Kitap Tanıtım ve Yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Tanıtım ve Yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2024 Salı

(BCP Mart) Kabuk Adam - Aslı Erdoğan (Kitap Tanıtım ve Yorum)

BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında üç yılı tamamladık. (2021 - 2022 - 2023)  Dördüncü yılımızda da etkinliğimize devam ediyoruz. Etkinlik için her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi ve etkinlik kuralları için tıklayın. Katılmak isterseniz de yorumlarda belirtin. :) Mart ayının teması Kadınlar ve Kadın Yazarlardı. Ben de bu tema kapsamında Aslı Erdoğan dan Kabuk Adamı okudum.

''Bazen insana hiçbir şey hatırlamak kadar acı veremez, özellikle  de mutluluğu hatırlamak kadar. Unutamamak. Belleğin kaçınılmaz intikamı. Herhangi bir iz taşıyorsa eğer, bu bir zamanlar bir yara açıldığındandır.''

İki yıldır yurtdışında bir fizik laboratuvarında çalışan baş karakter kızımız yaşama dair hiçbir beklentisi kalmamış şekilde hayatını devam ettiriyor. Çalıştığı ortamdaki zeki ama duygusuz ve rekabeti seven insanlardan da yorulmuş durumda. Genç yaşı ve kadın oluşu sebebiyle karşılaştığı zorluklar da hayatına eğlence katmayı(!) bırakalı çok oluyor. İş yerinde arkadaşım diyebileceği tek kişi bir başka kadın olan Maya. İş arkadaşlarının aksine ikili sadece fizik ile ilgilenmiyor, edebiyat, dans gibi pek çok farklı konuya da meraklılar. 

''Yaşadığımız anları dondurup cümlelere dökme çabası, çiçekleri kurutup kitap yaprakları arasında ölümsüzleştirmeye benzer.''

Karayipler de yapılacak olan fizik temalı eğitime katılma kararı baş karakterimiz için dönüm noktası olacak. Tropik adanın güzelliği kadar tehlikesi de göz önünde bulundurulmalı. İçinde bulunduğu bunalım kızımızı tehlikeli durumlardan uzak tutmak konusunda başarısız olacak ve tanıştığı bir yerli ile ettiği uzun sohbetler onu korkuları ile yüzleştirip tüm gizlediklerini ortaya dökmek zorunda bırakacak.

''Bugün artık biliyorum, hayatın bizlere verip verebileceği tek ödül, tek armağan, sevgi dolu bir insandır ve biz böyle bir insanı ilk fırsatta katlederiz.''

Aslında kitaba başlama sebebim yeğenime kitap okuma saatinde eşlik etmek istememdi. Yeğenim 15dk sonra uyuya kaldı ve ben bir baktım ki 100 sayfa okumuşum bile. Yazarın, karanlık düşünceler ve korkular hakkındaki anlatımı öyle akıcıydı ki su gibi akıp gitti. Kitap karakterinin hayatı yazarımızın  hayatındakilerle uyumlu ama kitaptaki olayların gerçekten yaşanıp yaşanmadığını bilmiyorum. Sonrasında yaptığım araştırma sonucu, yazarın bir röportajında bu kitabın bir otobiyografi olmadığını açıkça belirttiğini öğrendim. Belki de bir fizikçi olarak Karayiplere yapılan bir gezi, yerel halk ve adanın barındırdığı tehlikeli ortam yazarın böyle bir hikaye yazmasına ön ayak olmuş olabilir. Ama şunu da belirtmem gerek arka kapak yazısında belirtildiği gibi 'aşk romanı' değil bu kitap. Baş karakterimizin aşık olduğunu da sanmıyorum. Bana kalırsa o vazgeçtiği yaşama tutunabilmek için bir şeyler arıyordu ve tanıştığı değil zihninde kurduğu kişiye bağlandı. Hikayede yaşanan olaylar hoşuma gitmese de yazarın korku ve cesareti anlatım şekli ve kalemi hoşuma gitti.

Ayrıca son olarak, az önce  Bez Cadılarının Şubat yazısına yazdığım yorumun bu kitap için de uygun düşeceğini düşündüğümden buraya da ekliyorum;

Geride bırakılamayan hayaletlerin bir süre sonra orijinalliğini kaybettiğini ama biz insanoğlunun o anıya, o hayale-hayalete bağlı ya da bağımlı olmayı sevdiğimiz için kendimize prangalar vurmaya devam ettiğimizi düşünüyorum. :)  


5 Mart 2024 Salı

(BCP Şubat) Ateşin Varisi 3 - Sarah J. Maas (Kitap Tanıtım ve Yorum)

BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında üç yılı tamamladık. (2021 - 2022 - 2023)  Dördüncü yılımızda da etkinliğimize devam ediyoruz. Etkinlik için her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi ve etkinlik kuralları için tıklayın. Katılmak isterseniz de yorumlarda belirtin. :) Şubat ayının teması Yalnızlık, Dostluk, Sevgiydi. Bir serinin devam kitabı hakkında bir şeyler okumanın biraz tatsız bir durum olduğunu biliyorum ama  Cam Şato serisinin üçüncü kitabı bu tema için uygun geldi bana. :) Baş karakter olan kızımızın çocukluğundan beri yalnız kurt gibi dolaşması, eksikliğini sonuna kadar hissettiği dostluk ve sevgiye bir adım daha yaklaşması...

1- Cam Şato kitabının yorumu için tıklayın. :) 

2- Karanlık Taç kitabının yorumu iççin tıklayın. :)

Wendlyn denizin ötesindeki krallık. Kızımız buraya geleli iki hafta oluyor. Chaol, kızımızın gerçek kimliğini öğrenmiş ve kraldan olabildiğince uzak olması için kralı kandırarak kızımızı Wendlyn e yollatmıştı. Görevi Adarlan ın bu ülkeyi fethetmesi için ülkenin kral ve prensini öldürmek. Tabi ki kızımızın buraya gelme amacı bu değil. Burası aynı zamanda Feylerin ülkesine çok yakın. Yani atalarının... Bir şekilde onlara ulaşıp cevaplar almak niyetinde.  Ama buraya geldiğinden beri tüm azmini kaybetmiş durumda. Tıpkı uzun süredir sahip olduğu tek dostunu kaybettiği gibi. 

Fakat karşılaştığı bir Fey onu götürmeye geliyor. Rowan onu, üç Fey kardeşten biri olan (kızımızın da atalarından biri oluyor) Kraliçe Maeve e götürüyor. Kızımız onun tehlikeli olduğunun farkında ama anahtarlarla ilgili cevaplanması gereken çok fazla bilinmezlik var. Bu nedenle Maeve nin şartını kabul ediyor. Kızımız sahip olduğu ateşe hükmetme gücünde kendini kanıtlamalı ve varisi olduğu mirası kabullenmeli. Bu nedenle Rawon dan eğitim alması gerek. Bu arada Rawon un Kraliçenin-dolayısıyla kızımızın- uzaktan kuzeni -belki bin yaşında- olan bir Prens olduğunu öğreniyoruz. Rawon da bu bebek bakıcılığı görevinden pek hoşnut değil. Eğitimler Celaena nın Fey tarafını uyandırmak ve gücünü açığa çıkarmak için. Rawon un acımasız ve şaka götürmez eğitimi kızımızı zorluyor.

