdürü Mephisto ile tuhaf bir anlaşma yaparak sirk ekibine yaklaşmaya karar veriyor. Böylece katilin onlardan biri olup olmadığını anlamaya çalışacak. Lakin sergilenen o muhteşem gösterilerin ardındaki isimlerin sıradan insanlar olduklarını düşünmek mantıksız olur. Her karakter kendi içinde büyük bir gizem taşıyor. Özellikle Mephisto o gizemli maskesiyle baştan sona oyuncu ve insanları manipüle etme konusundaki yeteneğiyle tehlikeli biri. Ekibimiz dikkatli olmalı. Bu işin sonu büyük bir trajedi ile bitebilir.

Kitabın yarısından sonra çok tanıdık gelmeye başladı. Sanki daha önce benzer konuya sahip bir kitap okumuş - film izlemiş gibi hissettim.
Yazarın ortaya sunduğu gerekçelerden hoşlanmasam da cinayetler ve cesetlerin ortaya çıkış şekilleri ilgi çekici olacak kadar gösterişliydi.
Verdiği ipuçları çok fazla göze batmadığı için suçluyu tahmin etmekte zorlandım. Tabi bu iyi bir şey.
Audrey nin Mephisto tarafından bu kadar kolay manipüle edilmesi hoşuma gitmedi. Dahası Audrey nin bunun farkında olarak buna izin vermesi...
Yukarında bahsettiğim gibi; yazarın olayları yanlış sebeplere bağlama gibi bir alışkanlığı var. Liza nın şans eseri gemide ortaya çıkması, Audrey ve Mephisto anlaşması yüzünden ikilimizin arasında yaşanacağı belli olan kalp kırıklığının Audrey nin ihaneti gibi gösterilmesi. Bunu Thomas tan saklanmasına gerek olmamalıydı. Yazar ikili arasında bir kalp kırıklığı istiyorsa bunu Thomas ın anlaşmayı bildiği halde ikilinin yakınlaşmalarından rahatsız olmasıyla gerçekleştirebilirdi. Diğer türlü Audrey nin Thomas a olan duygularının gerçekliğini sorgulatıyor okurlara.
Yine bu kitapta da yazar gerçek kişi, zaman ve yerleri değişime uğratarak kurgulamış. Mesela ekibimizin seyahat etmek için bindiği gemi olan RMS Etruria, 1884 yılında İskoçya'nın Glasgow kentinde inşa edilen bir transatlantik okyanus gemisiymiş. Aynı şekilde gemide gösteriler yapan ekibin bir üyesi olan Harry Houdini, Macar asıllı Amerikalı illüzyonistmiş. Özellikle, bağlı durumda girdiği kilitli bir sandıktan kurtulma numarasıyla ünlüymüş

''Thomas Cresswell'i kandırabilirsem onu imkansıza, yani onun hakkındaki duygularımın değiştiğine inandırabilirsem o zaman bu sanatta usta olduğumdan emin olabilirdim.''
Bu satırları okuduğumda yazarın hangi kafayla böyle bir şey yazdığını merak ettim. Ben mi yanlış anladım diye tekrar tekrar okudum ama yok. 
Bir sihirbazdan ilizyon öğrenmek için başka sebep mi yok da, sevdiği adamı onu sevmediğine inandırmak amacıyla böyle bir düşünce geçiyor karakterin aklından.
Yazarın Audrey i bu kitapta harcadığını düşünüyorum. Çünkü sevdiği adamı yaralayacağını bile bile böyle bir anlaşmayı kabul ettirmesinin başka bir açıklaması yok. Pekala verdiği sözden dönebilir, Thomas a gizlice bu anlaşmadan bahsedebilir ya da başka bir yolunu bulabilirdi.  Bir de Audrey nin her gelen nota Thomastan gelmiş gibi koşması... Önceki kitapta Thomas in el yazısını nasıl iyi bildiğinden bahsediyordu Audrey.
Neyse sonuç olarak bu kadar eleştiriye rağmen çok kötü değildi kitap. İşlenen cinayetlerin sergileniş biçimi gerçekten gösterişliydi. 

27 Ekim 2022 Perşembe

(BCP Ekim) Kül ve Kan - Kerri Maniscalco (Kitap Tanıtım ve Yorum)

BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında bu yıl da etkinliğimize devam ediyoruz. Etkinlik için her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayın. Etkinliğe katılmak isterseniz yorumlarda belirtin. :) (Etkinliğe katıldıysanız diğer üyelerin yazılarına yorum bırakmayı unutmayın.) Ekim ayının teması Zombi - Gotikti. Bu tema için Gölge ve Kan serisinin ikinci kitabını okudum.

