21 Ekim 2017 Cumartesi

Ruhi Mücerret - Murat Menteş




Bu yılın favorisi olan Dublörün Dilemması (tıktık) kitabının yazarı Murat Menteş'ten bir kitap daha.
Okumak için heyecan yaptığım, azıcık ucundan hayal kırıklığına uğramaktan korktuğum -tüm suç Dublörün Dilemmasının mükemmel olmasında- Ruhi Mücerret i bitirdim.


Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde 100 yaşında bir savaş gazisinin huysuz ve mizahi bakışlarıyla o etkinlik senin, bu program benim diye gösteriden gösteriye koştuğu, huysuz olduğu kadar zeki ve kurnaz, cami cemaatinden arkadaşlarıyla ilginç konuşmalara imza atan şahsına münhasır biri Ruhi Mücerretin yaşadıklarını okuyoruz. 




Ölümün kendisini sürekli es geçmesinden yakınan bu renkli karakterimiz Ruhi Mücerret'in başına neler gelmiyor ki; bırakın savaştan sağ kurtulmuş olmasını, uçak kazasından sağ kurtulan tek kişi olmasıyla beraber, bir tren ve bir geminin çarpıştığı o ilginç kazadan da yara almadan kurtuluyor. Bunlar spoiler değil korkmayın. İşler asıl hayatına giren, iki gözü birbirinden farklı olan genç bir beden eğitimi öğretmeniyle renkleniyor.



İkinci bölüm ise Ruhi Mücerret in hayatına dahil olan Civan Kazanova adındaki genç beden eğitimi öğretmenin geçmişi ve Ruhi Mücerret ile geçirdiği zaman dilimi.  Civan da hiç öyle normal bir hayata sahip olmamış. Felaketler hayatının her döneminde bir köşeden sızmış yaşantısına. İlk bölümde eğlendiğim kadar ikinci bölümde şaşırtım. Murat Menteş bilim kurgu ile okuyucuyu şaşırtmayı iyi biliyor.



Kitapta bol bol kahkahayla birlikte; cinayete azmettirme, birbirinden ilginç yaşamlar, zamansız peydahlanan aşklar, şeytana satılan ruhlar, mezarlarından dirilen iskeletler, hızla tırmanılan fenomenlik basamakları, eskilerin polisiye roman yazarları,yaşayan ölüler, aslında ölü olan diriler, sokak dövüşleri, kurşunlar, bıçak yaraları, çipler, ve bol bol reklam mevcut.



Alıntılara gelecek olursak; sanki biri yaşamı gözlemlemiş, önemli anlarda diğerlerinin aksine bir farkındalık ruhuyla, nokta atışı yapar gibi bir bir o afilli cümleleri not almış, ardından şık bir kurgu giydirip okuyucuya sunmuş. Yine bu yılın favorilerinden biri.

Alıntılar için ayrı bir yayın yapacağım muhtemelen. Okuyun, okutun.


17 Ekim 2017 Salı

Kitap Alışverişi




Kitap Alışverişinde klasiklere devam ediyorum. Martı yayınlarının bu bez ciltli kitaplarını çok beğendim. Tabi ki, Yabancı yayınlarının yeni basımları çok daha hoş ama olsun. Okumak için doğru zamanı bekliyorum.



Andrew Brawley nin Sıradışı Hikayesi, ilk çıktığı andan beri konusuyla beni kıskıvrak yakalayan bir kitaptı. Çok ilginç bir konusu var.Direkt arka kapaktan alıntı yaparsam,

''Her şeyini kaybetmiş bir çocuğun, umudu hastane koridorlarında kovalamasının yürek burkan ama aynı zamanda umut vadeden sıcacık hikâyesi. Andrew Brawley, ailesinin geri kalanı gibi o gece ölmüş olmalıydı. Anne ve babası ölmüştü, kız kardeşi de ama kendisi kurtulmuştu. Şimdi hastanede yaşıyor, kafeteryada çalışıyor, hemşirelerle takılıp kimsenin kullanmadığı malzeme dolaplarında uyuyor. O, neredeyse görünmez, geçmişinden, suçluluk duygusundan ve onu bulmaya çalışanlardan saklanıyor. Bir tek, yarattığı süper kahraman Hasta F'nin dünyasında teselli bulabiliyor. Sonra bir gün hastaneye vücudunun yarısı, nefret dolu sınıf arkadaşları tarafından yakılmış bir çocuk geliyor. Onun acısı Drew'yu adeta çekiyor, onda umudu, mutluluğu görüyor. Hastanenin ötesinde, acı dolu geçmişlerinden uzak bir geleceği. Ancak Drew hayatın asla bu kadar kolay olmadığını biliyor, kurtuluş için önce ölümle yüzleşmesi ve yaptıklarının bedelini ödemesi, nasıl biri olduğu gerçeğini açıklayarak geleceğe dair tüm şansını riske atması gerekiyor... ?''



