Ağaç Ev Sohbetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ağaç Ev Sohbetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2022 Cumartesi

Ağaç Ev Sohbetleri 132

 Ağaç Ev sohbetlerimiz devam ediyor. Haftanın konusu sevgili Manxcat'ten geldi.

"Sevdiğiniz bir ya da birkaç atasözünü ve neden o sözü sevdiğinizi paylaşır mısınız? Aklınıza gelirse bir de ilgili anı patlatırsanız tadından yenmez :D"

Konuyu çok sevdim. Ailemizde çok fazla kendimize uyarladığımız deyim ve atasözleri var diye düşünüyordum. Ama pek aklıma gelmedi şuan. :) Aslında annemin, dedemin, ananemin kullandığı farklı deyim ve atasözlerini not aldığımız bir defter var. Ama bulup çıkarmaya üşendim. Şimdilik aklıma gelen bir kaç tanesini yazmakla yetineceğim.

İrehmetlik Zöhre Gibi; Hesap sormaya hazır bir vaziyette bulunmak. Sanırım eskiden memlekette yaşayan Zühre isimli birine atıfta bulunuluyor. İşler ciddileştiğinden elini beline koyar, hesap sormaya hazır bir şekilde beklermiş.

Muhtarı çağırayım mı?; Yemekler yenip, muhabbetler edilmiş, sıra sofrayı toplamaya geldiğinde kimsenin harekete geçmeye niyet etmediği durumlar için kullanıyoruz. Siz oturun da muhtar gelsin toplasın anlamında. Nereden çıktığına dair bir fikrim yok. 

Ben gittim ki, dövüş az kalmıştı; Olayın sonuna yetişmek. Yine memleketten bir teyzemizin köyde çıkan kavgaya şahitlik etmesi için çağırıldığında, hakime verdiği cevap. (Ben gittim ki dööş az galmıştı hakim bey.)

İğnem başımda; Hazır olmak. Dört ay önce vefat eden dedem çok söylerdi. Bize de ondan kaldı. ''Terziye sormuşlar hazır mısın diye. İğnem başımda demiş.''

Irgalanmış Kız; annemin başarılı ve zeki bulduğu kişilere söylediği söz. Mesela Harry Potter izlerken Hermione için çok sık kullanıyor. :)

Bıngıllarımda hissediyorum; bu terimi yeni yeni kullanıyoruz. Geçen yaz yeğenlerimle Pokemon Dedektifi Pikachu filmini izlemiştik. Özellikle erkek yeğenim pikachunun kullandığı bu sözü çok sevdi. Ona göre bıngıllar pikachunun yanaklarındaki kırmızı noktalarmış. :)  Gerçekten emin olduğumuz bir konu hakkında konuşurken kullanılıyor bizde.

1 Ekim 2021 Cuma

Ağaç Ev Sohbetleri 110

Ağaç Ev Sohbetlerinin bu haftaki konusu Deeptone dan gelmiş. Uzun bir aradan sonra ben de kısaca bir şeyler yazayım dedim.

"Sevgi elde edilir mi, kullanılır mı, paylaşılır mı?"

Sevgi kazanılır, kullanılır ve paylaşılır.

Sevginin tanımı bile kişiye göre değişiyor ve pek çok türü var. Mesela ailemize duyduğumuz sevgi, bir annenin çocuğuna beslediği sevgi içgüdüsel. Arkadaşımız, sonradan tanıdığımız insanlar ise sevgiyi kazanmak zorunda. Bir de kitaplarımıza, arabalarımıza, kıyafetlerimize duyduğumuz sevgi var. Bunları eksiklerimizi kapattığını düşündüğümüz, bize prestij kazandıracağına inandığımız için seviyoruz muhtemelen. 

Evcil hayvan sevgisi apayrı. Belki de bize muhtaç olunmasını seviyoruz. Vazgeçilmez olmayı.Ya da bu sevgi bize bir yaşam amacı veriyor. Bizi işe yarar ve önemli hissettiriyor.

Sahi en son ne zaman bize muhtaç olmayan bir şeyi sevdik?

