Şiirlerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiirlerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2023 Salı

Sallanıyoruz... Kaybediyoruz...


Enkaz altındakileri arayıp dalga geçen genci(!) gördüğümde anladım;

Geleceğimiz kökünden sallanıyor, kaybediyoruz.

Belediyeyi arayıp sahte ihbar yaparak kurtarma ekiplerini boş yere meşgul eden adamı(!) duyduğumda anladım;

İnsanlığımız kökünden sallanıyor, kaybediyoruz.

Kaçırılan çocukları, fırsatçı yağmacıları izledikçe anladım;

Ruhumuz kökünden sallanıyor, kaybediyoruz.

...

Sonra kötü hava koşullarına rağmen yollara düşenleri,

Bu soğukta gece gündüz demeden işittikleri bir sese ulaşmak için canla başla çabalayanları,

Bir canı ısıtabilmek için elinden geldiğince yardım edenleri,

Hiçbir şey yapamasa da kan vermek için saatlerce sırada bekleyenleri görünce bir nebze soğuyor sanki içimizdeki yangın.

İnsan acizliğinin daha çok farkına varıyor böyle durumlarda. Deprem bölgesinde bir yakının olmasa da birinin göz yaşlarını silemediği için aciz hissediyor insan.

Eğer ki, sen uzaktayken bir tanıdığın enkaz altındaysa daha aciz hissediyorsun. Uzanamıyorsun tutmak için elini.

Enkazın başındayken daha da aciz hissediyorsun. Yakınındasın, belki sesini duyuyorsun ama gücün yetmiyor çekip çıkarmaya.

Ve enkaz altındaki sensen; işte en çok o zaman aciz hissediyorsun. Üzerinde tonlarca beton yığını, bağırmaktan kısılan sesin, açlık, susuzluk ve soğuk...

Allah'ım sen yardım et. Enkaz altında kalanlara en kısa sürede ulaşabilmeleri için kurtarma ekiplerinin işlerini kolaylaştır. Aminnn.

(07.02.2023 23:00)

21 Ocak 2023 Cumartesi

Öylesine İşte... (Şiir)

Dikkat; Bu yazı karamsarlık döneminde yazılmamıştır.

Şikayet ettiğimden değil de; bazen yalnızlığımı sonuna kadar hissediyorum. Biz mi çok hassasız, zaman mı duygulara hakkını vermiyor bilmiyorum. Bu zamanda şüphe duymadan sevebileceğin, gözü kapalı yüreğini, düşüncelerini emanet edebileceğin birilerini bulmanın imkansızlığını çoktandır kabul ettim de zaten. Biraz da benden kaynaklanıyor tabi ki.  Hayatım boyunca dahil edilmek istendiğim gruplara ait hissetmeyi inatla reddettim. Ruhum kabul etmiyor yalnızca bir yere ait olmayı. Bunda tek kız olarak büyümenin beraberinde getirdiği kendine yetebilme zorunluluğunun da payı büyük. Nedeninin, niçininin bir önemi yok. Bir süredir şiir yazmayı aksatıyorum. Halbuki Kelime Oyunu etkinliğine bir dönem düzenli olarak katılıyordum ne güzel. Geçen gün aklıma düşen bir kaç cümleyi yazmak için geldim sadece.  :) Buyrun;


Bazen bir denize, bazen bir sahile ait olmak istiyorum.

Sadece bir satıra, bir şiire ait olmak istiyorum.

Harfleri silinmiş tabelalar gibi yok sayılmak...

Bazen dokunulmaz olmak,

Bazen ise sadece unutulmak istiyorum.

18.01.2023

18 Ekim 2021 Pazartesi

Yaşam ve Ölüm Üzerine

Hani, Ağaç Ev Sohbetlerinin 110. haftasında sevgi konusunu ele almıştık ve ben yazımın bir bölümünde şu yazıyı paylaşmıştım ya;

''Meseleyi eskilere getirip ''Nerde o eski sevgiler?'' diye bir klişeyi gündeme getirmek istemiyorum ama şunu da sormak istiyorum;

Dedem, askerden geldikten üç gün sonra vefat eden hamile eşinin acısıyla defalarca mezarını kazıp çıkarmaya çalışmış ve sonunda onu zapt edemedikleri için müsaade etmişler. Eşinin cesedinden bir parçayı toprağın içinde gördükten sonra vaz geçmiş ve yaşadığı şehirden kaçıp dokuz yıl geri gelmemiş. Hala özlemle anlatır ve 'Bütün köyde her işte birinciydi' diye yaad eder. Çok sonraları ananem ile evlenmiş.

Şimdi böylesi bir sevgi ile; mesajına hemen cevap verilmediği, istediği koltuk takımını alamadığı, düğünde istediği kadar altın takılmadığı, eşinin, kendisine ve annesine köleleriymişcesine hizmet etmediği için kıyameti koparanların sevgisi kıyaslanabilir mi?

