BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında iki yılı arkamızda bıraktık ve üçüncü yılın sonuna yaklaştık. Bu yıl da etkinliğimize devam ediyoruz. Etkinlik için her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayın. Etkinliğe katılmak isterseniz yorumlarda belirtin. :) (Etkinliğe katıldıysanız diğer üyelerin yazılarına yorum bırakmayı unutmayın.) Ekim ayının teması ise Uzakdoğu Edebiyatıydı. Aslında ayın başında Kazuo İshiguro nun Uzak Tepeler kitabına başladım. Ama bu sıralar fazla meşgul olduğum için okumaya pek fırsatım olmadı. Yazarın
Günden Kalanlar kitabını geçtiğimiz senelerde okuyup çok sevmiştim. Beni Asla Bırakma kitabını ise tamamen yanlış beklentilerle başladığım için yarım bırakmıştım. Bir ara tamamlamak niyetindeyim lakin şimdilik bekliyor. Onun yerine bir dizi izledim.
Uzun yıllar süren bir intikam planını devreye sokmaya hazır mısınız? Dizimiz 8er bölümlük iki sezondan oluşuyor.
Kızımız lisede zorbalık görüyor ama öyle böyle bir zorbalık değil. Liseli şımarık ve zengin veletlerden oluşan bir grup kızımıza hayatı cehennem ediyor. Saç maşasıyla kollarını, ütüyle bacaklarını yakıyorlar. Her ne kadar şikayet etse de ailelerinin zengin olması sebebiyle hiçbir yere varamıyor. Okuldaki öğretmeni de kızımızı hor görüp diğerlerinin tarafını tutuyor.


Mesele öyle bir raddeye geliyor ki kızımız hayatından vazgeçmeyi bile düşünüyor ama onun yerine intikam ateşinin soğuk ruhuna teslim olmayı seçiyor. Okuldan ayrılıyor, hem çalışıp hem okumaya devam ediyor. İntikam alacağı kişileri gözetim altında tutuyor. Yıllar sonra artık intikam alma vakti geldiğinde oyun başlıyor. Zekice yapılmış bir planın dişlileri hareket etmeye başlıyor.

Zorbalar hala arkadaşlar ve hepsinin kirli çamaşırları keşfedilmek için sırasını bekliyor. 17-18 yıl sonra mezunlar toplantısında bir araya geldiklerinde gülümseyerek karşılarına dikiliyor kızımız. Şaşırıyorlar ve korkuyorlar. Öğretmeni ile yüzleşiyor, zorbaların ele başının kızının öğretmeni oluyor. Bir şekilde bu zorbanın zengin kocasının da dikkatini çekmeyi başarıyor.

Bu tür insanlar kolay kolay huylarından vazgeçmez. Haliyle kötü kişilikleri onlara pek çok düşman kazandırmış durumda. Kendi içlerinde de çatışmalar var. Kızımız hamleleri doğru yapıp piyonları iyi kullanırsa bu oyunu kazanabilir.
Oyun başlasın .''Wellcome to hell''
Bir de kızımızdan hoşlanan bir doktorumuz var. (Kendisini 18 Again dizisinde izlemiştim.) Gerek var mıydı bilmiyorum. İntikam ateşinin yaydığı buz gibi havayı yumuşatıyor sanki, diye düşünürken masum doktorumuzun trajik geçmişi bizi şaşırtıyor.


Konu çok iç içe olduğu için fazla detay vermek istemedim. Ama kızımızın yaptığı hamleler kurnazca ve iyi planlanmıştı. Şu sıralar Filistin de gerçekleşen soykırıma karşı kimsenin bir şeyler yapmaması-yapamaması insanın kanını donduruyor. Böyle bir dönemde kötülerin hak ettiklerini bulduğu intikam dolu bir dizi izlemeye ihtiyacım vardı.
Ayrıca bir yerde rastladığım kadarıyla dizideki zorbalık olayı gerçekten yaşanmış bir olaymış;
''Bu, 2006 yılında Güney Kore'de Cheongju'daki bir kız okulunda üç dokuzuncu sınıf öğrencisinin, iki haftadan fazla bir süre boyunca sınıf arkadaşlarına zorbalık yaptığı yürek parçalayıcı olayı anımsatıyor. Korea Herald'ın haberine göre zorbalar kurbandan para istiyorlar. Bu talep karşılanmadığında beysbol sopasıyla vuruyor, saç maşasıyla yakıyor, tokayla göğsünü çiziyor, hatta yumruk ve ayakla taciz ediyorlardı. Kurban, istismarcıların saç kıvırıcının sıcaklığını kontrol etmek için günaşırı vücudunu yakması nedeniyle yaralarının iyileşmeye vakti olmadığını belirtti. Ayrıca ceza olarak şifa kabuklarını da soydukları bildirildi. İstismar sonunda kuyruk kemiğinin çıkıntı yapmasına ve altı hafta hastanede kalmasına yol açtı.''
Yaşı kaç olursa olsun böyle bir şey yapan birinin akıl sağlığının yerinde olmadığı kanaatindeyim. Bir insan bunu yapamaz.