Adarlan da ise aslında kızımızın kuzeni olan ama zalim kralın komutanı olarak görev yapan Aedion ortaya çıkıyor. Gaddarlığı ile ünlü Aedion un saraya çağırılmış olması hayra alamet değil. Chaol ile Aedion un sırları bizleri de şaşırtıyor.

Bir de Manon Siyahgaga diye bir cadımız var. Büyükannesi olan siyahgaga klanının baş cadısı Matron toplanmaları için tüm cadılara haber yolluyor. Siyahgagalar, Sarıbacaklar ve Mavikan klanı olmak üzere tüm cadılar bir yerde toplanıyor. Birbirlerinden de pek hoşlandıkları söylenemez.. Kızımızın önceki kitapta küçük(!) bir husumet yaşadığı cadının intikamı için olduğunu düşünmüştüm ama meğer zalim kralın gizli gizli yetiştirdiği silahları için cadılara bir teklifi var. 

Kızımız yavaş yavaş inadını kırıp içindeki güce ulaşsa da kontrol etmek için çok daha fazla çalışması gerek. Bu da Rawon ile o sevimli(!) derslere devam etmesi gerektiği anlamına geliyor. Yakınlarda ortaya çıkan bilinmeyen karanlık ve tehlikeli bir yaratık ardında yarı Fey cesetleri bırakmaya başlayınca işler daha karanlık bir hal almaya başlıyor. Çünkü bu yaratık kızımızın geçmişinden geliyor. Belli ki zalim kralın karanlığı bu kıtaya da ulaşmış durumda.

Prensin sorunları devam ediyor. Gerçi Prensin sorunu kızımızla aynı sayılabilir. O da sahip olduğu gücü kontrol etmeye çalışıyor. Ve kendine mütevazi bir müttefik bulmuş durumda. Chaol ise kralın gücünün arkasındaki gerçekleri ve büyünün yok oluş sebebini araştırıyor. Prens ile arasına soğukluk girse de onun yardımına ihtiyacı var.


Kızımızın Mistward daki yaşadıklarını merakla okusam da bu kitapta yazarın kurguyu üç farklı yerden anlatmaya devam etmesi biraz dikkatini dağıtıyor insanın. Kızımızın cevaplar bulmak için yaşadıklarını, Adarlan da Prens ile Yüzbaşıyı ve Kralın teklifi ile bir araya gelen cadıları okuyoruz. Başlarda biraz zorlandım çünkü kızımızın Feyler ve yarı Feyler ile olan macerasını çok daha fazla merak ediyordum. İlerleyen sayfalarda her bölüm daha büyük bir merakla okuttu kendini. Yazara bir parça kızmadım değil. Karakterlerin sürekli kayıplar vermesi insanın canını yakıyor okurken. Ayrıca kızımızın bu kitapta gerçekten eşi olabilecek birini bulduğunu düşünüyorum. Yazar bu karakteri harcarsa çok kızacağıma eminim. Bu kitapta çok daha fazla birbirinden ilginç, fantastik ve tehlikeli yaratıkla tanışıyoruz.  Kitap öyle akıcı ki 630 sayfa olmasına rağmen çok kısa sürede bitti.



21 Aralık 2023 Perşembe

Karanlık Taç 2 - Sarah J. Maas (Kitap Tanıtım ve Yorum)

 

1- Cam Şato kitabının yorumu için tıklayın. :) 

Kralın yaveri (suikastçısı) olmak için girdiği yarışmayı kazanmak Celaena yı özgürlüğe bir adım daha yaklaştırdı. Ama asıl mesele şimdi başlıyor. O, artık kralın kirli işlerini yapmakla yükümlü. Kralın işaret ettiği her kimse kızımız onun kesik başıyla geri dönmeli. Şimdiki görev krala karşı ayaklanmaya niyetli olan asileri ortadan kaldırmak. Eline verilen isim ise on üç yaşından beri tanıdığı bir isim; Archer. 

Saraya yeni gelen kralın çapkın kuzeni ve gece ortalıkta dolaşan karanlık figürler... Saray her zamanki gibi kızımıza bin bir türlü tehlike vaat ediyor. Yeni hedefi Archer a ulaşan kızımız, bu gizemli asi grup ile ilgili bilgi almaya niyetli. Archer hayatını bağışlaması karşılığında onun için gerekli araştırmayı yapmayı kabul ediyor. Saraydakilere öğrendiklerinin hepsini anlatmıyor tabi.  Asi grubun, öldüğü sanılan eski prensesi tekrar tahta çıkarmak istedikleri haberi kızımızı şaşırtıyor. (Tahminlerim doğru çıktı) Bir balo ve fiyaskoyla sonuçlanan bir girişim...

Kızımız başka bir gizli tünel buluyor ve çok eski bir kütüphaneyle karşılaşıyor. Dahası büyüyü etkisiz kılan koca demir bir kapıyla. Bu kapı içeriye bir şeylerin girmesini engellemek için mi, yoksa içeriden dışarıya bir şeylerin çıkmasını engellemek için mi?

Kızımız sonunda sevdiceğinin kim olacağına karar veriyor. Prens de bu durumu kabul ediyor. (Prenses N ile Prensi çok yakıştırıyorum.) Ama prensimizin daha büyük sorunları var. Tüm ülkede yasaklanmış olan şey sizde baş göstermeye başlasaydı ne yapardınız? Kendindeki değişimin nedenlerini ve duyulursa neler doğuracağını çözmeye çalışan prensimiz bu durumdan kimseye bahsedemiyor. Lakin kızımızın çenesi o kadar sıkı değil. Sahip olduğu sırları yavaş yavaş arkadaşlarına açmaya başlıyor. 

Ama beklenmedik bir anda verdiği kayıp onu intikam ateşinin kızılına bürüyecek. Artık onu durdurabilecek pek fazla kimse yok. Bütün güvenmek istedikleri artık birer düşman onun için. Ortalık biraz durulsa da, kızımızın çözmeye çalıştığı bilmeceler büyük bir efsaneyi ortaya çıkarıyor. Aynı zamanda zalim kralın planlarının ne olduğu ve gücünün kaynağını da... Öğrendiği sırlar müttefikleri de beraberin de getiriyor. Ve bir başka ihanet köşe başında kızımızı bekliyor.