Geçen yıllar bize pek çok kolaylık kazandırdığı gibi, sahip olduğumuz süper güçlerimizden de biraz biraz götürdü. Emek vermek gibi, değer vermek gibi, sabretmek gibi, yoldaş olabilmek gibi, paylaşabilmek gibi...''

 

İşte o dedemi kaybettik. Doksan beş yaşındaydı, hastanedeydi. Yine de beklenmedikti sanki. Murat Menteş bir kitabında aynen şöyle demişti;

''Ecel, beklendiği yere bile davetsiz misafir sıfatıyla gelir.''

O kadar doğru ki! Onca yaşanmışlığa, hastalığa rağmen yine de beklenmedik bir şok yaşatıyor kalanlara. O an her şey karışıyor. Her şey ve herkes koşuşturuyor. Bir telaş... Herkes acele ediyor.
Bense hayatın durmasını istedim. Herkes dursun, her şey sussun. O an pencereden gelen düğün konvoyunun korna sesleri... Benimle alay ediyor. 
Yattığı odaya giriyorum, hüzün çöküyor.
Bastonunu görüyorum sonra; yüreğim tekliyor.
Tepkilerimi kaybettim bir yerlerde sanırım.
Su borusu mu patlamış? Vanayı kapatın.
Ayakkabımın teki mi kaybolmuş? Terlik giyerim.
Sorun değil. Hiçbir şey sorun değil. Her şey değerini ve önemini yitirdi nede olsa. Bir tek güzel anılarla hatırlanıyor olması bir nebze sukut veriyor insana. 99 depremi sonrası babam bir yıl iş bulamadığında gizlice annemin çantasına para koyan biriydi o. Yatalak halde yatarken bile torununun çocuklarıyla balon oynayan biri. Ezberlediği mani ve şiirleri okurdu ara sıra. Abimle şiire olan düşkünlüğümüzün dedemden geldiğini düşünürdüm hep.
Bilgeydi de... Derdi ki;
''Göz odur ki, dağın ardını görmeli,
Akıl odur ki, başa geleceği bilmeli''
Rabbim mekanını cennet eylesin ulu çınar.


Bu yazıyı sevgili Momentosun sesinden dinleyebilirsiniz. Kendisi seslendirmeye değer bulup yazımı taçlandırmış. Kendisine tekrar teşekkür ediyorum. (tık tık)


5 Nisan 2021 Pazartesi

Kelime Oyunu 18 (Ruhumuz Ölüyor)

Haftalar sonra Kelime Oyununa geri döndüm. Bu hafta biraz karamsar bir yazı oldu.  Hayat hep güllük gülistanlık değil. Aslına bakarsanız bu haftaya özel şahsi olarak yaşadığım bir durum yok ortada. İnsanların masum görünen maskelerinden ve samimiyetsizliklerinden her zaman yakınmışımdır zaten. :) 

Mükemmel olduğumu düşünmüyorum ama gösteriş meraklısı olan ve tüm spot ışıklarını üzerinde toplama çabasıyla yaşayan biri olmadığımı rahatlıkla söyleyebilirim. İnsanlar beni yoruyor. ''Ben daha iyisini yaptım, daha çok biliyorum ve daha çok acı çektim''ciler beni tüketiyor. Daha doğrusu müsaade etsem tüketecekler. Ama etrafıma çektiğim sınırlarımı biliyor ve onları elimden geldiğince korumaya çalışıyorum. Bu nedenle ki aşırı sosyal olan insanlara hayranım. Bu denli güçlü bir zihne sahip olmak takdir edilesi. Belki de bu konuda ben gereksiz titizlik yapıyorum. Bu da beni daha sosyal olmaktan alıkoyuyor. Sosyalleşme konusunda bir sıkıntım yok ama yaşadığım çizgide kuru kalabalıklar istemiyorum. Kendimi tanıyorum ve bu haliyle seviyorum. 

Neyse konu neden bu kadar dağıldı ki! Halbuki sadece bu haftaki yazımın neden karamsar olduğundan kısaca bahsedecektim. :) Mesele şu ki, yazının ikinci cümlesi son bir kaç gündür zihnimde dönüp duruyor. İçimizde karanlık bir taraf olması değil sorun olan. Sorun olan herkesin kurbanı oynaması. Kelime Oyununu bu konu üzerinden yazayım dedim. 

 Bu haftanın kelimeleri sevgili Sessiz Gemi'den; (Güneş, Soğuk, Zaman, His, Yaratık)



RUHUMUZ ÖLÜYOR

6 Şubat 2021 Cumartesi

Kelime Oyunu 10 (Haydi Gel)

Kelime oyunu


Bu haftanın kelimeleri EstTen den. Kelimelerimiz; parmak ucu, veda, ruh, sevilmek, satır.

