Beş kelime verip bu kelimelerin de içinde olduğu öykü, deneme, şiir benzeri yazı yazdığımız Kelime Oyunu devam ediyor. Bu benim yedinci katılışım olacak. Başlarda güzel gidiyordum ama biraz aksatınca ipin ucu kaçıverdi. :)
İkinci sınıfa yeni başlayan yeğenime bu beş kelimeyi verip hepsini kullanarak kısa bir hikaye yazmasını istedim. (Yazının sonunda) İlk defa denediği için pek üstelemedim ama bir sonrakinde daha uzun yazmasını isteyeceğim. O bahaneyle ben de yazayım, etkinliğe geri döneyim dedim. Son güne bırakınca biraz aceleye geldi. Çok içime sindiğini söyleyemicem. Son dörtlük ile üst kısmı birbirine doğru bir şekilde bağlamak için bir kaç mısra daha gerekliydi. Çok fazla uğraşmak istemediğim için son kısımları sildim. Bu nedenle biraz kısa bir şiir oldu.
Haftanın kelimelerini Deeptone verdi. Beş kelime: Yurt/Uyku/Böcek/Sedye/Gökyüzü
İnsan Sadece Yıllarını mı Yitirir?
Mutluluğu kendine mi ait bu ışıldayan gökyüzünün ?
Yoksa aşık olduğu güneşten payına düşenler mi?
Karanlık gecelerde uykularıma misafir olan papatya beyazı düşlerin
Hangisi yaşanmışlıkların izini taşıyor? Hangisi yaşanacakların işaretini?
Görmekten korktuğum anlarda yolumu aydınlatan,
Ve ruhumda ışıldayan izler bırakarak uçuşan böcekler
Yurt edindikleri hayal dünyamın kapılarından mi kaçıyor?
Yoksa kendimden dahi gizlediğim gerçeklerin birer emaresi mi?
İnsan sadece yıllarını mı yitirir akıp giderken zaman?
Ya da kaybedilen sedyelere dizilmiş çocukluk masumiyetleri mi?
Minik Zebra nın yazdığı kısacık hikaye;
Böcek, yurtdışındaki gökyüzünü görmek için uyudu. Uykusundan uyandı ve gökyüzünü gördü. Çok güzeldi. Böceğin kolu bir kuşun ağzında kaldı. Bir kuş aldı onu böcek sedyesine koydu.














