Sayfalar

1 Mayıs 2020 Cuma

The Book Of M - Peng Shepherd (Tanıtım ve Yorum)


Konu itibari ile Kafes  kitabına benzeyen ama kapağıyla beni cezbeden bir kitapla karşınızdayım.

Gölgesini kaybeden insanları, kapağını açmayı unuttukları için ağzına kadar dolu bir buzdolabının yanında açlıktan ölmesine sebep olacak raddeye getiren, gizemli bir olayın yaşandığı bir dünya... Ve gerçeklik kavramının değiştiği... Ortadan kaybolan bölgeler, değişen sokaklar, şekilleri değişen hayvanlar...




Ory, böyle bir dünyada, bir hafta önce gölgesini kaybeden eşi Max ile birlikte hayatta kalmaya çalışıyor.  Ve şimdi uzun süredir uzak durmak konusunda kararlı olduğu bir bölgeye gitmek zorunda.  Böyle bir kaos ortamında yiyecek bulmak bir hayli zor. Eşinin her an kendisini unutabilecek olması da işleri pek kolaylaştırmıyor. Fakat gittiği bu yerde karşılaştığı bir kaç kişi, şehri terk edeceklerinden bahsediyorlar. "New Orleans da bir şeyler oluyor" diyorlar.

Geri dönüş yolunda kaybettikleri, döndüğünde karşılaşacağı manzara karşısında önemini yitiriyor.

Ory kayıplarının peşine düşsün, biz; Naz adındaki genç karakterimizin olayların başlangıcı sırasında yaşadıklarını okuyoruz. İran'dan olimpiyatlara katılmak için ayrılan kızımızın yaşamı, hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor bir anda.

Bu ikili arasında gitgeller yaşanırken,  olaylar patlak verdiğinde Ory ve Max in yaşadıklarını, Maxten dinlemeye başlıyoruz.

Her ne kadar Kafes i anımsatsa da konu gerçekten ilginç. Kaybolan gölgeler, anılar ve yaşam becerileri, unuttukca değişen gerçeklik...
Olay patlak verdikten sonra yaşananlar malesef bugünlerde yaşadıklarımıza fazlaca benziyor. İnsanlar öncelikle bunun salgın bir hastalık olduğunu düşünüyor.  Dikkatli davranmaları kendilerini izole etmeleri tavsiye ediliyor. Ancak bunun bulaşıcı olmadığı ortaya çıkıyor. O zaman ortalık savaş alanına dönüyor.




 Bu dünyanın kuralları yok. Kurguya kaos hakim. İsterse epik fantastik türünde olsun, her yeni dünyanın kuralları olmalı. Yazar o kadar fazla şeyden detaylıca bahsediyor ki, "tamam diyorum, kesin meselenin çözümünde rol oynayacak bu" ama pek çoğu fos çıktı.  Kurgunun merkezi fazla dağınık. Max ve grubunun yaşadıkları mı, Toplayıcı'nın araştırması mı, General-Kirmizi Kral çatışması mı, Ory nin arayışları mı temel taşı oluşturuyor, bilemiyorum. Ayrıca şu kitap mevzusu ne kadar evirip çevirsem de bir mantığa oturtamadım. Bu denli ısrarcı olmalarına dair sağlam bir kanıt sunulmaması beni rahatsız etti. Ara sıra karşılaştıkları birinin bu söylentileri destekleyecek söylentilerle ortaya çıkması, bu konudaki ısrarlarını destekleyebilirdi.

Ve sürekli değiştirilen isimler. Bir karakterin ismi bu kadar çok değişmemeli ki, kitapta bunlardan iki tane var.

Unutulduğu vakit değişen gerçekler başta çok fazlasıyla orijinal bir fikir olarak insanın hoşuna gidiyor. Bir süre sonra tadı kaçıyor. (Birinin elektrik şebekesinin harap olduğunu unutmasıyla elektrikler geri geliyor. Buraya kadar tutarlı. Ama artık elektriği gökyüzüne atılan teller sayesinde elde ettiklerinden bahsedince işin suyu çıkıyor bana kalırsa) Bazı olayları fantastik olarak bırakıyor yazar, bazılarını ise bir mantığa oturtmaya çalışıyor.