'Parmak uçlarıma kalkıp' ile başlayan yazma serüvenimin bir sonraki durağı 'yalnızlığın kıyılarından beraber dönelim' oldu. Aralardaki boşlukları yavaş yavaş tamamladım ama bu haftaki biraz kısa oldu sanki. 

Sonraki haftanın kelimeleri neler? Ben bulamadım. Bilen varsa yorumda belirtirse çok sevinirim. Hazırlık yapayım biraz.



Haydi Gel

Parmak uçlarıma kalkıp heyecanla görmeye çalıştığım duvarın ardındasın hala,

 Bende çocuksu bir merak, sende geçen yılların üzerinde bıraktığı umursamazlık.


Gözlerinin satır aralarında okuyabiliyorum ettiğin vedaları.

Ne çok boyanmışsın ayrılıkların kasvetine,

Yorgunluğun karasına bürünmüş gönlünün kapıları.

Geriye kalışlarının kırıntıları dökülüyor ardın sıra inceden inceye.

Topuklarında ağırlığı birikmiş hep gidemeyişlerinin.

Belli ki yürüdüğün onca yolda  kaybetmişsin renklerini,

Benimse sevmelerim ve sevilmelerim kalabalık değil zaten.

Yalnız da hissetmedim, 

Kendime yetişlerimle  doluydu ceplerim .

Hadi gel.

Ruhumuzdan çalan yalnızlığın kıyılarından beraber dönelim.

Biz ısıtalım birbirimizi.

Sen bana güneş ol, ben sana ay,

Ben buz sarkan geçitlerimi(köprülerimi) seninle ateşe vereyim.

Sen tüm ürkekliğini yitirip, gökyüzünde süzülüşümü izle geceleri.

Ben yaralarını öpüp, seveyim,

Sen gül kokulu yapraklarla sar benimkileri.


(02.02.2021)

2 Şubat 2021 Salı

Kelime Oyunu 9 (Ne Kalır?)




Bu haftaki Kelime Oyunu kelimeleri Minik Mini den. Kelimelerimiz; melek, tütsü, ritüel, yazar, gül.

Bu hafta uyanıklık yapıp, geçen hafta kelimeler verilir verilmez bir kenara not ettim ve kolları sıvadım. Bir kaç denemeden sonra bir yol buldum ilerleyebileceğim. Bir kaç gün içinde  yazdım kaba taslak. (Ah o yazılar yayınlanana kadar ne kadar değişikliğe uğruyor bir bilseniz.) :D Ama tabi ki son düzenlemeyi erteledim hep. BCP (Blogları Canlandırma Projesi) ile meşguldüm biraz. Şuan tam olarak çarşamba.(Şuan üzerinden altı gün geçti) Bu yazıyı ne zaman yayınlarım bilemiyorum çünkü hazırda bekleyen bir kaç yazı var. Bu etkinliğin bana çok faydalı olduğunu görüyorum. Hem yazmaya devam etmemi sağlıyor hem de bloğumu aktif tutmama yardımcı oluyor. Elimden geldiğince devam etmek istiyorum. Beni davet ettiğiniz için tekrar teşekkürler. :)

Gelelim bu haftanın şiirine.

(Aslında yazarken karşındakini muhatap alıyormuş gibi yazmıştım. (-gülümsersin,ağlarsın,düşersin gibi-) ama daha farklı bir anlatım istediğim için bloğa geçirirken bu şekilde değiştirdim. Yazarken hep kendimden ve karşımdakinden bahsettiğimi fark ettim. Bu kez de bu şekilde denemek istedim. Siz iki şekilde de deneyin. :) )

 Ne Kalır?

15 Ocak 2021 Cuma

Kelime Oyunu 7 (Nefes Alsın)




Bu haftaki Kelime Oyunu için,  'çoraplarım ıslanmalı yağmurda' ile başlayan yazım serüvenime biraz dramatik bir başlangıç yaptım. Sonrasında yolu biraz değiştirerek bu tür karanlık bir ruh halinde iken yapabileceğim, bana güç vereceğini düşündüğüm, ayağa kalkmamı sağlayacak ve ruhuma nefes aldıracak yollara yöneldim.

Şiirlerini çok sevdiğim bir arkadaşım ''yazdıklarınla geceyi, hüznü, yalnızlığı bile sevdiriyorsun'' demişti. O kadar hoşuma gitmişti ki... Öyle olduğunu düşünmek isterim elbette. Ama bunu iddia edecek kadar cürretkar değilim. Eğer ki yazdıklarımda öyle bir tat varsa bunun sebebi,  her zaman güçlü olmam gerektiğini düşünmüyor olmam. Bana göre, acıyı hissetmeli, yasını tutmalı, tüm kapılarını kapatmalı, yanmalı ve küllerinden yeniden doğmalı insan. (Tabii bu durumu çok fazla uzatıp kendine eziyet etmemek şartıyla.)  Çünkü reddedilen ve görmezden gelinen duygular bir süre sonra içimizde çürümeye başlıyor. Onlardan ve bıraktıkları kokunun ve korkunun etkilerinden kurtulmak daha da zorlaşıyor.