Kitabın başındaki olayda itibaren kızımızın krala karşı göründüğü kadar itaatkar olmayacağı belliydi. Kısa süre içinde durumun gerçekten de böyle olduğunu görüyoruz. Ama kızımız arkadaşlarının güvenliği için kimseye bunlardan bahsetmiyor. Bir kere kızımızın ödü kopsa da o demir kapıyı açmak istemesi çok düşüncesizceydi. Ya büyük bir kötülük hapsedildiyse oraya? Sırf merakından böyle büyük bir risk almasını gençliğine bağlıyorum. Bir de çalar saat mevzusu var. Böyle fantastik bir kurguda çalar saat sırıtıyor biraz. Ayrıca sevgili yazarımız bu kitapta da kızımızın kararsız tavırlarına inatla devam ettiğinden emin olmuş. Neyse ki kurgunun gerisi gayet sürükleyici olduğundan bu durumu görmezden gelebiliyorum. Mort u (konuşan bir kapı kulpu) eğlenceli bulduğumu söylemeliyim. Kızımıza daha yakın olmasını ve sürekli söylenip laf sokmasını okumak isterdim. Devam kitabına en kısa sürede başlamak istiyorum. (-ki şuan beşinci kitaba başlamak üzereyim. Bu seri bana iyi geldi ya :))


14 Aralık 2023 Perşembe

Cam Şato 1 - Sarah J. Maas (Kitap Tanıtım ve Yorum)

Aslına bakarsanız aylardır kitap okuyamıyorum ama geçen hafta kuzenim benden okumak için kitap isteyince o kitaplığın karşında okumayı ne kadar özlediğimi fark ettim. Resmen burnumda tüttü. Hemen yarım kalmış çerezlik bir kitabım vardı onu tamamlayıp Cam Şato serisine el attım. (Bu arada serinin dördüncü kitabına başlıyorum. Üçüncü kitabı ayrı bir beğendim.) Gelelim serinin ilk kitabının tanıtımına:

Sekiz yaşındayken, Suikastçılar Kralı tarafından ölmek üzereyken bulunup bir suikastçı olarak eğitilmiş olan kızımız Celaena, Adarlan ın en kötü şöhretli suikastçısıdır. Ta ki bir yıl önce ihanete uğrayıp yakalandığından beri Endovier tuz madenlerinde çalıştırılıyor. Ama bugün farklı, bugün ona madenlerden ayrılırken farklı biri eşlik ediyor; Kraliyet Muhafızı Chaol. Beklenmedik bir anda kendisini Veliaht Prensin karşısında buluyor. Prens Dorian ın kızımıza bir teklifi var. Zalim kral kirli işlerini yaptıracağı bir suikastçı arıyor ve bu ulvi görev için Cam Şatoda ufak bir yarışma düzenleyecek. (Açlık Oyunları başlasın...) Prens kendisinin himayesinde bu yarışmaya girip kazanırsa dört sene sonra kızımıza özgürlüğünü vaat ediyor. Yalnız ünü ülkenin sınırlarını aşsa da farklı bir isimle yarışması gerekli.

On yıldır büyüyü yasaklamış olan Kralın zalimliği insanoğlu ile sınırlı değil. Büyünün içinde yaşayan feyler, periler, ruhlar, gulyabaniler gibi pek çok canlıya savaş açıp onları yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda bırakmış. Hala kanında büyüden bir parça taşınlar var. Ama kendileri bile büyüyü unutmuş durumda. Uzun bir yolculuğun ardından Cam Şato nun yer aldığı şehre varıyorlar. Kısa süre içinde birbirinden tehlikeli görünen kişilerle bir arada antrenman yapmak ve kendini elemelere hazırlamak zorunda kalıyor. Bu sırada saray içinde dönen olayları gözlemlemek ve yüzbaşı Chaol u yakından tanıma fırsatı buluyor. Bu duruma Prensin renkli kişiliğini de ekleyelim.

Sarayda bir şeyler döndüğünü kısa süre sonra anlıyoruz. Vahşi şekilde katledilmiş olarak bulunan hayvan ve insan cesetleri gizli tutulmaya çalışılsa da dedikodular önü alınamaz bir sel gibi hızla yayılıyor. Sıradaki kendisi olabilir. Kızımız tetikte olmalı. Krala karşı, prense karşı, yüzbaşıya karşı, rakiplerine ve prensin sayısız aşıklarına karşı...

Yarışma tüm vahşiliği ile devam ederken yarısı yenmiş ceset haberleri hız kesmeden devam ediyor. Sonra Fey bir prensesin ruhu gelip kızımıza uyarıda bulunması aslında büyünün hala ortalıkta kol gezdiğinin kanıtı. Yarışma kazanılmalı. Ne pahasına olursa olsun.

Öncelikle, beni rahatsız eden konu; aşk üçgenini bir kenara bırakın, baş erkek karakterimizin prens mi, yüzbaşı mı olduğunun belirsiz olması ve kızımızın iki karaktere de boncuk dağıtması. Ayrıca Fey bir prensesin ruhu gelip kızımıza '' bu yarışmayı kazanmalı ve ortalıkta kol gezen karanlığı yok etmelisin'' diyerek seçilmiş kişi olduğunu söylemesi tam bir klişeydi işte. Kızımıza bunu söylemek yerine onu bu görev için ateşleyecek -belki kızımızın geçmişine dair- bilgiler verebilirdi. Nedense bu konuşma bana fazla sıradan gibi geldi. Ne yapılması gerektiğini söyleyenler yerine, daha gizemli akıl hocaları tercihimizdir. :)

Bunun dışında akıcı ve güzel bir kitaptı. Kralın bir haltlar karıştırdığı belliydi. Kızımız kitaplara gömülüp araştırma yaparken edindiği bilgiler neticesinde parçalanarak ölenlerin katilinin kim olduğunu hemen anladım. Ülkenin ismi Adarlan olsa da her defasında Ardahan şeklinde okuma isteğimi bastıramıyorum. Fox karakterini sevdim. Muhtemelen devam kitaplarında tekrar karşımıza çıkacak.

Ayrıca on sekizinde ünlü bir suikastçı, yirmisinde bir yüzbaşı kulağa pek inandırıcı gelmiyor. Şu karakterler en azından 22-24 yaşında olsa daha iyi olmaz mı? Hayır yani dünyayı hep bu gençlik mi kurtaracak? :)))

27 Temmuz 2023 Perşembe

Kaosa Mütevazı Bir Katkı - Murat Menteş (Kitap Tanıtım ve Yorum)

Murat Menteş in; Ruhi Mücerret, Korkma Ben Varım, Dublörün Dilemması kitaplarını geçtiğimiz senelerde okumuştum. Antika Titanik kitabını yarım bırakmıştım. Murat Menteş, yazım dili ve betimlemeleriyle severek okuduğum bir yazar. Tuhaf diyebileceğimiz olay örgüsünde bir miktar fantastik öğelere yer vermeyi seviyor. Aynı zamanda eğlenceli ve ilgi çekici karakterleri ile kendine bağlamayı başarıyor. Kitaplarından pek çok alıntı yapmıştım okurken. Pek çoğunu sevsem de favorim her daim Korkma Ben Varım kitabından; ''Kuşlar göğü terk etmiş. Onlar da bizim gibi canlarını kurtarmak için kafeslere sığınmış olmalılar.'' olacak muhtemelen. Murat Menteş in dilinin ağır, cümlelerinin uzun olduğunu hatırlatmak isterim. Herkese hitap etmez ama bir alışınca bulmaca çözer gibi cümlelerin anlamını çözmeye çalışmak eğlenceli bir oyuna dönüşüyor.