Gerçek sevgi diye bir şey varsa eğer, dürüstlük, sadakat ve merhameti de yanında taşıyor olmalı. Günümüz insanları sevmeyi değil de sevilmeyi tercih eder oldu. Bu da muhtemelen ruhumuzu doyuramamamızdan, bitmek bilmez tüketim çağının kara gölgesinin kaçınılmaz bir şekilde ruhumuza yansıması sebebiyle sürekli bir açlık hissetmesinden kaynaklanıyor. Pek çok şeye kolaylıkla ulaşıp tüketebildiğimiz için emek vermeyi ve sabretmeyi hatırlayamaz olduk.

Meseleyi eskilere getirip ''Nerde o eski sevgiler?'' diye bir klişeyi gündeme getirmek istemiyorum ama şunu da sormak istiyorum;

Dedem, askerden geldikten üç gün sonra vefat eden hamile eşinin acısıyla defalarca mezarını kazıp çıkarmaya çalışmış ve sonunda onu zapt edemedikleri için müsaade etmişler. Eşinin cesedinden bir parçayı toprağın içinde gördükten sonra vaz geçmiş ve yaşadığı şehirden kaçıp dokuz yıl geri gelmemiş. Hala özlemle anlatır ve 'Bütün köyde her işte birinciydi' diye yaad eder. Çok sonraları ananem ile evlenmiş. 

Şimdi böylesi bir sevgi ile; mesajına hemen cevap verilmediği, istediği koltuk takımını alamadığı, düğünde istediği kadar altın takılmadığı, eşinin, kendisine ve annesine köleleriymişcesine hizmet etmediği için kıyameti koparanların sevgisi kıyaslanabilir mi?

Geçen yıllar bize pek çok kolaylık kazandırdığı gibi, sahip olduğumuz süper güçlerimizden de biraz biraz götürdü. Emek vermek gibi, değer vermek gibi, sabretmek gibi, yoldaş olabilmek gibi, paylaşabilmek gibi...

2 Mart 2021 Salı

Ağaç Ev Sohbetleri 80

 Bu etkinliğe katılmam hep ani bir kararla oluyor. :) Konuyu gördüğüm gün ya da aklıma bir şey düştüğü an pat diye kendimi bu etkinlik için bir şeyler yazarken buluyorum. :) Eğleniyorum da. Bu haftanın konusu Aynadaki Yansımam dan gelmiş.

"Eğer bir masal karakteri olsanız nasıl biri olurdunuz? Görünüşünüz, kıyafetiniz, özel yeteneğiniz, yaşadığınız yer nasıl olurdu?"


Ben bir masal karakteri olsam, hayattan zevk almasını bilen, bazen güler yüzlü, bazen acıtacak gerçekleri söylemekten çekinmeyen, herkesin danışabilmesi ve dertleşebilmesi için kapısını hiç kapatmayan, yüzünde yılların bilgeliği ile oluşmuş sevimli kırışıklıklarıyla, saçlarına düşmüş beyazlarıyla, atletik ama biraz da tontik bir nine-teyze olurdum. (kendimi neden yaşlı olarak hayal ettiğimi bilmiyorum. Ama genç bir karakter olmak istemedim nedense.) Yeri geldi mi gürleyen ama özünde sakin görünen bir bilge. Ayda bir kaç kez farklı tatlarda yaptığı kek ve kurabiyeleri paketleyip, çocukların pencerelerine gizlice bırakan, bazen balık avlamak için denize açılan, bazen ağaca çıkıp elma toplayan, bazen ise çocuklarla birlikte minik haylazlıklar yapan bir çılgın. Yazları ayda bir okuma piknikleri adı altında etkinlikler düzenleyen ve bu etkinlik için yaşadığı köyün-kasabanın altını üstüne getiren biri. Bu okuma pikniklerinde herkes kitabını getirmeli ve yeme-içme faslı, su savaşları gibi etkinliğin vazgeçilmezleriyle birlikte, bir ağaca yaslanıp ya da çimenlere yüz üstü yatıp herkes bir saat kitap okumalı.

Denize yakın, iki katlı, geniş bir ahşap evde yaşardım. Arka bahçede atlarım olurdu. Okçulukta da maharetim olmalı tabi. 

