13 Kasım 2019 Çarşamba

Yasak Büyü - Lee Kelly (Tanıtım ve Yorum)





Büyünün yasaklandığı bir dönemde en büyük sırrını annesiyle beraber toprağa gömen kızımız Joan, küçük kardeşi ile amcasının yanında yaşamaktadır. Artık büyü gücüne sahip olanlar saf büyüyü bir tür eroin olarak gizlice satmaktadır.Fakat bu madde sadece bir gün dayanabilir. Eskiden çok ünlü bir mekan olmasına rağmen, rakipleri ve amcasının kendini bir bağımlıya dönüştürmesinden  sonra artık burası köhne ve izbe bir bar olmaktan ileriye geçemiyor. Yakın zamanda annesini kaybeden kızımız kuzeniyle birlikte, amcasını ve barı kaybetmemek için ellerinden geleni yapmakta kararlıdır. Amcasının kendi büyüsüne bağımlı biri olmasına rağmen.



Bir gün bardan içeri, amcasının gücünü duyduğunu, onunla iş yapmak istediğini söyleyen, ucunda çok fazla para olduğunu iddaa eden biri girer. Ama önce amcasının kendisini bu adama kanıtlaması gerekir. Gel gelelim kendi büyüsüne bağımlı hale gelmiş biri için bu acınası bir çabadır. Bu yabancı geri dönecekken kızımız onu durdurur. Kendisinin yeterince büyü gücü olduğunu iddaa eder. 



Annesini kaybetmenin ardından yaptığı tek büyü, bütün büyü gücünü bedeninden çıkarıp bir kavanoza aktarmasıdır. Yabancıya bundan bahsetmez ama onu ikna eder. Çünkü kız kardeşinin geleceğini -ve tabi kendi geleceği de buna dahil- garanti altına almak zorundadır. Ve tanımadığı bir adamla, bilmediği bir şehre doğru yola düşer.





Bir diğer karakterimiz ise Alex, büyücü olmasına rağmen babasının işlediği suçlara inat devlet adına çalışmaya karar verip bu konuda eğitim alan oğlumuz. Üniversite ye başlayan en yakın arkadaşını ziyarete gittiğinde ortalık biraz karışır. Çünkü oğlumuzun kanından bile siyah bir öfke akıyor. Arkadaşıyla arasını bozmasına sebep olan bencil kararları da üzerine eklenince, pek te hoş bir ziyaret olduğunu söyleyemeyiz.  Hooop orda durun! Bir de ne öğreniyoruz; meğer oğlumuz o kadar da masum değilmiş.Bir  gece kaçırılıp gizli bir göreve gönderilir Alex. 



Kızımızla yola çıkan gizemli adam(Gunn), onu farklı şehirlerden topladığı yetenekli büyücülerle bir araya getirir. Lakin bu uyumsuz topluluktan yalnızca yedisi Gunn ile iş yapabilecektir. Yarış başlar.  Ve Gunn, ortalığı ayağa kaldıracak planını işleme koyar.




Kitapta ilk yüz sayfa boyunca çok fazla olay var. Bir yanda Joan ın yaşadığı kayıp, gömdüğü sırlar, hayatta kalma çabası, gelecek hakkındaki endişeler derken hoop bir yabancıyla yollara düşüyor. Bütün tecrübesizliğine rağmen kaybetme lüksü olmadığı için çabalıyor. Dostluklar kuruyor, düşman ediniyor ve istemese dahi işbirliği yapıyor. Diğer yandan Alex var zaten. Olaylar çok hızlı geçince; ''eee daha ne olabilir ki'' derken buldum kendimi.

Bir ara  Alex ve Joan in hikayelerinin eş zamanlı ilerliyormuş gibi görünse de, yazarın bunu bir şaşırtmaca olarak kullanacağından ve aslında Gunn karakterinin Alex olduğundan şüpheleniyordum. 150 sayfa okuduktan sonra fark ettim ki, bu kitabın daha karanlık olmasını isterdim.Kitap boyunca Joan ın karanlık bir tarafı olduğu ima ediliyor ama bunula ilgili hiçbir şey olmuyor. Yaşanan o kadar sıkıntıya, tehlikeli ortama rağmen fazla yumuşak ve günler laylaylom ile geçiyor.. Gunn tehlikeli, liderleri daha tehlikeli ama bu tehlikeyi ne ben hissettim, ne de karakterler yeterince hissettirdi.