Murat Menteş, bir imza gününde 2001 yılında basılmış deneme yazılarından oluşan Kaosa Mütevazı Bir Katkı kitabı hakkında; "Bunlar sağlıklı bir aklın yazdığı şeyler değil, şu çocuğun (eliyle kendi oğlunu göstermişti) yaşlarındaki bir aklın ortaya çıkardığı bir kitap, o kitapta yazılanların arkasında dursaydım zaten tekrar baskı yapardım," demiş. Yani kısacası yazarla tanışmak için doğru kitap değil.

5 Haziran 2023 Pazartesi

(BCP Mayıs) Ölümcül Kimlikler - Amin Maalouf (Kitap Tanıtım ve Yorum)

BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında iki yılı arkamızda bıraktık. Bu yıl da etkinliğimize devam ediyoruz. Etkinlik için her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayın. Etkinliğe katılmak isterseniz yorumlarda belirtin. :) (Etkinliğe katıldıysanız diğer üyelerin yazılarına yorum bırakmayı unutmayın.) Mayıs ayının teması Deneme ve İtalyan Edebiyatıydı. Ne okuyacağım konusunda çok kararsız kaldım. Neyse ki sonunda Amin Maalouf un Ölümcül Kimlikler kitabında karar kıldım. Yazardan okuduğum ilk kitap oldu.

Yazarımız, ait olduğumuz kimliklerin bizi benzersiz yaptığından bahsederek başlıyor kitaba. Etiketlerin insanları ayrıştırdığını söylemesindeki amacı anlayabiliyorum. Ötekileştirmeye sebebiyet verebiliyor ama tüm etiketlerden kurtulmanın sağlıklı bir durum olduğunu düşünmüyorum. Böyle bir durumda toplum bilinci ortadan kalkar. İnsanın bir yerlere ait olma ihtiyacı fiziksel bir ihtiyaç kadar zaruri. İnsan, bir yerlere ait olma fikrine muhtaç. Ve bazı şeylerin kendisine ait olması fikrine. Böyle bir sorunun çözümü sağlıklı bir eğitimden ve saygılı bireyler yetiştirmekten geçer. Başta da söylediğim gibi yazar etiketlerin ötekileştirmeye sebep olabileceği gibi insanları eşsiz kıldığını da belirtiyor.

Sonrasında din ve modernleşme üzerine yorum yapıyor. Dinin gelişimi etkilediği gibi gelişimin de dini etkilediğinden bahsediyor. Tüm insanlığın birlik olacağı bir ütopya (dünyalılaşma) hayalinden bahsederken böyle bir durumun tektip insan kapanına kısılma tehlikesi doğurabileceğinden de dem vuruyor. İleride bir gün dünyalılaşma kavramı gerçekleştirilebilse dahi tek dil şartının hiç kimse tarafından kabul görmeyeceğinin, böyle bir tutumun büyük karmaşalara yol açacağının altını çiziyor.Sorunlara çözüm önerileri getiriyor ardından bu önerilerin ortaya çıkaracağı sorunlardan bahsediyor.

Yazarın olayları çift taraflı eleştirmeye özen göstermesini sevdim. Kitaba başladığımda ilk günler 5 sayfa felan okuyordum her gün. Ama kısa süre içinde yazarın eleştirilerini merak eder oldum ve bir kaç gün içinde bitti kitap. Çok fazla alıntı yaptığımı aşağıda görebilirsiniz. :) Yazarın tüm fikirlerine katılmasam da fikirlerini ilgi çekici buldum. Elimde Doğunun Limanları kitabı da var. Bu sene içinde onu da okumaya niyetliyim.  Ayrıca yazarın finaldeki temennisi çok hoştu. En altta paylaştım. :)

  • 1976'da Lübnan'ı terk edip Fransa'ya yerleştiğimden beri, son derece iyi niyetli olarak, kendimi "daha çok Fransız" mı, yoksa "daha çok Lübnanlı" mı hissettiğim ne kadar çok sorulmuştur bana. Cevabım hiç değişmez: "Her ikisi de!"
  • Her insanda zaman zaman kendi aralarında çelişen ve onu yürek burkan tercihlere zorlayan çoklu aidiyetlere rastlanır. 
  • Her kişinin kimliği, resmi kayıtlarda görünenlerle kesinlikle sınırlı olmayan bir yığın öğeden oluşur. Elbette insanların büyük çoğunluğu için dinsel bir geleneğe bağlılık söz konusudur; bir ulusa, bazen iki ulusa; etnik ya da dilsel bir gruba; az ya da çok geniş bir aileye; bir mesleğe; bir kuruma; belli bir sosyal çevreye...
  • Bu öğelerin her birine çok sayıda bireyde rastlamak mümkünse de, iki farklı insanda aynı bileşimi asla bulamazsınız ve her birinin zenginliğini, kendine özgü değerini oluşturan da işte budur, her varlığın tekil ve potansiyel olarak yerinin doldurulmaz oluşunu sağlayan budur.
  • İşte benim de üzerinde durmak istediğim bu: ayrı ayrı alındığında, aidiyetlerimden her biri sayesinde hemcinslerimin büyük bir çoğunluğuyla belli bir akrabalığım var; aynı ölçütleri toplu olarak ele aldığımdaysa başka hiçbir kimlikle karıştırılmayacak, kendime özgü bir kimliğim oluyor.

27 Mayıs 2023 Cumartesi

Hayalet Tehlikesi (Dresden Dosyaları 3) - Jim Butcher (Kitap Tanıtım ve Yorum)


Benim adım Harry Blackstone Copperfield Dresden. Bu adı kullanarak beni çağırırsanız risk size aittir. Bir büyücüyüm. Chicago’nun merkezindeki bir büroda çalışıyorum. Bildiğim kadarıyla ülkede çalışan tek profesyonel büyücüyüm. Beni sarı sayfalarda ‘Büyücüler’ başlığı altında bulabilirsiniz, ister inanın ister inanmayın, orada bir tek ben varım. İlanım şöyledir:

HARRY DRESDEN-BÜYÜCÜ

Kayıp Eşyalar Bulunur. Paranormal Soruşturmalar. Danışma. Tavsiye. Makul Fiyatlar.

Aşk İksirleri, Bitmez Tükenmez Servetler, Partiler ya da Diğer Eğlenceler İş Kapsamı Dışındadır.

Kitabımız,  Harry ve rahip olduğunu düşündüğüm bir arkadaşının koşuşturması ile başlıyor.  Harry ofisine gelen 'yakın zamanda öleceğine' dair rüyalar gördüğünü söyleyen bir kadına kendisini koruyan bir tılsım veriyor. Ardından gelen hayalet haberiyle hastanenin yolunu tutuyor arkadaşıyla. Acele etmelerinin sebebi bu hayalet olayının son zamanlarda çok sık gerçekleşmesi. Hastanenin yeni doğan bölümüne vardıklarında güçlü bir hayaletin bebeklere musallat olduğunu görüyorlar. Hayaleti yok etmeye çalışırken hayaletin Yok Diyar a kaçmasıyla Harry, hoş karşılanmayacağını bile bile hayaletin peşinde Yok Diyar a gidiyor. Özellikle geçmişte verdiği bir söz sebebiyle Peri Anne den uzak durması gerekmesine rağmen.