Her pazar masal günü ilan ederdim. Özel güçlerimden biri, okuduğum kitabın içine girebilme ve diğerlerini de benimle kitabın içine sokabilme, kahramanlarla maceraya atılabilme olurdu. Bu sayede masal günü, kasabadaki tüm minikleri maceradan maceraya koştururdum. Diğer özel yeteneğim ise insanların yüreklerinde, kendilerinden bile sakladıkları isteklerini, niyetlerini görebilmek. Sorunlarına çözüm ararlarken, mutsuzluklarının karanlığından kurtulmaya çalışırlarken haylaz ve gizemli sözlerimle onlara yardımcı olurdum. 

Her kahramanın bir zayıf yönü vardır. Benimkisi başkalarının yüreğindekileri görebilsem de, kendi yüreğimdekileri bir türlü çözememem, bu konuda beceriksiz olmam olabilirdi.


13 Şubat 2021 Cumartesi

Ağaç Ev Sohbetleri 77


Aslında bu hafta yazmayı düşünmüyordum ama Vintage İnci nin bu konuda yazdıklarına yorum yaparken aklıma gelen anılarla bir şeyler yazmak istedim son anda. Bu haftanın konusu Makbule Abalı dan geldi. Konumuz;

" kitap okuma alışkanlığının kazandırılması ve sizin kitap okuma maceranız"


 Küçüklüğümde hatırladığım ilk kitaplar Ayşegül Tatilde gibi çocuk kitapları.  Satın aldığımızı hatırlamıyorum. Muhtemelen  daha büyük yaştaki komşu, akraba çocuklarından gelmişti. Seviyordum onları. Annem de gece yatarken devlerle ilgili bildiği masalları anlatırdı bize.

Çocuk Kalbi - Gökkuşağı Sitesi Çocukları

İlkokul boyunca okuduğum kitapları hatırlamıyorum pek. Sınıfımızda kendi imkanlarımızla oluşturduğumuz kitaplığımız vardı. Sadece görev bilinciyle okumuştum. Dördüncü sınıfta sınıf öğretmenim doğum günüme gelmişti ve bana Gökkuşağı Sitesi Çocukları kitabını hediye etmişti. Hala duruyor.  

Bir de Çocuk Kalbi kitabını aldırmışlardı tüm sınıfa. Kitabı aldım, okudum muhtemelen ama hiçbir şey hatırlamıyorum. Hala bende sanırım, tekrar okumalıyım. 

Altı ya da yedinci sınıfta ingilizce öğretmenimiz Harry Potter ve Felsefe Taşı filmini alt yazı olarak izletmişti. Çok beğenmiştim. Sonrasında elinde devam kitabı olduğunu söylemişti. Ondan ödünç alıp Sırlar Odasını okumuştum. 

Şimdi düşünüyorum da, keşke öğretmenler bir kitabın ilk beşte birlik kısmını öğrencilere derste hikaye şeklinde anlatıp merak uyandıracak bir yerde kesselerdi. Böylece merak duygumuzu bileyip kitabı okumaya sevk edebilirlerdi. 

27 Ocak 2021 Çarşamba

Ağaç Ev Sohbetleri 75

Ağaç ev Sohbetlerinin bu haftaki konusunu sessiz gemi belirlemiş ve benim çok hoşuma gitti. Sonunda bu hafta katılıyorum etkinliğe. Her hafta belirlenen konu ile ilgili dilediğinizi yazabiliyorsunuz. Haftanın konusu;

Bir gün denemeliyim dediğiniz, merak ettiğiniz ve belki bir gün ben de yaparım diye düşündüğünüz bir şey var mı? Belki bir spor, bir dans, bir çeşit gezi türü, bir yaşam stili, bir yemek, bir araç veya cihaz, belki bir oyun.. Yani aklınıza gelebilecek her şey olur. Sadece düşünün bakalım bir gün ben bunu yapmak isterim, yapmalıyım dediğiniz ve size ilginç gelen o şey nedir?