Gece Evi vampir-dedektiflik üzerine bir kitap. Buram buram aksiyon kokuyor. Cadı Avcısı, serinin ikinci kitabı olan Kral Katilini geçen alışverişimde almıştım. Bu ay ilk kitap indirime girince onu da aldım. seri kaç kitaptan oluşuyor bilmiyorum. Bilen varsa yazsın lütfen. 




Renkli Göğün Altında sıcak bir dostluk romanı.Alıp almamakta kararsızdım ama bir baktım ki kargonun içinde. Demek ki, içimden ''al al al'' diye haykıran taraf ağır bastı. Soldakiler ise yiğenim için aldığım çok tatlı hikaye kitapları. Her kitap alışverişinde birer ikişer alıp seriyi tamamlamaya çalışıyorum.




Kabuk Adam hakkında çok fazla övgü duyduğum bir kitaptı. Umarım beni hayal kırıklığına uğratmaz. Antabus ise bir önceki alışverişimden. Ne diye bu postta diyorsanız, şöyleki, kitap bana baskı hatasıyla geldi. İçinden otuz küsür sayfası eksikti. Hemen mail attım okuoku ya. Geri yolladım yenisini yolladılar bana. Alış veriş kargomla aynı anda geldiği için kendisini bir de bu postta misafir edeyim dedim.




Eğer ki, instagramdan beni takip ediyor iseniz, bildiğiniz üzere geçen ay okuduğum Murat Menteş ten Dublörün Dilemması kitabı hakkında o kadar çok alıntı yaptım ki (Dublörün Dilemması alıntılar) muhtemelen hepi topu 200 olmayan takipçim bıktı artık bu kitabı görmekten. Hemen bir kitabını alayım dedim ve şiir kitabını aldım Murat Menteşin. Şöyle bir karıştırdım hoşuma gitti.Ama aynı şeyi Özdemir Asaf için söyleyemicem. Kısa ve bir kaç kelimelik şiirler pek benlik değil. Daha derin, daha koyu, daha yoruma açık, her satırından farklı manalar çıkarılabilecek şiirleri seviyorum. Gerçi elime alıp baştan sona okumadım henüz. Beklentim düşük. Yine de bu sebeple belki de beni şaşırtır ne dersiniz?



Son iki kitabın yazarı ise bildiğiniz gibi Evrenin Ötesi Üçlemesi serisinin yazarı olan Beth Revis. O seri fazla popüler olmasa da, okuyan herkes tarafından beğenilen bir seri. seriyi almamamın tek sebebi dış kapaklarını beğenmiyor olmam. Ama bu iki kitabının konusu gerçekten ilgi çekici.

16 Ekim 2017 Pazartesi

Lal Masallar - Murathan Mungan (Yarım Kaldı)


Murathan Mungan dan okuduğum ilk kitap Lal Masallar.

Açıkçası ilk 5-6 sayfayı okumak benim için gerçekten çok zordu. Yersiz Zaman geçişleri yüzünden cümleleri toparlamak yıpratıcıydı. En önemlisi ise ilk sayfalarda ki, benim tabirimle "bulanık felsefe" hiç benim tarzım olmadığından kitaba karşı önyargı oluştu bende. "Bulanık Felsefe" den kastim; hani şu " zaten hepimiz birer elma değil miyiz" vari cümleler kurulan, herkesin herşey yerine koyulduğu, her cevabın doğru kabul edildiği felsefe türü. Her cevapta elbette ki doğruluk payı mevcuttur. Buna ben de inanıyorum. Ama neyin ne olduğu, herşey olduğu bir düşünce yapısı hiç bana göre değil. Kişiliğime ters düşüyor bu düşünce yapısı. Ben kararsız insanlardan dolayı sıkılan biri olarak bu kadar belirsizlik bana fazla geliyor kanımca.

Sonrasında ise, başlayan hikayeyi sevdim. Zaten (Eski Türkçe)Osmanlica yı seven biri olarak, baş sayfalara kıyasla daha kolay okudum devamını. Demiş olsam bile elli sayfa ancak okuyabildim. Belki yanliş zamanda okudum, bilmiyorum ama devam edemedim.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...