10 Mayıs 2023 Çarşamba

(BCP Nisan) Uğultulu Tepeler - Emily Bronte (Kitap Tanıtım ve Yorum)

 

BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında iki yılı arkamızda bıraktık. Bu yıl da etkinliğimize devam ediyoruz. Etkinlik için her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayın. Etkinliğe katılmak isterseniz yorumlarda belirtin. :) (Etkinliğe katıldıysanız diğer üyelerin yazılarına yorum bırakmayı unutmayın.) Nisan ayının teması belirli yazar ve yönetmenlerdi. Ben de bunu fırsat bilip Uğultulu Tepeler kitabını okumaya karar verdim. :) Yazar tüberkülozdan vefat etmeden bir yıl önce tamamlamış kitabını. Dolayısıyla yazarın tek kitabı.

Arka Kapak;

''İngiliz edebiyatının önemli eserlerinden biri olan ve ihtiras dolu bir aşk hikâyesini konu alan Uğultulu Tepeler, 19. yüzyılın başlarında İngiltere’de yaşamış zengin Earnshaw ailesinin kızı Catherine ile ailenin evlatlığı Heathcliff arasındaki sancılı aşkı şiirsel bir dille anlatıyor. Aşkın hiç bitmeyecek bir nefrete dönüşmesine şahit olduğumuz bu roman, intikam duygusunun insanı kör ederek ne denli yıkıcı olabileceğini büyüleyici bir kurguyla gözler önüne seriyor. Emily Brontë’nin tek romanı olan ve dünya klasikleri arasında önemli bir yer edinen Uğultulu Tepeler, yazarın eşsiz anlatımı ve karakterlerin iç dünyalarını aktarmadaki ustalığıyla yıllardır severek okunan bir kitap olma özelliğini günümüzde de sürdürüyor.''

Yıl 1801.

Hikayemiz, yeni kiracı olan Bay Lockwood un, ev sahibi huysuz mizaçlı Bay Heathcliff i ziyarete gitmesiyle başlıyor. Ev sahibinin yaşadığı evin inşa edildiği tepe sebebiyle kuvvetli rüzgarlara maruz kaldığı için bu yere Uğultulu Tepeler adı verilmiş. 

31 Mart 2023 Cuma

Kurtadamlar (Dresden Dosyaları 2) - Jim Butcher (Kitap Tanıtım ve Yorum)

 

Benim adım Harry Blackstone Copperfield Dresden. Bu adı kullanarak beni çağırırsanız risk size aittir. Bir büyücüyüm. Chicago’nun merkezindeki bir büroda çalışıyorum. Bildiğim kadarıyla ülkede çalışan tek profesyonel büyücüyüm. Beni sarı sayfalarda ‘Büyücüler’ başlığı altında bulabilirsiniz, ister inanın ister inanmayın, orada bir tek ben varım. İlanım şöyledir:

HARRY DRESDEN-BÜYÜCÜ

Kayıp Eşyalar Bulunur. Paranormal Soruşturmalar. Danışma. Tavsiye. Makul Fiyatlar.

Aşk İksirleri, Bitmez Tükenmez Servetler, Partiler ya da Diğer Eğlenceler İş Kapsamı Dışındadır.

İlk kitapta öğrendiğimiz gibi Harry, tek profesyonel büyücü olması hasebiyle pek çok kişi tarafından alay konusu olsa da, güç bela kirasını ödeyecek parayı kazanabiliyor. Kim Delaney, Harry e çok tehlikeli bir sembol hakkında bir şeyler sorduğunda Harry yalnızca zararsız olan miktarda bilgi vermişti. 

Ardından bir aydır haber alamadığı Murphy (tuhaf olaylarla karşılaştıklarında Harry nin uzmanlığına baş vuran komiser) ortaya çıkıyor ve bir cinayet konusunda yardımını istiyor. Lakin açık açık şehirdeki tek resmi büyücü olduğunu ilan eden Harry küçük gören insanların sayısı azımsanmayacak kadar çok. Harry cinayetin bir kurtadam tarafından işlendiğini anlıyor hemen. Ama olayı devralan FBI, Harry ve Murphy i saf dışı bırakmak istiyor. Murphy ise profesyonelliği ve sağlam duruşuyla bu işi kolayca başkasına devretmeye niyeti yok. Bu cinayetin ilk defa işlenmediğini öğreniyoruz. Murphy ile Harry nin güven sorunları devam ediyor çünkü Murphy büyücü dünyası hakkında her şeyi anlatmasını istiyor Harry den. En azından işini etkileyen kısımlarını. Ama Harry nin her şeyi anlatmak gibi bir imkanı yok. Bu durum Beyaz Konseyle başını belaya sokabilir.

27 Mart 2023 Pazartesi

(BCP Mart) Bana Dokunma - Tahereh Mafi (Kitap Tanıtım ve Yorum)


BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında iki yılı arkamızda bıraktık. Bu yıl da etkinliğimize devam ediyoruz. Etkinlik için her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayın. Etkinliğe katılmak isterseniz yorumlarda belirtin. :) (Etkinliğe katıldıysanız diğer üyelerin yazılarına yorum bırakmayı unutmayın.) Bu sıralar ne kendi bloğuma ne de diğer bloglara uğrayamıyorum. Ramazan da geldi artık. Hayırlı olsun diyelim herkese. Hepimize afiyetler getirsin. Çok fazla zamanım olmuyor Ramazanda. Malum yapılacak çok şey var. Yani bir süre daha ortalıkta görünmeyebilirim. :) Mart ayının teması ise Kadın Yazarlar ve Polisiyeydi. Ben kadın yazar teması için  Tahereh Mafi den Bana Dokunma yı okudum. Magazin haberlerini pek sevmem ama yazar, Bayan Peregrine'nin Tuhaf Çocukları nın yazarı olan Ransom Riggs ile evliymiş. 

Arka kapak;

''Juliette tam 264 gündür kimseye dokunmadı. En son birine dokunması bir kazaydı. Ama Yeniden Kuruluş onu cinayetten içeri tıktı. Juliette’in dokunuşunun neden bu kadar ölümcül olduğunu kimse bilmiyor. Kimseye bir zarar vermediği sürece bu durum kimsenin de umurunda değil çünkü dünya zaten perişan durumda. Her gün yeni bir hastalık ortaya çıkıyor, gıda sıkıntısı had safhada, gökyüzünde tek bir kuş kalmadı ve bulutlar garip bir renkte. Yeniden Kuruluş, yeni düzenin tek çare olduğunu iddia ettiği için Juliette’i bir hücreye kapattı. Hayatta kalan bir avuç insan ise savaş naraları atıyor. İşte bu yüzden Yeniden Kuruluş fikir değiştirmek üzere. Juliette onlar için mükemmel bir silah olabilir. Juliette, yeni düzenin tek silahı olabilir. Juliette karar aşamasında. Ya bir silah olacak. Ya da bir asi.''