Audrey, 1880lerin sonlarında toplumun dayattığı kadın kimliğini reddedip amcasının yanında otopsi yapan bir genç kız. Londra da yaşadığı korkutucu olay sonrası Thomas ile Romanya ya doğru yola çıkarken gazetelerde gizemli ölümlere ve yerel halkın inandığı mitlerden biri olan Dracula hakkında haberlere rastlıyor. Karindeşen Jack trajedisini henüz atlatamayan kızımız Audrey, Dracula hakkındaki bu hikayeleri pek ciddiye almıyor/almamaya çalışıyor. Çünkü mental olarak kendini toplayabilmiş, yaşadığı kayıpların yasını tutup arkasında bırakabilmiş değil. Yaşadığı trajedinin onda bıraktığı tek şey acı hatıralar değil. Gördüğü halüsinasyonlar durumun ciddiyetini ortaya koysa da kızımız kendini bu durumla yüzleşmeye hazır hissetmiyor. 1880lerin sonlarında bir kızın cesetlerle ilgilenmesi ne kadar abes bir durum olarak görülse de kızımız Thomas ile birlikte Adlî Tıp konusunda eğitim almak için yola çıkmış durumda. Tren yolcuğunda karşılaştıkları nahoş sürpriz ikilimizi beklenmedik bir şekilde yakalasa da Adlı Tıp eğitimi almak için yola çıktıkları düşünülünce ölülerden uzak kalamayacakları kesin.

 Eğitim alacakları şatoya vardıklarında -ki bu şatonun Drakulanın şatosu olduğu söyleniyor - okula yalnızca iki öğrenci kabul edileceğini, bu iki kişinin bir ay boyunca eğitim alacak 9-10 kişi arasında seçileceğini öğreniyorlar. Artık Londra'da olmasalar da Romanya da kadınların ölülerle haşır neşir olmalarını hoş karşılayan bir ülke değil. Kızımızın kendini kanıtlaması için çok çalışması gerek. Gördüğü kabusların da pek yardımı olduğu söylenemez.

Şatoda eğitim alacak olan tek kız olsa da burada Anastasia ile karşılaşınca biraz rahatlıyor. Audrey nin Thomas ile olan tartışması sonrası kendini daha yalnız hissetmesini bir nebze de olsa azaltan tek şey yeni edindiği arkadaşlar. Ölümler devam ederken dostla düşmanı ayırmak çok zor. Şatonun altındaki gizli yollar, vampir yarasalar, Drakula nın gerçek varisi, kansız cesetler, vahşi ve kanlı tasvirlerle dolu resimler ile tam bir gotik havasına sahip bir kitap.

 İlk kitapta Thomas in küstah tavırları beni bir parça sinir etse de, bu kitapta çok sevimliydi. Beni rahatsız eden şey ise olaylarin çok yavaş gelişmesi. Kitabın ilk 200 sayfası 4-5 günü anlatıyor sadece. Ayrıca Audrey nin yaşadığı trajediyi anlasam da kendini paranormal olaylara bu kadar kaptırması bana biraz uyumsuz hissettirdi. Sürekli izlendiğini, ormandaki kurtları felan düşünmesi çok fazla kendini tekrar etti.

Thomas in kız kardeşi çok gereksiz bir karakterdi. Kurgudaki tek işlevi ilk karşılaştıklarında Audrey nin Thomas ı kıskanmasına sebep olmuş olması. Kurgunun ilerleyen bölümlerinde ne olursa olsun bu mesele çok hızlıydı. Sanki yazar bak ben bu karakteri ileride kullanıcam dercesine gösterdi çekti.

 Kitap boyunca gerçek katilin kim olduğuna dair bir çok farklı fikir geçti aklımdan. Ne zaman birinden şüphelensem Audrey de ondan şüphelenmeye başlayınca kurgu gereği katilin o olmayacağını anladım. Kitap akıcı ve güzeldi. Karakterleri sevsem de özellikle Audrey e tam olarak bağlanamadığımı hissediyorum.  Thomas ise kırdığı potlar sebebiyle biraz beni kızdırsa da şımarık tavırlarıyla ilgi çekici bir karakter. Kitap akıcı lakin çok fazla gereksiz betimlemeyle uzatıldığını düşünüyorum. Tamam gotik bir geçmişe sahip karanlık bir şatoda bulundukları için her ayrıntıyı anlatmak mantıklı gelebilir ama bir süre sonra sıkıcı olmaya başlıyor. Bunun dışında sevdim ve seriye devam edeceğim.



