Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2025 Cuma

Legend of the Female General (Dizi Tanıtım ve Yorum)


Çok güzel tarihi bir Çin dizisiyle geldim. Son bir kaç senedir grafik tasarımları yapıp online satış yaptığım için pek bloğa uğrayacak vaktim olması. Hazır online dükkanım askıya alınmışken yenisini açmadan bir şeyler izleyip blogda yazayım dedim. Aslında POD (Print on Demand) ve Etsy üzerine de yazmak istiyorum ama belki onun için ayrı bir blog açarım.Sizler ne yapıyorsunuz?

Kızımız doğumundan itibaren hasta olan üvey erkek kardeşinin kimliğiyle maske takıp erkek gibi yetiştirilmiştir. Erkek olarak okuyup (başrol oğlumuzla sınıf arkadaşı oluyorlar) savaş sanatlarında kendini geliştiren kızımız orduya katılıp yükselir ve sonunda general olur. Trajik tuzaklarla dolu bir savaşta, ustası olan general -başrol oğlumuzun da babası oluyor- öldürülür ve başrol oğlumuz kızımızı çok geç yardıma gelmekle suçlar. Başkente döndüklerinde ise kızımız savaşta ölen ustasının adını temize çıkarmak istese de babası kızımızı zehirleyip kör eder ve kızımızın yerine artık iyileşmiş olan oğlunu geçirir. Babasının adını temizleyemeyen oğlumuz kraldan da izin alarak sınırda kendi imkanlarıyla bir askeri üst kurmaya karar verir.

Sevecen(!) ailesi ise kızımızın peşini bırakmaya niyetli değildir. Kör olsa da onun için bir suikastçı gönderirler.  Eski bir tanıdığı kızımızı tedavi edip ölümden kurtarınca kızımız soluğu oğlumuzun kurduğu askeri kışlada alır. Artık maske takmasına gerek yoktur. Burada acemi olarak tekrar eğitimlere başlar. Zekası, kurnazlığı, kendinden emin tavırlarıyla dikkatleri kısa sürede üzerine çeken kızımız şüphelerin de üzerinde yoğunlaşmasına sebep olur. Çünkü başkentte birileri başrol oğlumuzun başarılı olup babasının adını temizlemesini istememektedir.


Zamanla kızımızın aslında bir kız olduğu anlaşılıyor ve pek çok kişi bu sırrı saklamaya hevesli. Çünkü yetenekleri ve sadakati insanların çevresinde toplanmasını kolaylaştırıyor. Kızımız eski sınıf arkadaşı olan başrol oğlumuzla birlikte pek çok saldırıyı bertaraf edip pek çok planı bozuyorlar. Bu daha çok düşman edindikleri anlamına geliyor. Kızımızın cinsiyeti yakınları tarafından kısa sürede öğrenilse de general kimliğini hain ailesinden başka kimse bilmiyor ve bu sır oğlumuzun büyük kaybıyla bağlantılı. Dolayısıyla kolay kolay dile getiremiyor

Büyük düşmanlarının kurnaz öğrencisi, oğlumuzun evlilikten kaçan yeğeni, evlilikten kaçtığı gelin adayı, kızımızın gerçek kimliğini bilmeden yollarının kesiştiği eski silah arkadaşları ve yeni acemiliğindeki şapşal dostları... Eğlenceli, akrobatik olduğu kadar doyurucu dövüş sahneleriyle güzel bir diziydi. İlk başlarda kızımızın neşeli ve iddialı tutumu beni rahatsız etse de, zamanla boş yere iddialı değilmiş, hak ediyormuş dedirtti. :)



21 Temmuz 2022 Perşembe

Sanditon (Dizi Tanıtım ve Yorum)

Jane Austen'in bitmemiş bir el yazmasından Andrew Davies tarafından uyarlanan bir dönem dizisiyle geldim.