1 Mart 2023 Çarşamba

(BCP Şubat) Çile - Necip Fazıl Kısakürek

BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında iki yılı arkamızda bıraktık. Bu yıl da etkinliğimize devam ediyoruz. Etkinlik için her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayın. Etkinliğe katılmak isterseniz yorumlarda belirtin. :) (Etkinliğe katıldıysanız diğer üyelerin yazılarına yorum bırakmayı unutmayın.) Canımızın hala yandığı bu günlerde birbirimize destek olmayı ihmal etmeyelim lütfen. Özellikle depremi ilk elden yaşayan insanlarımızın en çok ihtiyacı olan şeylerden biri unutulmadıklarını bilmek. O bölgelere yolladığınız ufak tefek şeylerin arasına sıkıştırabileceğimiz ufak notlar eminim onları çok mutlu edecektir. 
Şubat ayının teması Şiir ve Psikolojiydi. Necip Fazıl en sevdiğim yazarlardan biri. Ben de bu kapsamda yaklaşık on yıl önce okuduğum Çile yi tekrar okumak istedim. 

''Şairliğim on iki yaşımda başladı.
Bahanesi tuhaftır:
Annem hastahanedeydi. Ziyaretine gitmiştim... Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter.. Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde.. Haberi veren annem, bir an gözlerimin içini tarayıp:
- Senin dedi; şair olmanı ne kadar isterdim!
Annemin dileği bana, içimde besleyip de on iki yaşıma kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetimin ta kendisi... Gözlerim, hastahane odasının penceresinde, savrulan kar ve uluyan rüzgara karşı, içimden kararımı verdim:
- Şair olacağım!
Ve oldum.''

Kitap bölümlere ayrılarak hazırlanmış. Her bölümde belli bir tema kapsamındaki şiirler bir araya toplanmış. Şiirlerin sonunda tam tarih olmasa da hangi yılda yazıldığı not düşülmüş. Kitabın sonunda şiir ve şair ile ilgili bölümler var. En hoşuma giden kısmı ise finalde Necip Fazılın bazı şiirlerinin bizzat el yazısıyla yazılmış olarak eklenmiş olması.

Sakarya Türküsü ve Zindandan Mehmet'e Mektup şiirlerini de çok severim ama çok uzun oldukları için eklemek istemedim. :) İşte favorilerimden bir kaçı;

2 Şubat 2023 Perşembe

(BCP Ocak) Sol Ayağım - Christy Brown (Kitap Tanıtım ve Yorum)

BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında iki yılı arkamızda bıraktık. Bu yıl da etkinliğimize devam ediyoruz. Etkinlik için her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayın. Etkinliğe katılmak isterseniz yorumlarda belirtin. :) (Etkinliğe katıldıysanız diğer üyelerin yazılarına yorum bırakmayı unutmayın.) Ocak ayının teması Gerçeğe Dayanan Olaylar, Biyografiydi. Anı ve Hatıraların da kabul göreceğini söylemiştik. Ne okuyayım diye düşünürken ilk aklıma gelen Bir Bedenin Gerçeği kitabı oldu. Üç sene olmuş okuyalı ama hala etkisi devam ediyor üzerimde. Çok akıcı bir kir kitap değildi ama kafamı karıştırıp pek çok şeyi sorgulatmayı başarmıştı. (Bir Bedenin Gerçeği kitabının yorumu için tıklayın.) Ben bu tema kapsamında Christy Brown un Sol Ayağım kitabını okudum ve bayıldım.

(Doğuştan beyin felçli olan Christy Brown, konuşmasını ve hareketlerini kontrol edemiyordu. Ama zekâsı ve cesareti onun okuma ve yazmayı, resim yapmayı ve daktilo kullanmayı öğrenebilmesini, hatta bu kitabı yazabilmesini sağladı.
Christy Brown, kendi yaşam öyküsünü kaleme aldığı bu kitabında bütün bunları öğrenebilmek için sol ayağını kullanarak nasıl büyük bir mücadele verdiğini ve hayata nasıl tutunduğunu anlatıyor. Sol Ayağım, Christy Brown’ı Daniel Day-Lewis’in canlandırdığı aynı adlı, çok başarılı bir filmle beyaz perdeye de uyarlanmıştır.)

7 Ocak 2023 Cumartesi

(BCP Aralık) Doppler - Erlend Loe (Kitap Tanıtım ve Yorum)

BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında ikinci yılımızı geride bırakıyoruz. Etkinlik için her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayın. Etkinliğe katılmak isterseniz yorumlarda belirtin. :) (Etkinliğe katıldıysanız diğer üyelerin yazılarına yorum bırakmayı unutmayın.)

 Etkinliğimizin ikinci yılını bitirdik. 2023te de devam edeceğiz etkinliğimize inşaallah. Temalar belirlendi ve bir hafta içinde yayınlanacak. Takipte kalın. Aralık ayının teması Yeniyıl ve İskandinav edebiyatıydı. Aslında Jo Nesbo dan bir kitaba başlamıştım. Bu sıralar yazara çok fazla rastlıyorum. Lakin her ne kadar polisiye sevsem de kitabın o soğuk havası bana bu kitap için doğru zaman olmadığını hatırlattı. Ardından filmlere göz attım ama son olarak etkinliğin ikinci yılını bir kitapla bitirmeye karar verdim. :)

(Doppler, Norveçli yazar Erlend Loe'nin hicivli bir romanıdır. İlk olarak 2004'te Norveççe'de yayınlandı ve 100.000'den fazla kopya sattı. Erlend Loe'nin yazdığı üçlemede, Doppler birinci, Volvo Kamyonlar ikinci, Bildiğimiz Dünyanın Sonu üçüncü, romandır.)

Babası ölmüş bir karakterin ormana taşınması ve ormanda hayatta kalmak için yaptıklarını bir parça mizahi bir üslupla okuyoruz. Avladığı anne geyiğin yavrusu her ne kadar kovalasa da dönüp dolaşıp yine karakterimiz Doppler ın çadırına geliyor. Sonunda dayanamayıp onu da içeri alıyor ve gerekli gereksiz, mantıklı mantıksız aklına ne gelirse bu yavru geyiğe anlatıyor. Aç kalmamak için evine gizlice girdiği adamın evine güvenlik sistemleri taktırmış olmasından yakınıp, anne geyiği avlamak zorunda kalmış olması da bu muhabbete dahil. Ormanda bisikletle yaptığı kaza sonrası beyninde kaynayan kaos ve gereksiz düşünceler fırtınasının dindiğini fark etmesiyle ormana taşınmaya karar vermesi, süte olan düşkünlüğü sebebiyle yaptığı anlaşmalar, televizyonda her gün savaş haberleri dinlerken, gökyüzünden yağan bombaları izlerken banyo küvetinin nasıl olması gerektiğine karar vermek zorunda olmanın getirmiş olduğu ikiyüzlülük hissi, tuhaf bir şekilde başlayan arkadaşlıklarıyla Doppler çok ilginç bir karakter.