  • Voleybol maçını sahada canlı olarak izlemek. Ve bahçemde bir voleybol filesi olsun.
  • Ebabil kuşlarının yıl boyunca uçtuklarını ve sadece üremek için yere indiklerini duymuştum. Çok fazla uçtukları için yerde yürümeyi beceremiyorlarmış. Bir tane görmek ve sevmek... (Çok tatlılar)
  • Bir alpakam olsun isterdim. :) Orkaları yakından görmek... Yeğenlerimden biri, ona hayvanları öğretmeye başladığımdan beri tam bir orka tutkunu. 
  • Bir hobi odası istiyorum. Dikiş makinalarımı, epoksi malzemelerimi, nakış malzemelerimi, boyalarımı ve tabi ki kitaplarımı koyabileceğim ve bunlar üzerinde çalışabileceğim bir oda. (Çünkü bir şeyler üretirken malzemelerinin elinin altında, gözünün önünde olmasını isteyenlerdenim. Her seferinde kullan kaldır, yoruyor, hevesimi kaçırıyor..)
  • Polimer kil ile uğraşmak istiyorum. Youtube ta takip ettiğim bir kaç kanal var. Müthiş takılar yapıyorlar.(Yvonne Williams) ve (Jessama Tutorials) Sahi geçen sene denemek için bir parça almıştım. Nerede kaldı o? 😂 
  • Fotoğrafçılık eğitimi almak ve sağlam bir fotoğraf makinası istiyorum. Bununla yurdumun her şehrini gezip fotoğraflar çekmek ve fotoğraf kitabı çıkarmak (ya da sadece albüme dizmek) güzel olabilir.
  • Deniz altında mercanları ve oradaki ekosistemi görmeyi çok isterdim. 
  • E-kitap okuyucusu istiyorum. Şu sıralar para biriktiriyorum. Para biriktirip kendime bir şeyler almayı seviyorum. :)
  • Hiç rastladınız mı? Gerçek çiçek ve bitkileri ( papatya,buğday gibi üç boyutlu olanlar) belli bir kompozisyon eşliğinde kil (olduğunu düşünüyorum) hamuru üzerine yerleştirip üzerine baskı uygulayarak kil üzerinde kalıpları çıkarılıyor ve ardından bu kalıba alçı ya da beyaz çimento dökülerek çiçeklerin üç boyutlu görüntüsü elde ediliyor. Çok hoş bir görüntü. Denemek isterdim.(Altta görebilirsiniz. Üstüne tıklayıp resmi büyütebilirsiniz.)

  • Şu her yerde gördüğümüz kitap damgalarından istiyorum. İstenilen şekilde yapıyorlar mı, bilmiyorum ama resimlerde kullandığım imza (sağ en üstte görebilirsiniz) şeklinde olsun isterim.
  • Artık şu üşengeçliği bırakıp, uzun süredir ertelediğim şiirlerimi bir araya toplama işini halletmek istiyorum. Kendi imkanlarımla, tüm dizaynı ile kendim ilgilenerek bir iki tane basmak istiyorum kendim için.
  • Photoshop konusunda kendimi geliştirmek istiyorum. 
  • Daha birinci sınıfta olan yeğenime Kelime Oyunu gibi bir etkinlik ile hayal gücünü körüklemek ve bu konuda tecrübe kazanmasını sağlamak istiyorum. ( Aslında yazdıklarını düzenli bir defterde toplamak ve kapağına yazar olarak onun adını yazmak teşvik edici olur sanırım.) 
  • İmkanım olsa ve Toodii (benim uçamayan muhabbet kuşum) için tehlikeli olmayacağından emin olsam bir kedim olsun isterdim.

  • Balık tutmayı denemek...
  • Kitaplığımdaki okunmamış kitap sayısını bir hayli azaltmak...
  • Dövüş sanatları konusunda bilgi sahibi olmak isterdim. Ve okçuluğu denemek...
  • Çömlek yapmayı da denemek isterdim. Fazlasıyla sabır ve kas gücü gerektirse de.
  • Rengarenk sabun yapımını öğrenmek isterdim.
  • Doğal esanslardan parfüm yapımı. Çünkü parfümlerin o yapay kokularından hoşlanmıyorum.
  • Tv ye takılan eski atarileri hatırlıyor musunuz? Oyun kasetlerini? Tekrardan onlarla Super Mario felan oynamak eğlenceli olurdu.
  • Ve son olarak mavi bir balon bırakmak istiyorum sahilde gökyüzüne. (Anladınız espriyi. Anlamayanlar için; Burada yazar Kelime Oyunu 6 için yazdığı şiire atıfta bulunuyor.)
Çok eğlenceliydi. Mutlaka yapın. İnsan başkalarının yazdıklarını okudukça deneyimlenebilecek ne çok şeyin olduğunu fark ediyor. :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...