BCP (Blogları Canlandırma Projesi) kapsamında bu yıl da etkinliğimize devam ediyoruz. Etkinlik için her ay bir tema belirliyoruz ve o temaya uygun film-dizi-kitap üçlüsünden en az birini izliyor-okuyoruz. Ay sonunda yorumlarımızı yayınlayıp, birbirimizin bloglarını ziyaret ederek trafiği ve aktifliği arttırmayı planlıyoruz. Detaylı bilgi için
tıklayın. Etkinliğe katılmak isterseniz yorumlarda belirtin. :) (Etkinliğe katıldıysanız diğer üyelerin yazılarına yorum bırakmayı unutmayın.)
Blogları Canlandırma Projesi kapsamında mayıs ayımızın teması Rus Edebiyatı/Sineması - Spordu. Ayın başında bütün seçeneklerimi değerlendirdim. Okumak ve izlemek istediklerimi belirledim ama bir türlü elim gitmedi hiçbirine. Son olarak Beyaz Gemi de karar kıldım.
Babası ve annesi kendisini daha küçükken dedesine bırakıp giden küçük bir çocuğun, kendinden başka çocuk bulunmayan, orman koruculuğu yapan üç haneli bir yerdeki hayatını okuyoruz.
Dağlarda dolaşıp dedesinin hediye ettiği dürbünle beyaz gemiyi izlemeyi seven bir çocuğun babasının o beyaz gemide çalıştığına olan inancı ve babasına anlatır gibi anlattığı yaşam hikayesini dinliyoruz. Bazen diğer karakterlerin zihnine de misafir oluyoruz. Bu ufak toplulukta kimse minik yavrumuzu ciddiye almasa da dedesi torununu çok seviyor. Kitapta çocuğun dedesi pasif iyiliği temsil ederken, bencil, kaba, saygısız bir başka karakter olan Orozkul ise kötülüğü temsil ediyor.
Hikaye Kırgızların Buğu Boyunun, beyaz renkli bir Maral (Geyik) Ana dan geldiği efsanesi ve küçük çocuğun bu efsaneye olan heyecanı ve inancı ile ilerliyor. Büyük bir hayal kırıklığı -belki ihanet bile diyebiliriz buna- ve kötülüğe olan isyan ile sona eriyor.
Finale dair spoiler yediğim için kitap elimde süründü biraz. Ama kitabın dili ve akıcılığı çok güzel. Finalin toz pembe olmayışı beni rahatsız etmedi. Ama yazarımız final ve kitabın karamsarlığı üzerine gelen eleştirilere dair bir kaç sayfalık açıklama yapmış kitabın sonunda. Özellikle şu kısmı alıntılamak istiyorum;
''Bir düşünceye göre sanat, mutluluğu, sevinci, iyimserliği çağırmalıdır. Doğru sanat, insanı derin düşüncelere de sürüklemeli, insanı sarsmalı, insanda acıma duygusu uyandırmalı, kötülüğü protesto etmeli, insanı üzmelidir. Ayrıca hayatın, ayak altına alınan, yok edilen, küçük düşürülen en değerli yönlerini yeni baştan kurmak, korumak ve kurtarmak ve isteğini uyandırmalıdır."
Kitapta kafamı kurcalayan tek şey karakterlerin inanç sistemini bir yere oturtamamamdı. Tam olarak çözemedim. En kısa sürede Mayıs ayı raporunu yayınlayacağım beklemede kalın. :)