22 Şubat 2018 Perşembe

Dokuza Kadar On - Özdemir Asaf (Kitaplardan Alıntılar)



Bu yıl aldığım kararlardan biri de, şiir kitaplarına yönelmekti. Turgut Uyar ın bir kitabını okumuştum geçen ay. Pek benlik değildi. Cemal Süreyya nın şiirleri daha hoşuma gitti. Tam olarak aradığım tadı bulamasam bile, bazı şiirlerini çok beğendim.İşte alıntıları ile karşınızdayım. :)

Aslında Murat Menteş in (-ki kendisinin kitaplarını çok severim-) Garanti Karantina adlı şiir kitabını da okudum. Murat Menteş in kelime oyunlarını seviyorum ama şiirde fazlasıyla yorucu oluyor. Şiirin, insanı rahatlatması, serinletmesi, hüzünlendirmesi, bir acıya ortak etmesi gerekir. Murat Menteş in şiirleri beni bir hayli yordu. Kitaplarından aldığım o lezzeti bulamadım.





































17 Şubat 2018 Cumartesi

Charlotte (Anime)





Bu kez animemizin konusu özel yetenekli ergen veletler hakkında. Baş karakterimiz Yu, istediği kişinin bedenini beş saniyeliğine ele geçirme gibi bir özelliğe sahiptir. Bu yeteneği sınavlarda kopya çekmek için kullanan Yu, bir gün Nao adında başka bir okulun öğrenci konseyi başkanı ile karşılaşır. Nao nun da özel yetenekleri vardır. Bu yeteneklerin bir tür hastalık olduğunu, ergenliğin ardından ortadan kaybolacağını iddia etnektedir. 



Nao, kendi okuluna gelmesi karşılığında  Yu'nun ve kız kardeşinin tüm okul masraflarının karşılanacağını söyleyince Yu kabul eder.Ama bu teklif o kadar da naif değildir. Yu' da konseye katılıp, özel yeteneği olan kişileri bulmak, başkaları farkedip kobay faresi muamelesi görmeden, yeteneklerini kullanmalarını durdurarak onları korumak, ikna edebilirler ise kendi okullarına gelmelerini sağlamak amacıyla Nao ya yardım etmelidir. İşlerin o kadar da basit olmadığını ilerleyen bölümlerde görüyoruz.








Anime başta eğlenceli ve komik bir seyir izlese de, 4-5 bölümün ardından keskin bir dönüş yaparak bambaşka bir kulvarda devam ediyor yoluna. Trajedi ve karamsar bir havaya bürünen anime daha bir ilgi çekici ve bir miktar da ürkütücü hale geliyor. Devamını bu şekilde beklememiştim.Beni fazlasıyla şaşırttı. Bir göz atın derim. :)






















15 Şubat 2018 Perşembe

Ore Monogatari!! (Anime)






Çok sevimli bir anime ile yine karşınızdayım. Blog iyice anime bloğuna döndü bu aralar. :) Bu sıralar yoğun bir şekilde kitap okuyamıyorum.Deliryum serisinin son kitabı olan Requiem ve Yusuf Atılgan dan Aylak Adam ı okuyorum yavaş yavaş. Haftaya yoğunlığum azalacak  muhtemelen. O vakit kitap okumaya yoğunlaşmayı düşünüyorum.







Animemize gelecek olursak;
Baş karakterimiz olan Takeo, bir liseli olarak iki metreye yakın boyu, kaslı ve iri vucuduyla standartların dışında bir görünüşe sahiptir. Bununla birlikte saflığı, iyi niyeti, doğruluktan şaşmaması, heyecanı, coşkusu, insanlara yardım etme hevesiyle güvenilir biri olduğundan yakınındakiler tarafından çokça sevilse de, kendisini tanımayan insanlarca ürkütücü olarak etiketlenmektedir. Aslında başkalarını etkilemek gibi bir niyeti de yoktur zaten. On yıldan fazla süredir tanıdığı ve en yakın arkadaşı olan Suna ise, yakışıklılığı ile kızların gönlünde taht kursa bile hiçbirine yüz vermez.




Bir gün zor durumdaki Yamato adındaki kızımıza yardıma koşan Takeo, ilk görüşte Yamato ya aşık olur. Lakin okul hayatı boyunca sevdiği her kızın Suna ya aşık olduğunun bilincinde olarak Yamato'nun da Suna ya aşık olduğunu varsayıp aralarını yapmaya çalışır. Envayi çeşit pastalar yapmakta üzerine rakip tanınmayan Yamato, aslında gönlünü Takeo ya kaptırmıştır. Biz ise Takeo nun kalın kafasıyla bunu fark etme sürecini, acemi sevgililerin komik hallerini ve Takeo nun pek çok kişinin yardımına koşuşunu izliyoruz. (Sözüm meclisten dışarı ama insan ister istemez nerde böyle erkekler diyor :) ) Suna nın bu ikiliye desteğini küçümsememek gerek.  Bu olaylar ilk 3 bölümde olduğundan pekte spoiler sayılmaz.




Animenin ilk bir kaç bölümünü kapsayan bir de filmi var. Adı; My Love Story! Açıkçası animeyi daha çok sevdim. Ama bir göz atın derim.




























,
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...