17 Ekim 2022 Pazartesi

Missing Nine (Dizi Tanıtım ve Yorum)

Kızımız, bir erkek sanatçının stilisti olarak bir eğlence şirketinde işe başlıyor. İşinin ilk günü şirketten pek çok şarkıcı, oyuncunun bulunduğu bir uçakla yurt dışına gidecekken uçak havada arızalanıp suya çakılıyor. Bundan sonra kazadan sağ kurtulan dokuz kişinin hayatta kalmak için gösterdikleri çaba, birbirlerini bulma ve adadan kurtulma maceralarını izliyoruz. 

Ama hikaye bu şekilde anlatılmıyor. Kazadan 3-4 ay sonra stilist kızımız canlı bir şekilde bulunuyor ve ülkeye geri dönüyor. Lakin büyük bir sorun var. Kazadan sonrasını hatırlamakta zorlanıyor. Kaybolanlar ünlü olunca bütün gözler kızımızın üzerinde toplanıyor. Olayı araştırmak için kurulan ekip kızımızı sorgularken yavaş yavaş hatıralar geri dönüyor. Kızımız hatırladıkça biz de adada neler olduğunu öğreniyoruz.

Kısa zaman sonra kaybolanlardan birinin cesedi bulunuyor. Ama görünüşe göre öldürülmüş. Cesedi bulunan kızın abisi ise bir savcı. Varını yoğunu kardeşini öldüreni bulmak için harcıyor. Kızımız her şeyi hatırladığı sırada hayatta kalan biri daha ortaya çıkıyor. Kızımızın, adada üç kişiyi öldürdüğünü bildiği kişi canlı olarak geri dönüyor. Olayı araştırmak için kurulan ekip 180 derece dönüş yapıp kızımızın katil olduğunu iddia ettiği kişinin yanında durmayı tercih ediyorlar. Sonuçta o bir ünlü. Kızımızın iddialarını ortaya atarlarsa davanın kısa sürede kapanması mümkün olmayacak.

 Kızımız adada kendisiyle bulunan ve öldürülen kızın abisi olan savcıyla birlikte gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışıyor. Adadan daha fazla kişi kurtulduğunu zamanla öğreniyoruz lakin onların konuşmasını istemeyenlerin sayısı bir hayli fazla. Kızımız kurtulduğunu sanırken hayatı adadakinden daha tehlikeli bir hal alıyor. Bir yandan hayatta kalmaya çalışırken diğer yandan stilistliğini yaptığı ve adada birbirlerine sürekli destek oldukları ünlü oğlumuzu bulmak için elinden geleni yapıyor. Aylarını birlikte geçirdiği insanların kendisine bu kadar kolay ihanet ettiklerini görmek kızımızı yıksa da o gerçekleri ortaya çıkarmakta ve masumlara atılan iftiraları temizlemekte kararlı.

Dizi konu itibari ile güzel ama kurgudaki bir kaç şey yüzünden düşündüğüm kadar beni kendine bağlayamadı. Bir kere o ne saçma toz pembe bir finaldi öyle. Tüm ciddiyetini kaybetti dizi sanki. Tamam komedi unsurları bol miktarda var dizide ama böyle bir final istemezdim. 

Kızımız tek başınayken, katilin geri dönmesi sonrası kızımızın çaresizliğini sonuna kadar hissettim. Ve diziye bir kaç gün ara verdim. Aslında kötü bir dizi değil ama beni rahatsız eden bir şey var. Karakterlerde yaşadıkları olaylar sonrasında olması gereken korku, endişe gibi psikolojik sorunları bulamadığım için beni yeterince etkileyemedi.



14 Ağustos 2022 Pazar

Forgotten (Film Tanıtım ve Yorum)

21 yaşındaki başrol oğlumuz, abisi, anne ve babasıyla yeni bir eve taşınıyor. Psikolojik rahatsızlığı sebebiyle ilaç kullanan oğlumuz ailesiyle mutlu mesut yaşarken abisiyle yağmurlu bir gecede dolaşmaya çıkıyorlar.

Her şey o gece başlıyor. Kendisinden önce eve dönen abisinin kaçırılmasına şahit olan oğlumuz durumu hemen ailesine ve polise bildiriyor. 19 gün sonra abisi geri dönüyor ama kaçırılmasından itibaren hiçbir şeyi hatırlamıyor. 