Bu yazar bana nereden tanıdık geldi diye düşünüyordum. Meğer Barbarlar Şehri kitabının yazarıymış.Barbarlar Şehri akıcı olmasına rağmen, aklınızı başınızdan alacak bir kitap değildi.
Sanırım yazardan kaynaklanıyor. Çünkü Barbarlar Şehri kitabına yazdığım yoruma göz attım. İki kitap olacakken olaylar sıkıştırılıp tek kitaba indirilmiş. Bu kitapta da aynı.Sanki önemli yerleri hep ıskalamış gibi hissettirdi. Annesi hakkında daha çok hatıraya yer verilmeliydi. Grace e dair daha fazla şey okumak isterdim. Yedi büyücünün her birini tanımak, aileden gelen gizli büyülerini görmek, geçmişlerini öğrenmek isterdim. Yaptıkları gösteriler de aynı şekilde. Bir karakterin çok heyecanla, tedirginlik ile beklediği gösteriyi anlatmadan ertesi sabaha atlamış. Fazla yüzeysel geçilmiş.


Kitabın sonlarına doğru hoşuma gittiğini düşünürken, bittikten sonra kendime bir kaç gün tanıdım. Zaman geçtikçe beni rahatsız eden şeyleri daha iyi fark ediyorum. Kitaba dair ne hissettiğim netleşiyor. Sanırım kitap okuduğumuz yıllar arttıkça daha seçici oluyoruz. Bloğumdaki eski yorumlara göz attığımda beğendiğim kitapları şuan okusam beğenmezdim diye düşünüyorum. Yıllar geçtikçe konular klişe olsa bile kitapta bir parça özgünlük arıyoruz. Muhtemelen ilginç bir yan karakter dahi bir kitabı kurtarabilir. Bu kitapta ise, konu gayet ilgi çekici ama daha derin ve karanlık olsaydı, pek çok kişinin favorilerine girecek bir seri şeklinde olabilirdi.
Dipnot; kitap boyunca beklediğim o karanlığa son on sayfada ulaşabildim ancak.Ve bu benim için yeterli değildi.






11 Kasım 2019 Pazartesi

Yılın İlk Kitap Alışverişi!





Yılın başından beri kitap almadım.  Almadım ama o kitap sitelerine kaç kere girdim, o sepete kaç kitap ekledim, kaç kitap çıkardım, al butonuna kaç kere basıp son anda vazgeçtim, bilmiyorum. Kitaplığımda okunmayı bekleyen onlarca kitap var ve ben bu sayının artmasıyla kendimi daha fazla baskı altında hissetmek istemiyorum. (Ah eminim param olsa bu kadar uzamazdı bu durum 😂) Ama mutluyum. Deli gibi alışveriş yapmadan da yaşanabildiğini anlamış oldum. Yayın evlerinin hızına uyum sağlamak zorunda değilmişim. 😅 Gönül isterdi ki, kitapların fiyatları çok daha uygun olsaydı da, evimizde ki fazla eşya işgalinin tek sebebi kitaplarımız olsaydı. Bir sebebi de, bütçemin bir kısmını Aliexpress için ayırıyor oluşum. 💙 Neyse gelelim kitaplara.


Öncelikle Murat Menteş ile başlayalım. Ben kitaplarıyla geçen sene tanıştım ve yılın favorileri arasına girmişti kitapları. Sanırım dört kitabını okudum. Şiir kitabı elimde ama gerisini ödünç almıştım.Bkm de indirimde olduğunu görünce alışveriş yapma zamanının geldiğini fark ettim.

Okuduklarım;

Ruhi Mücerret
Korkma Ben Varım
Dublörün Dilemması

Derde Deve Randevu kitabına başladım ve daha ilk sayfadan Murat Menteş okumayı özlediğimi fark ettim. Antika Titanik in biraz hayal kırıklı olduğunu pek çok kişiden duydum. Beklentimi düşük tutarak okuyacağım.






Didem Madak kitaplarına çok rastladığım ama henüz okumadığım bir yazar. Yerli yazarlarımızla yavaş yavaş tanışmak istiyorum.








Gölge Bükücü kitabının konusu çok ilgimi çekti. Fantastik kitapları çok severim ama bir süre sonra sıradanlaşmaya başlıyorlar. Bu kitabın konusu biraz farklı gibi. Bakalım.








İmkansız Kale ,İndirimde gördüm ve konusu merak uyandırdı. Hırsızlık planlayan gençler hakkında. Arka kapağındaki yazılar bol bol aksiyon vaad ediyor. Göreceğiz.





Istrancalı Abdülharis Paşa Bu kitaba daha önce hiç rastlamadım. Macera ve gerilim olarak geçiyor ama umarım hayal kırıklığına uğramam.Arka kapağı bayağı iddaalı.





Bir Bedenin Gerçeği, kayıp bir çocuğun katili hakkında. Bol bol gerilim yüklü gibi görünüyor.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...