On bir kardeşiyle birlikte çiftlikte büyüyen Charlotte Heywood, bir gün kardeşleriyle dolaşırken kaza yapan bir at arabasıyla karşılaşırlar. Kazada hafif yaralanan çiftimize yardım edip evlerine buyur eden Charlotte ve ailesi, yardımseverlikleri karşılığında maddi açıdan çok daha iyi durumda olan Parker lar tarafından bir teklif alır. Böylece kızımız Charlotte, Parkerlarla birlikte Sanditon a doğru yola çıkar. Mr Parker yaşadığı bu sahil kasabasını çok büyük bir tatil beldesi haline getirme yolunda ilerlerken pek çok zorlukla karşılaşır. Yatırımcı bulmak ve ikna etmek, sosyeteyi buraya toplayabilmek ve onlara burayı sevdirebilmek hiç de kolay olmayacak.

Burada tanıştığı sosyete ve kadına biçilen katı kurallara karşı kendini ve düşüncelerini savunmaktan geri durmayan kızımız, zamanla arkadaşlık edebileceği bir kaç kişi bulur. Aşkın kapısını çalacağından ise habersizdir.

Dizi ve oyuncular güzeldi ama şunu itiraf etmeliyim ki konu ve olaylar fazlasıyla Gurur ve Önyargı ya benziyor. Dizinin afişinde Jane Austen ın yazdığı ve hastalığı sebebiyle tamamlayamadığı son kitap olduğu yazılı. Sanki Austen ın yarım bıraktığı kitaptaki sahil beldesi hakkında büyük hayalleri olan karakterle Gurur ve Önyargı kitabını birleştirmişler gibi.

 Zengin oğlan-fakir kız, zamanın dayattığı kuralları kabul etmeyi reddeden ve sözünü sakınmayan başrol kızımız, aşık bir çifti ayırma çabası bunlardan bir kaçı. Başrol kızımız Rose Williams cidden çok güzel ve mimikleri çok sevimli. İkinci sezonda başka bir başrol erkek kullanmak ne kadar mantıklı bilemedim. Her an ilk sezondaki çocuk çıkıp gelecek diye bekledim. İkinci sezonda Gurur ve Önyargı benzerlik daha da arttı. Kız kardeş meselesi, kasabaya gelen ordu, sahte aşklar, kızımızın bir asker ve bir sivil arasında kalması, kasabaya borçlu olan askerler gibi pek çok tanıdık meseleyle karşılaştım. Yine de sevdim diziyi. İkinci sezonda ortaya çıkan başrol erkek karakterini de beğendim ama final niye öyle oldu ya! Diziyi uzatmak için yaptılar sanırım. İzlemesi zevkli bir dizi, hemen bitmesin, tamam da; nedir bu karakterlerin çektiği acı.

İlk sezonda başrol erkek olarak Uyumsuz serisinden tanıdığımız Four (Theo James) oynuyordu. İkinci sezonda yine Uyumsuz serisinde Will karakterini canlandırın Ben Lloyd-Hughes. Ne değişmiş bu çocuk. Sevimli de olmuş hani. :)

Four

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Efsane - İskender Pala



Kanuni Sultan Süleymanın emri üzerine Barbaros Hayrettin Paşanın hayatı, icraatları, savaşları bir kitap haline getirilecektir.Bu görev için Barbaros Hayrettin Paşa'nın en yakın arkadaşı Seyyid Muradii görevlendirilir.Bu kez tarih, Seyyid Muradi'nin kaleminden anlatılacak.

Henüz Hızırken, Hızır Reisliğe, abisi Oruç Reisin lakabı olan Barba Rossa (Kızıl Sakal) olarak anılışına, oradan Kaptanı Deryalığa uzanan uzun bir yolculuk...

Bu arada Seyyid Muradi'nin çocukluğuna, bir ömür arayıp durduğu aşkına, üç heykelin sırrına, Saint Alkala'ya, Beatrix'e, Billure'ye,Aladule'ye de uğruyoruz zaman zaman.





Bölümler arasındaki yılları kapsayan boşluklar başta beni huzursuz etsede, kayıp senelerde olanları çok geciktirmeden anlatması beni kitaba bağladı. Severek okudum.Ama baştan ayağa Bir Barbaros Romanı diyemiyorum.Pekala Saint Alkala Romanı da sayılabilir.Okumaya değer.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...