30 Nisan 2021 Cuma

(BCP Nisan) Çocuk Kitapları (Tanıtım ve Yorum)

Her ay belirlenen temaya uygun kitaplar okuyup, film-dizi izlediğimiz ve ay sonunda yazılarımızı paylaştığımız BCP etkinliğinin dördüncü ayını tamamladık. (Etkinlik hakkında bilgi almak için tıklayın.) Ben bu ayın teması olan Çocuk - Aile - Dostluk konusunda planladığım kitapları okuyamadım (Korona) maalesef. Aslında Derin Sular kitabını bitirdim. 26 yıl boyunca kayıp olan bir çocuk cesetinin bulunmasi ve olayı aydınlığa kavusturma çabasındaki bir dedektifi anlatıyor. Ama tema için biraz zorlama olur diye düşündüm. Bu ay etkinlikten geri kalmak da istemedim. Ben de çocuk kitaplarından bahsedeyim dedim. Daha geçen ay yeğenlerim için aldığım kitapların hepsini paylaşmadan yeni bir alışveriş daha yaptım. Bir kısmını okuyup inceledim. Devamını başka bir postta paylaşırım belki. Şimdilik sizleri sevimli mi sevimli çocuk kitapları ile başbaşa bırakıyorum.

Gelelim Cesur Fırfır kitabına;
Ormanda sahibini kaybeden bir oyuncağın cesur hikayesi. Karla kaplı ormanda kaybolduğunda kış uykusuna yatmak üzere olan bir ayı ile karşılaşıyor. Bu yardımsever ayı, onu alıp sahibinin evine kadar sırtında götürüyor. Sevimli oyuncak ayının yardımı ile evine varıyor ama aklı ayıda kalıyor. Acaba yuvasına varabildi mi? Yoksa yolda uyuya kalıp bu soğuk havada dışarıda mı kış uykusuna yattı? Ertesi sabah yola düşüyor ve ayıyı kar yağışı altında uyuya kalmış olarak buluyor. Çevredeki hayvanlardan yardım alıp ayının üzerine bir çadır yapıyorlar. Çok tatlı bir hikayesi var.

Ormanda eldiveni düşüren bir adam ve soğuktan üşüyen hayvanların ısınmak için eldivenin içine girmelerini anlatıyor. Resimleri felan çok tatlı ama ısınmak için eldivenin içine giren bir ayıya bazı çocukların itiraz edeceğini düşünüyorum. 😄 

29 Mart 2021 Pazartesi

Öncü Bilim İnsanları; Uluğ Bey ve İbn-i Batuta (Tanıtım ve Yorum)

Ömer'le Bir Kutu Macera - Uluğ Bey

Bu kez Ömer babasıyla bir gökbilim merkezine gidiyor. Heyecan dolu bu gezinin ardından eve döndüğünde bu kez kendini Hükümdar Timur un torunu olan Uluğ Bey'in diyarında buluyor. 

Çocuk yaştan itibaren çok iyi eğitim alan Uluğ Bey küçüklüğünden beri matematiğe büyük bir ilgi besliyormuş. Kendisi matematikçi, gök bilimci ve devlet başkanıymış. 16 yaşında Maveraünnehir bölgesinin yönetimine atanmış ve onun döneminde bilim ve sanat en iyi dönemlerini yaşamış. Yaptığı Rasathane ve bir araya getirdiği bilim adamlarıyla sonraki yıllarda -buna Avrupa'da yapılan ilk rasathane de dahil- pek çok rasathaneye model olmuş. 

Rasathanelerde kullanılan Suds-i Fahri ve Rub-u Daire (Duvar Kadranı) gibi aletler Uluğ Bey tarafından icat edilmiş. Aletlerin ne olduğunu araştırırken Ortaöğretim Genel Müdürlüğünün bastığı bir tarih kitabında şu bilgilere rastladım;

28 Mart 2021 Pazar

(BCP Mart Ayı) Uzaktan Kumandalı Kız - James Tiptree Jr. (Tanıtım ve Yorum)

Uzaktan Kumandalı Kız

BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınEtkinliğe katılmak isterseniz yorumlarda belirtin. :)

Bu güzel etkinliğimizin üçüncü ayını da geride bıraktık.  8 mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle BCP Etkinliğimizin mart ayı teması; Kadındı. Maalesef ki özellikle son dönemlerde artan kadına şiddet olayları bu konunun yılda bir gün olarak geçmiştirilmemesi gerektiğinin altını çiziyor. İşin acı tarafı hem cinslerimiz tarafından da zorbalığa uğruyor olmamız. Kadın olmak zor.

Bu tema kapsamında; baş rolü kadın, odak noktası; kadın ve kadın hakları olan, yazarı ya da yönetmeni kadın olan kitaplar okuyup, film ve diziler izledik. Bu tema için okuduğum kitaplardan biri de Uzaktan Kumandalı Kız. Yazarı bir kadın ama uzun süre farklı bir isimle yazmış kitaplarını. Herkes onu erkek sanıyormuş. Yazarın bu hikayesini duyunca kitabı merak edip aldım. Kitabımızın konusu;

Tuhaf bir aşk hikayesi.

Reklamların yasak olduğu cyberpunk (teknolojinin tavan yaptığı karanlık, distopik bir dünya) bir gelecek. Tüketim çılgınlığını önlemek için getirilen reklam yasağı, yerini mükemmel görünümlü bireyleri reklam aracı olarak kullanarak milleti o eşyayı almaya yönlendiren bir sisteme bırakmış. Siber kölelik. Sistem ne isterse onu alıp, neyi bilmelerine izin verirse onu biliyorlar.


25 Mart 2021 Perşembe

(BCP - Mart Ayı) Gölge ve Kan - Kerri Maniscalco (Tanıtım ve Yorum)

BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayın. Etkinliğe katılmak isterseniz yorumlarda belirtin. :)

Bu güzel etkinliğimizin üçüncü ayını da geride bıraktık.  8 mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle BCP Etkinliğimizin mart ayı teması; Kadındı. Bu tema kapsamında; baş rolü kadın, odak noktası; kadın ve kadın hakları olan, yazarı ya da yönetmeni kadın olan kitaplar okuyup, film ve diziler izledik. Bu tema için okuduğum kitaplardan biri, Gölge ve Kan. Kitabı alalı uzun zaman oldu ama okumayı erteledim sürekli. Neden? Çünkü bir kitap fazlasıyla popüler olduğu dönemde o kitaptan köşe bucak kaçasım geliyor. :) Kitaplar popülerken onları okuyamamak gibi bir huyum var. :) Gölge ve Kan, üç kitaplık bir serinin ilk kitabı ama neyse ki yazar finali yeterince doyurucu yapmış. En heyecanlı yerinde kesmediği için kendisine teşekkür ediyorum. Gelelim kitabımızın konusuna;

On iki yaşında kızıl hastalığa yakalandığında kendisine bakan annesinin de hastalanması ve kendi iyileşirken annesinin ölmesi Audrey Rose için üzerinden atamadığı suçluluk duygusunun sebebiydi. Babasının bundan sonra paranoyak oluşu, mikroplardan korunmak için sürekli hizmetçileri kovup, yenilerini işe alması, Audrey hakkındaki tutucu tavrı işleri pek kolaylaştırmıyordu. Abisi Nataniel ise sürekli değiştirdiği ilgi alanlarıyla ordan oraya koşuşturan, her şey ile dalga geçebilen biri. İlerleyen sayfalarda Nataniel in şımarık velet maskesinin altında sakladıklarını yavaş yavaş öğreniyoruz. 

