Murat Menteş in; Ruhi Mücerret, Korkma Ben Varım, Dublörün Dilemması kitaplarını geçtiğimiz senelerde okumuştum. Antika Titanik kitabını yarım bırakmıştım. Murat Menteş, yazım dili ve betimlemeleriyle severek okuduğum bir yazar. Tuhaf diyebileceğimiz olay örgüsünde bir miktar fantastik öğelere yer vermeyi seviyor. Aynı zamanda eğlenceli ve ilgi çekici karakterleri ile kendine bağlamayı başarıyor. Kitaplarından pek çok alıntı yapmıştım okurken. Pek çoğunu sevsem de favorim her daim Korkma Ben Varım kitabından; ''Kuşlar göğü terk etmiş. Onlar da bizim gibi canlarını kurtarmak için kafeslere sığınmış olmalılar.'' olacak muhtemelen. Murat Menteş in dilinin ağır, cümlelerinin uzun olduğunu hatırlatmak isterim. Herkese hitap etmez ama bir alışınca bulmaca çözer gibi cümlelerin anlamını çözmeye çalışmak eğlenceli bir oyuna dönüşüyor.
Murat Menteş, bir imza gününde 2001 yılında basılmış deneme yazılarından oluşan Kaosa Mütevazı Bir Katkı kitabı hakkında; "Bunlar sağlıklı bir aklın yazdığı şeyler değil, şu çocuğun (eliyle kendi oğlunu göstermişti) yaşlarındaki bir aklın ortaya çıkardığı bir kitap, o kitapta yazılanların arkasında dursaydım zaten tekrar baskı yapardım," demiş. Yani kısacası yazarla tanışmak için doğru kitap değil.27 Temmuz 2023 Perşembe
5 Haziran 2023 Pazartesi
(BCP Mayıs) Ölümcül Kimlikler - Amin Maalouf (Kitap Tanıtım ve Yorum)
Yazarımız, ait olduğumuz kimliklerin bizi benzersiz yaptığından bahsederek başlıyor kitaba. Etiketlerin insanları ayrıştırdığını söylemesindeki amacı anlayabiliyorum. Ötekileştirmeye sebebiyet verebiliyor ama tüm etiketlerden kurtulmanın sağlıklı bir durum olduğunu düşünmüyorum. Böyle bir durumda toplum bilinci ortadan kalkar. İnsanın bir yerlere ait olma ihtiyacı fiziksel bir ihtiyaç kadar zaruri. İnsan, bir yerlere ait olma fikrine muhtaç. Ve bazı şeylerin kendisine ait olması fikrine. Böyle bir sorunun çözümü sağlıklı bir eğitimden ve saygılı bireyler yetiştirmekten geçer. Başta da söylediğim gibi yazar etiketlerin ötekileştirmeye sebep olabileceği gibi insanları eşsiz kıldığını da belirtiyor.
Sonrasında din ve modernleşme üzerine yorum yapıyor. Dinin gelişimi etkilediği gibi gelişimin de dini etkilediğinden bahsediyor. Tüm insanlığın birlik olacağı bir ütopya (dünyalılaşma) hayalinden bahsederken böyle bir durumun tektip insan kapanına kısılma tehlikesi doğurabileceğinden de dem vuruyor. İleride bir gün dünyalılaşma kavramı gerçekleştirilebilse dahi tek dil şartının hiç kimse tarafından kabul görmeyeceğinin, böyle bir tutumun büyük karmaşalara yol açacağının altını çiziyor.Sorunlara çözüm önerileri getiriyor ardından bu önerilerin ortaya çıkaracağı sorunlardan bahsediyor.
Yazarın olayları çift taraflı eleştirmeye özen göstermesini sevdim. Kitaba başladığımda ilk günler 5 sayfa felan okuyordum her gün. Ama kısa süre içinde yazarın eleştirilerini merak eder oldum ve bir kaç gün içinde bitti kitap. Çok fazla alıntı yaptığımı aşağıda görebilirsiniz. :) Yazarın tüm fikirlerine katılmasam da fikirlerini ilgi çekici buldum. Elimde Doğunun Limanları kitabı da var. Bu sene içinde onu da okumaya niyetliyim. Ayrıca yazarın finaldeki temennisi çok hoştu. En altta paylaştım. :)
- 1976'da Lübnan'ı terk edip Fransa'ya yerleştiğimden beri, son derece iyi niyetli olarak, kendimi "daha çok Fransız" mı, yoksa "daha çok Lübnanlı" mı hissettiğim ne kadar çok sorulmuştur bana. Cevabım hiç değişmez: "Her ikisi de!"
- Her insanda zaman zaman kendi aralarında çelişen ve onu yürek burkan tercihlere zorlayan çoklu aidiyetlere rastlanır.
- Her kişinin kimliği, resmi kayıtlarda görünenlerle kesinlikle sınırlı olmayan bir yığın öğeden oluşur. Elbette insanların büyük çoğunluğu için dinsel bir geleneğe bağlılık söz konusudur; bir ulusa, bazen iki ulusa; etnik ya da dilsel bir gruba; az ya da çok geniş bir aileye; bir mesleğe; bir kuruma; belli bir sosyal çevreye...
- Bu öğelerin her birine çok sayıda bireyde rastlamak mümkünse de, iki farklı insanda aynı bileşimi asla bulamazsınız ve her birinin zenginliğini, kendine özgü değerini oluşturan da işte budur, her varlığın tekil ve potansiyel olarak yerinin doldurulmaz oluşunu sağlayan budur.
- İşte benim de üzerinde durmak istediğim bu: ayrı ayrı alındığında, aidiyetlerimden her biri sayesinde hemcinslerimin büyük bir çoğunluğuyla belli bir akrabalığım var; aynı ölçütleri toplu olarak ele aldığımdaysa başka hiçbir kimlikle karıştırılmayacak, kendime özgü bir kimliğim oluyor.