Neyse konuyu daha fazla uzatmadan bu haftaki kelime oyunumuza geçelim. Deeptone un moderatörlüğünde gerçekleştirdiğimiz Kelime Oyunu için bu haftaki kelimeleri MUKEMMELIS verdi. Kelimelerimiz; kırmızı elma, şemsiye, gömlek, ayna, fotoğraf.

Bu şiirimin, bir önceki kelime oyunu için yazdığım şiir ile zaman dilimi bakımından benzer olduğunu yeni fark ettim. Tekrara düşmüşüm. :) Siz görmezden gelin. 😊

Keyifle okuyun ve umarım beğenirsiniz.



7 Ocak 2021 Perşembe

Kelime Oyunu 6 (Konuştuğumuz Gibi)


Taslaklarda bekleyen bir etkinlik duyurusu, iki kitap yorumu ve bir 2020 raporu dururken bilin bakalım ben ne yazısıyla geldim? Başlıktan da anlaşılacağı gibi Kelime Oyunu ile. :) 

Sessizce yayınlanmayı bekleyen Çıplak Sırlar ve Çıplak Gerçekler kitaplarının yorumlarını düzenleyip yayınlamaya üşendiğim için serinin üçüncü kitabına başlayamadım. Yazıları düzenlemeden seriye devam edersem sonrasında yazıyı yazarken spoiler kaçırabilirim diye düşünüyorum.Bu nedenle devam edemiyorum. Çıkmaz sokaktayım. Silkelenip geri dönmem gerek. 

Sevgili Deep Tone nun yönetiminde düzenlenen Kelime Oyununun bu haftaki kelimelerini Momentos belirledi. (Belirlenen kelimelerle hikaye, şiir, deneme, ne dilerseniz yazabilirsiniz.)

Kelimelerimiz; Kelepçe, ıslık, bisküvi, serçe, mucize

Bu benim ikinci katılışım. Kelimeleri görünce bisküvi kelimesinin beni zorlayacağını düşünmüştüm. Gelin görün ki, kelepçede tıkandım. :) Ne kadar toparlayabildim bilmiyorum. Daha uzun ve daha iyi olabilir. Ama bunun için daha fazla zamana ihtiyacım var ve ben daha fazla oyalanmak istemedim.Öyle güzel hikayeler çıkmış ki, yayınlayıp yayınlamama konusunda tereddüt ettiğimi itiraf edebilirim. Oyuna katılmasanız bile hikayeleri mutlaka okuyun. Çok seveceğinize eminim.

3 Ocak 2021 Pazar

Kelime Oyunu 5 (Zaman Küser mi İnsana?)




(Kelime oyununun bu haftaki kelimelerini Bonheur belirledi.)

Biraz geç kalmış olabilirim. :) Açıkçası bu fikre ilk rastladığımdan beri  katılmak istiyorum. Aklımda çeşit çeşit hikaye senaryosu kursam da, yazıya dökme fırsatı bulamadım hiç. Bir iki saat önce (saat 01.38)  gaza gelmişken şiir yazayım dedim. :) Bu konuda hiç bir iddiam yok. Yazmaya başlayalı uzun yılar oluyor sadece.  Bir ara paylaşıyordum yazdıklarımı ama hem çalınma endişesi, hem yazdıklarım yalnızca kendime dair olmasa dahi (bazen bir şarkı, bazen bir kitap karakteri, bazen bir filmdeki kalp kırıklığı ilham verebiliyor) davetsiz misafirleri, etrafımı çevirdiğim surlarımın içine davet ediyormuş gibi hissetmem sonucu vazgeçtim. :)

Yazdığı şeyi kıskanmak, ona karşı bir koruma içgüdüsüne sahip olmak diye bir şey olduğunu biliyor muydunuz? :)) Kulağa bencilce veya kibir dolu gelebilir ama uzunca bir dönem böyle hissettim. İtiraf etmek istemesem de hala hissediyor olabilirim. Ama bunun üstesinden yavaş yavaş gelmek istiyorum.

Üstelik son iki senedir yazdıklarım çok kısa notlar şeklindeydi. Yani paslanmış olabilirim. :) Eğer bu oyuna devam edersem, düzenli olarak yazarsam çok faydasını görürüm diye düşünüyorum.  Umarım beğenirsiniz. (Kısa olmasını görmezden gelin :) )

Kullanılması gereken kelimeler; kedi, film, keman, hasret, ağaç.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...