Aundrey Rose artık on yedi yaşında, önemli bir isim olan babası ve tuhaf amcasının uzun soluklu düşmanlığına rağmen amcasının bodrum katındaki laboratuvarında amcasından otopsi dersleri alıyor. Hem de 1880lerin sonunda. Yani bir kadın olarak onun nakış yapması, çay partilerine katılması, balolarda boy göstermesi gerekirken ... 

20 Mart 2021 Cumartesi

Öncü Bilim İnsanları; Cezeri ve İbn-i Sina (Tanıtım ve Yorum)

İbni Sina- İbni Batuta


Bir kaç yazı öncesinde çocuk kitapları alışverişi yazısında bahsettiğim serinin daha detaylı yorumları ile geldim. :)
 Kaşif Çocuk Yayınlarının sitesinden baktım Seri yirmi kitap sanırım. Kitapların İngilizce, Arapça ve Rusça çevirileri de var. 
Yayınevinin sitesinde şu yazıya rastladım;
''Biz Kimiz?
Kâşif Çocuk Yayınları geleceğin bilim insanı adayı çocuklara ilham kaynağı olması için buluş ve keşiflerde bulunmuş, başarılı bilim insanlarının çalışmalarını hikâye kitaplarıyla dünya çocuklarına tanıtmaya yönelik kurulmuştur.

Projenin ileri hedeflerinde, çocuklarda var olan fakat fırsat tanınmaması sebebiyle ortaya çıkmamış bilim potansiyelinin keşfedilmesine yönelik, “Ödüllü Yenilikçi, Fikir, Tasarım, Buluş ve Proje Yarışmaları” düzenlenmesi hedeflenmiştir.''
Serinin kitapları hakkında kısa tanıtımlar yapmaya devam edeceğim. Şimdilik iki kitapla başlayalım. :)

Cezeri - Ömer'le Bir Kutu Macera

16 Mart 2021 Salı

Kalanlar - Tezer Özlü (Tanıtım ve Yorum)

Kalanlar

Kitap, yazarın tamamlanmamış yazıları ve not aldığı sözlerinden oluşuyor. Kalanlar kitabı, benim Tezer Özlü ile tanışma kitabım oldu. Daha iyi kitapları olduğunu biliyorum. (Bir yorumda deeptone da bahsetmişti.) Kitap alışverişi sırasında Yapı Kredi Yayınlarında dolaşırken artık Tezer Özlü ile tanışmam gerektiğini düşünüp, derinlemesine araştırma yapmadan -fiyatı da uygundu- sepete eklemiştim. Pişman olmadım. Yazarın düşünce yapısını yakalayabildiğimi iddaa etmeyeceğim. Ama kalemini tanımış oldum ve anlatım tarzı beni rahatsız etmedi. Sevdim diyebilirim. Kitap bir bütünlük sunmasa bile elimden bırakmak istemedim. 
Yazar kitapta kurtulamadığı yalnızlık hissinden, kafa karışıklıklarından, kaybedişlerinden, kayboluşlarından, bulmak ve bulunmak dahi istemeyişinden bahsediyor. Kitap çok kısa olduğu için daha fazla konudan bahsetmek istemiyorum ve sizi alıntılarla başbaşa bırakıyorum. 
Yazarın en sevdiğiniz kitabını tavsiye olarak yoruma yazarsanız sevinirim. :)


Kalanlar - Tezer Özlü

Kalanlar - Tezer Özlü

11 Mart 2021 Perşembe

Ejderha Öyküleri - Andy Blackford (Tanıtım ve Yorum)

Ejderha Öyküleri

İtiraf edeyim, bu kitabı çocukları bahane ederek kendim için aldım. :) Üç farklı ejderha hikayesi var içinde. Libya, Çin ve İngiltere den farklı ejderha hikayeleri. Kitabın başında yazar şöyle yazmış;

"... Peki sizce ejderhalar nasıl davranır? Yanıtın, yaşadığın yere göre değişecektir. İngiltere gibi Batı ülkelerinde ejderhalar sizi görür görmez yiyen yaratıklar olarak bilinirler. Çin gibi Doğu ülkelerinde ise ejderhaların çok bilge ve iyi yaratıklar olduğuna inanılır. ..." 



Bu kitapta iki türlüsü de var. Ama küçük çocuklar için uygun olduğunu sanmıyorum. 

İlk hikaye can sıkıntısından annesine bağıran bir şövalyenin bir prensesi kurtarması hakkında ki, kendini bilen ve güvenen bireyler yetiştirmek isteyen bizlerin çocuklarımıza, şapşal bir şövalye tarafından kurtarılmayı bekleyen bir prensesin hikayesini okumak yanlış bir karar olur. Ejderhadan bahsederken 'iğrenç dikenleri' gibi kelimeler kullanılması da çok yanlış. Kötü bir karakterden de bahsedecek olsan pekala 'ürkütücü' kelimesini kullanmak daha doğru olacaktı. İlk hikaye biraz kara mizah tarzında ve bunu emin değilim ama belki 5-6. sınıf öğrencisi ancak anlayabilir. -ki ondan da emin değilim-

İkinci hikayenin olumlu yapısını sevdim. İnci Ejderhası bir Çin efsanesine dayanıyormuş. Beni tek rahatsız eden kısım;  'annesiyle birlikte tüm gün köle gibi çalışır' cümlesi oldu. Emek vermenin ve gösterilen çabanın bu şekilde aşağılanması hoş değildi. Bunun haricinde hikaye güzeldi.

Son hikaye ise kötü bir cadının kralla evlenmek için prensesi bir ejderhaya çevirmesi ve prensin büyüyü bozmak için cadıyı öpmesi hakkında. Bunun neresinden tutsam elimde kalacak gibi. 

Martı Yayınları bu kitabı neden basmış anlamadım açıkçası. Arka kapağında ''Pedagog Ayşen Oy tarafından çocuk ve ruh sağlığı gelişimi açısından uygun bulunmuştur.'' yazısı var. Pedagog değilim, o yüzden burada atıp tutmayacağım. Ama çocuklar üzerinde olumlu bir etki bırakacağını sanmıyorum. 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...