Sonrasında oğlumuz geriye dönen kişin abisi olmadığını iddia etmeye başlıyor. Gece abisini takip ederken yakalanmaktan son anda kurtulduğunu düşünürken tekrar yatağında uyanmış olması onun için işleri zorlaştırıyor. Gerçekten bunlar yaşandı mı, yoksa hepsi hastalığının sebep olduğu korkunç rüyalar mı? Gerçekleri ortaya çıkartmak konusunda inatçı olan oğlumuz sonuçtan hiç de memnun olmayacak. Çünkü hiçbir şey göründüğü ya da beklediği gibi değil.

Gerilim dolu güzel bir filmdi. Beklenmedik ters köşeleri ile beni şaşırtmayı başardı. :) Bazı bölümlerde gerim gerim gerildim. Kim iyi kim kötü belli değil. Aksiyonu bol bir psikolojik gerilim filmi arıyorsanız bir göz atın.

28 Mart 2022 Pazartesi

Sell Your Haunted House (Dizi Tanıtım ve Yorum)

Uyarı; Aşağıdaki giflerden bir kaç tanesi ürkütücü olabilir.

Bir emlak ofisi düşünün. Ama sıradan biri değil. Tamamlayamadıkları bir amaç, öfke, korku, koruma gibi sebeplerle ortalıkta dolaşan huzursuz ruhların, yaşayanları huzursuz ettiği mekanları arındırıp piyasa fiyatına satmanızı sağlayacak bir emlak ofisi. Başrol kızımız on yıldır bu işi aynı dükkanda yapmaya devam ediyor. Üst katında yaşadığı bu evi satın almak isteyenler olsa da satmamasının başlıca sebebi annesinin ruhunun bu evde yaşıyor oluşu. Annesini de huzura erdirmeye çalışsa da bir türlü başaramıyor. Çünkü bu iş tek kişilik bir gösteri değil. Kızımız medyumluk yeteneği bulunan birilerini işe alıyor, arındırma seansı sırasında ruh bu medyumun içine giriyor ve kızımız bu sayede ruhtan kurtulabiliyor. Annesini içine alabilecek güçte bir medyum bulamadığı için terzi kendi söküğünü dikemiyor. 

Oğlumuz ise bir arkadaşı ile sahte hayalet hikayeleri uydurup, onlardan kurtulduklarını iddia ederek insanları kandıran bir dolandırıcı. İkilinin yolları bir şekilde kesişiyor ve kızımız oğlumuzun güçlü bir medyum olduğunu keşfediyor. Bazı sebeplerle birlikte çalışmaya başlayan ikilimizin geçmişleri de birbirine bağlı. Kızımızın annesinin ölümü sebebiyle kendini suçluyor oluşu, oğlumuzun bu tür şeylere inanmazken hayatındaki en acı olayların sebebini öğrenmenin verdiği şaşkınlık ve korku ile ikili sonunda bir ritim tutturuyorlar. İşin acı tarafı ortadan kaldırdıkları ruhların ölmeden önceki anılarından bir kısmını ve acılarını görmeleri. Komik tarafı ise ruhun huylarını da bir süre üzerlerinde taşımaları. Oğlumuz bu durumdan payını alıyor; kah duygusal birine dönüşüp her şeye ağlıyor, kah elinden toz bezi düşmeyen yaşlı bir teyze gibi ortalıklarda dolanıyor.

24 Mart 2022 Perşembe

(BCP - Mart) Doctor Prisoner (Dizi Tanıtım ve Yorum)


BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında bu yıl da etkinliğimize devam ediyoruz. Etkinlik için her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayın. Etkinliğe katılmak isterseniz yorumlarda belirtin. :) (Etkinliğe katıldıysanız diğer üyelerin yazılarına yorum bırakmayı unutmayın.)

Mart ayının teması 14 Mart Tıp Bayramı sebebiyle Tıptı. Bu sebeple listemdeki dizilerden birini izlemeye karar verdim. Bir de Tess Gerritson dan bir kitap okurum diye düşündüm. Yetişirse onu da ekleyeceğim.

16 Bölüm

Daha ilk bölümüyle beni etkilemeyi başardı. Dizi; tutuklu olarak hapishanede bulunan, kendisi gibi güçlü tanıdıkları olan bir kadının hastalık bahanesiyle hapisten çıkıp hastaneye yatmaya çalışmasıyla başlıyor. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın bunu başaramıyor. Ta ki zeki ve kurnaz doktorumuz ona sağlam bir neden ve ihtiyacı olan semptomları sağlayacak maddeleri söyleyene kadar. Suçlu kadından istediği tek şey ise, yakında hapse girecek olan biriyle görüşebilmek için belirli bir hapishanenin sağlık bölümünde görevlendirilmesini sağlaması. Nedenini ise kısa zaman sonra öğreniyoruz. 