 Anlatıcının sürekli değişmesi gerekli miydi, emin değilim. Ory, Max, Naz, Toplayıcı...   Dört farklı zamanla devam ediyor kitap. Ory nin olaylardan yıllar sonra kaybettiklerinin peşinden yollara düşmesi, Max in geçmişe dair anlattığı anıları ve yaşadıkları,  Naz ın olaylar ilk başladığında başlayan yolculuğu ve Toplayıcının bu olaydaki yerini ve yaşadıklarını okuyoruz. Her ne kadar Naz karakterini sevmiş olsam bile, bana kalırsa onun için ayrı bir bölüm açılmasa da olurdu. Naz olaylara dahil olduğunda 4-5 sayfada geçmişine değinilmesi yeterliydi.

 Max in anlatımını gerçekten sevdim ama kitap biraz daha uzun olsun diye çok fazla anıya yer vermişler. Pek çoğu gereksizdi bana göre. (Sebebi anlaşıldı)
İlk başta Naz ve Ory nin arasında gitgel şeklindeki bölümleri fazlasıyla tatsız buldum. Bana göre zaman atlamaları karakterleri az da olsa tanımamıza engel olacak şekilde sık ve hızlı olmamalı.

Finalde beni trajik bir olayla şaşırtmayı başarsa bile, kitaplar konusu fazla yüzeysel kaldı.

Bu yıl okuduğum kitaplar konusunda mutlu değilim. Hoşuma gitmeyen çok fazla şey var. Umarım bu huysuzluğumdan değil de, yılların birikimiyle oluşan tecrübeden dolayıdır. :)

Kitaba 3 mü vereyim, 4 mü karar veremiyorum. Sırf orjinal bir fikre sahip olduğu için 4 puan vermek istiyorum ama fazla olacağını düşünüyorum.


16 yorum:

  1. Çok gördüğüm bir kitap du merak ediyordum doğrusu ama sen böyle deyince boşverdim sanırım 🤣🤣 kalemine sağlık ❤️❤️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki beğenirsin. 3-4 sene önce okusam kesin beğenirdim. Detaylar beni bu kadar rahatsız etmezdi.😂😂

      Sil
  2. Bir ara çok görüyordum bu kitabı yorumuna sağlık 😊

    YanıtlaSil
  3. Bu kitabi merak ediyordum listeme ekledim. Ayrintili kinuyu merak ediyordum iyi oldu yaziyi okumak :)

    YanıtlaSil
  4. Bu kitap ilgimi çekiyordu ama olumsuz epey yorum gördüğüm için okuma konusunda kararsızım şuan ☺️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne heveslerle başlamıştım. Bazı kitapları hak ettiğinden fazla şişiriyorlar. 🙄

      Sil
  5. Heyecanla yorumunu bekledim, kesin alırım diyordum ama şu dakka vazgeçtim. Böyle karışıksa kalsın. :D Ellerine sağlık^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında karışık değil, gereksiz detaylı. Kurguya faydası olmayacak pek çok detay var. ☺️

      Sil
  6. Çok değişik bir konuya sahip gibi😮

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Konu olarak orjinal. Boşa harcamışlar resmen. 🙄

      Sil
  7. Çok ilgi çekici görünüyordu bu kitap bana ama reklamlarla abartılmış belli ki. Zaten okuma listeme almakta kararsızdım, şimdi çıkardım gitti, boşa harcayacak zamanım yok 😪 Yorum için teşekkürler! 😋

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanların hevesini kırmak istemiyorum ama yıllardır okuyan kişilerin, kitaptaki eksikliklerden fazlasıyla rahatsız olacağını düşünüyorum. :(

      Sil
  8. Benim seveceğim bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çok karşıma çıkan bir kitaptı sanırım bu yazıdan sonra bir tane edineceğim 😊

    YanıtlaSil

Tasarlamak gerçek bir şeydir; açığa vurulmuş düşler denenmiş demektir.
(İnci - John Steinbeck)