Aslında üç yıl öncesine kadar güçlü ve başarılı olan doktorumuz çalıştığı hastanede imkanı olmayanları tedavi edip gerekirse parasını kendi cebinden verecek kadar naif ve güzel bir kişiliğe sahipmiş. Lakin hastane yönetiminin istediği ve baskı yaptığı bir imzayı atmayı istemeyerek kabul etmek zorunda olmasıyla başlayan olaylar silsilesi doktorumuzu karanlığa doğru çekmeye başlar. Hastanenin hatırı sayılır destekçilerinden olan zengin birinin şımarık oğlu, trafikte bir canavara dönüşüp zincirleme kazaya sebep olur ve kendisinin burnu bile kanamaz. Kaza sırasında doktorumuzun eski hastalarından olan engelli hamile bir kadın ve eşi çok kötü yaralanır. Doktorumuz hamile kazazedeyi ameliyat ederken odaya dalıp ortalığı karıştıran kişi trafik kazasına sebep olan şımarık veletten başkası değildir. Ameliyattaki hastasını kaybetmesi yetmezmiş gibi bir de hastane ve şımarık veledin birlik olup doktorumuzu işinden etmesi bardağı taşıran son nokta olur.

16 Mart 2022 Çarşamba

Sweet Home (Dizi Tanıtım ve Yorum)

(10 Bölüm)

Kar fırtınasının ortalığı birbirine kattığı bir gece, askerlerin tuhaf yaratıkları yok etmek için tüm güçleriyle saldırdıkları bir sahne ile başlıyor dizi.

Yeni bir apartmana taşınmak zorunda kalan çekingen genç bir çocuğun artık hayattan beklediği pek bir şey kalmamıştır. Ürkek güvercinimiz kısa süre içinde taşındığı apartmanda ve komşularında tuhaflıklar fark eder. Binadan çıkış kapılarının hepsinin kapatılması ile başlayan felaket, bina sakinlerinden bir kaçının canavara dönüşmesi ve bina dışında da işlerin yolunda gitmediğini fark etmeleri ile devam ediyor. İnsanlar, arzuladıkları şeylerin bir tür yansımasını taşıyan canavarlara dönüşüyor. Eee o vakit, hayatta kalma yarışı başlasın!!!

Bir itfaiyeci, bir öğretmen, birbirinin zıddı iki kardeş, bir gangster, bir müzisyen, bir asker ve birbirinden farklı pek çok kişi için büyük mücadele başlıyor. Ürkek gencimizin geçmişine, kabuklarından soyulmasına ve beklenmedik bir kimliğe bürünmesine şahit oluyoruz. Hayatta kalmaya çalışanlar arasında çıkan fikir ayrılıkları işleri zorlaştıracak, varlıklarını sürdürmekte kararlı fırsatçı ve bencil karakterler ortalığı karıştıracak. 

 Kimler hayatta kalmak için başkalarını harcayacak, kimler başkalarını kurtarmak için canını tehlikeye atacak, kimler hayatta kalacak?

Mangadan uyarlanan dizi bol canavarlı, kanlı sahnelere sahip! Ürkütücü olduğu için canavarlı sahnelerin giflerini eklemedim. Girişi fazla hızlıydı dizinin. Pat diye apartmana gitti çocuk. Dizinin ilerleyen bölümlerinde ürkek veledimizin neden hayattan bezdiğini, ailesine olan nefret ve öfkesinin nedenlerini öğreniyoruz. Sanırım başroldeki veledi Love Alarm dizisinde görmüştüm. Kontrol ettim, oradaki çocukmuş. :) Ben diziyi beğendim. İlk çıktığında diziyi beğenen de vardı eleştiren de. Yorumlara baktım webtoon daha detaylı ve güzeldi demişler. Başladım ama 140 bölüm gözüme çok geldi son yirmi bölümünü okuyorum webtoonun. Devamı gelirse izlerim.

Dizinin gerçekten ürkütücü sahneleri vardı. Canavarların tek düze olmamaları, farklı yapı ve özelliklerde olmaları ilginçti. Final fena değildi ama son sürpriz meselesini tam anlamadım ilk başta.

Spoiler alarmı! Finalde tekrar ortaya çıkan şahıs acaba daha önce bahsedilen deneylerden sağ kurtulan kişi mi, yoksa finale yakın dönüştü mü? Yorumlara baktım ikisi de değilmiş. Sağ kalan kişiyi daha önce görmüştük, unutmuşum. Sağ kalan yaratıkmış finalde ortaya çıkan. Yorumlarda görmesem anlayamazdım muhtemelen. :)



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...